Lee Min Ho, okulun tiyatro kolunun başkanıydı. Park Lu Yin ise onun provalarını bile izlemeyi severdi.
Sonunda bir cesaretle Min Ho'ya mesaj attı. Ancak bambaşka bir taktik uygulayarak.
Hamlet: Oyunculuğun çok kötü. Neden tiyatro kulübünü seçtin k...
Binadan çıkıp okulun bahçesine yöneldim. Spor odasının anahtarını beden hocasına verdikten sonra biraz hava almak istediğim için içeri geçmek yerine banklardan birinde oturup alt sınıf kızların voleybol maçlarını izledim.
"Selam."
Yan tarafımdan gelen ses ile kafamı oraya çevirdim, Soobin gülümseyerek bana bakıyordu. Ufak bir tebessüm ile selamına karışıklık verdiğimde yanıma oturup oturamayacağını sordu. Kenara kayarak ona yer bıraktım.
"Güzel havanın tadını çıkarıyorsun sanırım."
Gülümseyip kafamı salladım. "Sen?"
"Basketbol antrenmanımız iptal olunca biraz bahçede turlamak istedim. Bizimkileri bulamadım bir türlü."
Kaşlarımı çatarak; "Sizinkiler?"
"Hyunjin, Yeonjun, Yoongi falan."
"Ah, şu basketbol takımının önde gelenleri." Dediğimde ufak bir kahkaha atarak başını öne eğdi. Hafif utanmışlık seziyordum.
"Sizi anlıyorum da... Yoongi sunbae o boyla nasıl basketbol kulübüne girdi?"
Soobin bu sefer öncekine kıyasla yüksek bir kahkaha attığında ben de gülmeden edemedim. Yoongi'nin boyu ile ilgili duyduğu ilk yorumlar değildi herhalde.
"Çocuk bir de ikinci kaptan, helal olsun yani."
"Daha fazla devam etme lütfen." Gülerek konuştuğunda kıkırdayarak kolunu patpatladım. Onunla eğlenceli muhabbetler yapabiliyor olmamız iyiydi. Dışarıdan soğuk birine benziyordu.
Biraz daha sohbet ettik. Bir an için kafamı başka tarafa çevirdiğimde çatık kaşları ile durmuş bizi izleyen Min Ho görmüştüm. Yanında da arkadaşı Felix vardı. Yüzümdeki gülüş silinirken onun kendisini sıktığının farkındaydım.
Ah! Ona Soobin ile yakın olmayacağımı söylemiştim değil mi?
Min Ho sert bakışlarını üstümüzde sabitlemeye devam ettiği sırada Felix onun kolundan tutarak bir şeyler söyledi. Muhtemelen sakin olmasını falan söylüyordu. Felix de bana ters bir bakış atıp Min Ho'yu çekiştirerek binanın içine sürüklediğinde kendimi kötü hissetmiştim.
Ayağı kalkıp oradan uzaklaşırken aklımda sadece Min Ho vardı. Umarım bana çok sert bir tepki ile yaklaşmazdı. Soobin ile gerçekten arkadaşça bir muhabbet yürütmüştük. Ama Min Ho'nun bu durumdan hoşnut olmayacağını tamamen unutmuşum...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.