Şakaklarımdan başıma doğru ilerleyen ağrıyı geçirmek için tezgahın üzerindeki tabletten bir tane alıp ağzıma attım. Bu yaşıma kadar hiç böyle bir haksızlığa uğramamış yanlış anlaşılmamıştım.
Evet şimdi yine kimsesiz kalmıştım... Gözlerimden akan damlaları avuçlarım ile silip telefonu elime alıp avukat Hanım'ın numarasını tuşladım.
-"Alo iyi günler Seçil Hanım nasılsınız? Bugün ki yanlış anlaşılma için gerçekten özür dilerim.."
Bıçaklandığım gün hastahanede ilk uyandığımda başımda o vardı. Kim olduğunu sorduğumda Devlet tarafından görevlendirilmiş bir Avukat olduğundan benim ilk gasp edilen kişi olmadığımı bu kişilerin yakalanması için elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.
Bunu daha önce Hifa'ya söylememiş olmam büyük bir hataydı bunu biliyorum. Ama böyle öğrenmesini istemezdim.Ne yapacağım ona gerçeği nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Ona yaklaşmaya birşeyler anlatmaya çalıştıkça kaktüs gibi bana iğnelerini batırmaya canımı yakmaya devam edecek biliyorum.
Abdestimi tazeleyip her daim ona döndürüleceğimi bildiğim onun huzuruna koştum. Bana ondan başka yardım edecek kimse yoktu. Benim zaten ondan başka kimim vardı? Sakin kalmalı ve stres yapmamalıydım.Annem'in ölümü beni çok yıpratmıştı. Annem kanserden dökülen saçlarımı görmesin diye onu aylarca ziyaret edememiştim. Nereden bilebilirdim ki onun benden önce yolcu olacağını..
Abdest şükür namazı kıldıktan sonra uzun zamandır kuran okumadığımı fark edip kuranı kerimi elime aldım ve sayfaları karıştırıp rast gelen bir sayfayı okumaya başladım.
Satırları okurken bir ayet dikkatimi çok çekti. Az uz arapça biliyor olsam da bu ayetin mealini çözümleyememiştim.
Telefonumu elime alıp surenin mealini aramaya başladım. Bu ayet sanki bana söylenmiş gibi bir his uyandırıyordu içimde.
"Andolsun ki,biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir.Elbette Allah,doğruları ortaya çıkaracak,yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır." -Ankebut Suresi-
Allahım benim hep yanımda olduğun için bana yanlız olmadığımı hissettirdiğin için sana sonsuz kere hamdolsun.. Ayakkabılarımı ayağıma geçirip ferahlamak için ormana doğru yürümeye başladım. O ayeti okuduktan sonra içim az da olsa ferahlamış kendime gelebilmeyi başarmıştım,daha doğrusu artık mantıklı düşünebiliyordum..
Eve döndükten sonra yatsı namazımı eda edip yatağıma uzandım.Tavan günler sonra beni boğmaya başlamıştı.Dün hayaller kurduğum bu yatak şimdi kabuslarıma şahitlik ediyordu. Telefonu elime alıp onu fark etmeden çektiğim fotoğrafa sessizce ağlayarak başlamaya başladım.Beynimin içinde kendi kendine kavga eden iki çeşit benden ayrı bir beyin oluşmuştu.
Ne yaptıysam onları susturmayı başaramamıştım. Dayanamayıp kollarımı başıma vurmaya başladım kendi kendime "sus" "sus artık" sus" diye bağırmaya başladım.
Ruhum'un dizginleri kendini bırakmış bende onları tutmaya çalışıyordum. Ama başaramıyordum olmuyordu. Titreyen parmaklarımı birbirine birleştirmeyi başarıp sakinleşmek için derin derin nefesler almaya başladım.
Bir iki üç.. Burundan al ağızdan ver,bir daha..
Saatler kağnı hızında ilerlerken panik atağım gittikçe kötü bir hal almaya başlamıştı. Akşam canım yemek yemek istemediği için ağzıma bir lokma bile atmamıştım. Tansiyonum ve şekerim benimle alay ediyor gibiydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MÜNZEVİ (Tamamlandı)
EspiritualHavanın soğuk olmasından mütevellit deniz kenarındaki taşların birine oturdum.Ucu bucağı olmayan karanlıkta herkese korkunç gelen ama benim geceleri hırçın dalgalarını daha çok sevdiğim deniz..Kokusu..Huzuru.. Dalgalar birbirini kovalarken hava daha...
