46🎭

3.7K 376 343
                                        

Sandviçimden bir ısırık aldıktan sonra sonra meyve suyumu yudumladım. Basketbol kulübünün antrenmanını izlerken öğle yemeğimizi yiyor, Hyunjin'e buradan destek oluyordu. Gerçekten mükemmel oynuyordu.

"Hala inanamıyorum Hyunjin'in gidip Ahn Seol'e ondan hoşlandığını itiraf etmesine. Çocuktaki özgüven tavan."

Min Ho -ağzında sandviç olduğu için- şişen yanağı ile konuşunca bu haline gülmemek için kendimi tuttum. Aşırı sevimli gelmişti gözüme, sincap gibi.

"Niye inanamıyorsun ki? Zaten biliyordu Ahn Seol'un de hoşlandığını. Zaten bu sayede rahatça açıldı ya."

Ha evet. Hyunjin ile Ahn Seol dün itibariyle sevgili oldular. Sürpriz~

Hyunjin'den bekliyordum ben açıkçası. Çok da şaşırmamıştım Ahn Seol bunu bana haykırarak söylediğinde.

"O da doğru..."

Sandviçim bitince meyve suyundan son bir yudum alıp boş kutusunu çöpe attım ve ayağı kalkıp eteğimi sirkeledim. Min Ho da yemeğini bitirmişti. Meyve suyunu içmeye devam ederken yürümeye başladık binanın içine doğru. Hyunjin'in antrenmanını izlemeye devam etmek isterdik ancak Min Ho'nun provası, benim de sınavım vardı. Zil çalmadan sınıfa gidip biraz ders çalışsam iyi olacaktı.

Sınıfımın önüne gelince Min Ho'ya döndüm. Yüzünü yüzüme yaklaştırıp burnumun ucunu öptü. Hızlıca etrafa bakındım. Neyse ki fazla kişi yoktu.

"Okulda yapma şöyle şeyler, birisi görecek."

"Bir şey olmaz." Deyip bu sefer yanağımı öptü. Omuzlarını düşürerek iç çektim. "Sen ikimizi de disiplinlik etmeden ben sınıfa gireyim."

Güldü.
"Sınavda başarılar."

Ben de gülümseyip el salladım ve içeri girdim. Sırama oturup tarih defterimi açtım ve ezberlemem gereken, daha önceden altını çizdiğim yerleri tekrar tekrar okumaya başladım. Umarım açıklaması kısa olan sorular çıkardı sınavda yoksa öylece kalırdım kağıdın karşısında.

Tarih hocamız sağ olsun ne kadar uzun uzun açıklama gerektiren soru varsa onları önümüze atmaktan çekinmiyordu. Bir gün bu adam yüzünden sınıfça kafayı yiyecektik. Ühü~

Son birkaç gün klasik geçiyordu. Dersler, sınavlar, okul işleri falan. Geçenlerde bir seslendirme işi için ajanstan çağrılmıştım, ama kabul etmedim. Ne yazık ki, artık o kızların yüzlerini görmeye birazcık bile tahammülüm kalmamıştı. Onlara bir araya gelmektense işi kaçırmayı tercih ederdim. Umurumda bile değildi.

Ben zaten hayalimi gerçekleştirmiştim, Hamlet'i seslendirmiştim. Fazlasına ihtiyacım yoktu ki. Ülkede başka ince sese sahip kız mı yok? Bulsunlar bir tane. Ben kimsenin önyargı içeren saçma sapan imalarını ve laf sokmalarını çekmek zorunda değildim.

Min Ho'nun kabul etmem için ısrar edeceğini sanmıştım, ancak o tam aksine anlayış göstermiş istemiyorsan yapma demişti. Zaten beni bi' o anlardı. Dalin kokulum.

İlk maaşım ile babam, annem, ve anneannemi yemeğe çıkarmıştım. Daha doğrusu çıkardığımı sanmıştım. Yemeğin sonlarına doğru babam gidip hesabı ödemişti. Buna başta kırılmıştım ama paramı geleceğim için saklamamı, onları düşünmemin bile yeterli olduğunu söyleyerek gönlümü almayı başarmıştı babacığım, reisim.

Bir daha seslendirme işi yapar mıyım bilmiyorum. Ajansta kayıtlı olduğum için Min Ho'nun amcası bu yolda ilerlerken önümün açık olduğunu, üniversitede de bununla ilgili bir bölüm okuyarak tamamen mesleğim haline getirmemin kolay olacağını söylemişti.

I Did İt | Lee Min Ho Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin