"Sıradaki, Ahn Seol!"
Önümdeki kızın sahneye ilerlemesi ile derin bir nefes aldım. Sıra bana geliyordu!
Tanrı aşkına Lu Yin, seçmelere katılırken aklından ne geçiyordu?! Sen kim tiyatroculuk kim! Gerizekalısın...
Her şeyi geçtim, Min Ho'nun önünde performans sergileyeceğim diye telaşa kapılıyorum buraya gelirken. Ama sonradan öğreniyorum ki Kral Hang Seok rolünü Min Ho canlandırıyormuş! Aman ne hoş. Elemeyi geçemeyeceğim gibi bir de rezil olacaktım.
Normalde Min Ho ile Jihyo yaparlardı ön elemeyi, ama bu sefer tek seçme tek eleme vardı. Bu yüzden Bayan Dahee de buradaydı.
"Tamam, iyi iş çıkardın. Sıradaki, Park Lu Yin!"
Of!
Şuan yer yarılsa da içine girsem keşke.
Min Ho'nun yardımcısı adımı okur okumaz içime dolan panik ile sahneye ilerledim ve basamakları çıktım. Karşısına geldiğim bedenin doğrudan gözlerine baktığında gülümsüyor olduğunu fark etmek kalbime pek de iyi gelmemişti. Rolünü o kadar iyi oynuyordu ki, seçmen ben olsam ona odaklanmaktan üyeleri izleyemezdim.
Bıkmadan sıkılmadan ilk kezmiş gibi oynuyordu. Mükemmeldi!
"Öğrenci temsilcisi Park Lu Yin?"
Beni ismen tanıdığını biliyordum. Bir iki kez ona bazı konularda yardımcı olmuştum. Mesela kulübe katılabilme belgesini bulmasında ve tiyatro kolunun başkanı olabilmesi için gereken belgeyi alması için gibi küçük şeylerde ben sorumluydum.
Ama lisenin ilk senesiydi, uzun zaman geçmişti üzerinden. Hala hatırlıyor olması minik kalbim için koca bir umuttu.
"Senin de tiyatroya ilgin olduğunu bilmiyordum. Öğrenci işlerinden vakit bulup derslere gelebilecek misin?"
Belli belirsiz kafamı salladım.
"Ayarlayabilirim."
"İyi, başlayalım." Ona biraz daha yaklaşıp rol icabı yere uzandım elimdeki kağıdı sıkıca tutarken. O da yanımda diz çöküp elini saçlarıma götürdü. Bunun sadece bir rol olduğunu kendime tekrar tekrar söyleyerek heyecanımı saklamaya çalıştım ve rolüme girdim. Diğer kızlara dokunduğu için kıskançlık krizleri yaşamış, 'bu bir oyun' diyerek kendi kendimi rahatlatmıştım.
Ancak şimdi depar atan kalbime 'sus' bile diyemiyordum.
"Hayır Mae, ölmeyeceksin!"
Texte yazdığı gibi kesik kesik nefesler aldım, ok ile vurulan genç kraliçe, ölüm eşiğinde kralın elini tutar.
"Woryeo Hanedanlığı seninle birlikte büyüsün Hang Seok."
"Hayır! Hayır!"
Rol icabı değil gerçekten ağlayacağım ben şimdi. Bu çocuk neden bu kadar iyi oynuyordu? Sanki benim için ağlayan bir adet Min Ho vardı tepemde. Kesinlikle ileride çok büyük bir yıldız olacak bu, buraya yazıyorum.
Sonunda sahnemiz bittiğinde derin bir nefes aldım ve Min Ho'nun yardımı ile uzandığım yerden kalktım. Bayan Dahee ve tiyatro kolu yardımcısı olan Jihyo kendi aralarında bir değerlendirme yapmaya başladılar. Min Ho da onlara katıldı. Ardından bana döndüler. Sonucu heyecanla bekledim.
Şuana kadar sadece üç öğrenci geçebilmişti.
Bayan Dahee;
"Repliklerini şiir okur gibi okudun Lu Yin. Gerçekten acı çekiyormuş havası yansıtamadın. Ama iyi olan bir şey var ki, partnerine çok uyumluydun. Min Ho ile açıklarını kapattın diyebiliriz. Birkaç prova sonrası daha başarılı bir çalışma sunacağına eminim."
Neden her şeyi bok edip sadece partnerime ayak uydurma konusunda iyi oldum diye bir düşünelim... Cevap çok zor olamasa gerek.
Elindeki kağıda bir şeyler yazdı ve tekrar bana baktı.
"Adını not aldım. Son kez kararımızı vermeden önce seni aklımızda bulunduracağız. Gidebilirsin."
Eğilip saygı selamı verdim ve Min Ho'ya son bir bakış atıp sahneden indim. En azından ufak da olsa bir şansım vardı. Gerçi ani bir kararla seçmelere katılmıştım. Rolü alamazsam pek de şaşırmazdım. Mutlu olduğum şey, Bayan Dahee'nin Min Ho'ya uyumlu olduğumu söylemesiydi.
Bu rolü almanın diğer avantajlı yanı ise, kıskanma gibi bir durumumun ortadan kalkacağı idi.
Buradaki kızlar ona yiyecekmiş gibi bakıyorlardı!
Ben olsam ben de öyle bakarım yani.
Bu arada hikayede geçen tiyatro oyununun adı Woryeo's Flower. Eski bir Kore tiyatro oyunudur. Aslında pek bilinen bir metin değil ama ben seviyorum. Yabancı kanallarda bulabilirsiniz!💜
ŞİMDİ OKUDUĞUN
I Did İt | Lee Min Ho
FanfictionLee Min Ho, okulun tiyatro kolunun başkanıydı. Park Lu Yin ise onun provalarını bile izlemeyi severdi. Sonunda bir cesaretle Min Ho'ya mesaj attı. Ancak bambaşka bir taktik uygulayarak. Hamlet: Oyunculuğun çok kötü. Neden tiyatro kulübünü seçtin k...
