Hayatım kabus gibiydi.Bende beyazlı kadının bana musallat olmasını kabul ederek yaşamayı kabul etmiştim.
Ben çocukken annem fakir olduğumuzu belli etmemek için elinden geleni yapardı.Babam da aynısını yapardı.Kamyon şöförüydü kendisi.
Küçükken hiç unutamadığım bir anım şöyleydi biz sürekli motel odalarında kalıyorduk.Ailem ile birlikte kahvaltı yapmak için motelin park yerinin oraya inmiştik.Birden bir çığlık sesi duyduğumu hatırlıyorum.Dışarı çıktığım da yarı çıplak bir adam elinde bir bıçakla koşuyordu.Bıçaktan kanlar akıyordu damla damla yere.Adam park yerinde bir kadının boğazını kesmişti.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Adam daha sonra restoranta doğru koşarak ilerledi.Herkes korkudan kapıları elleriyle tutuyordu.Adam vazgeçmiyordu.Kapıyı açmak için var gücü ile kapıya baski uyguluyordu.Sonunda polis arabası gelmişti.Adam polislere saldırmaya çalıştığı sırada vurularak olay yerinde ölmüştü.
Annem için bardağı taşıran son damla bu olmuştu.O olaydan sonra New York da bulunan Hamilton eyaletinde eski bir apartman dairesine taşınmıştık.Ailem için bu çok büyük bir atılımdı.
Bina çok eski ve rutubet kokuyordu.Komşuların bize bakışlarını ve kendi aralarında birşeyler fısıldadığını hatırlıyorum.O zamanlar çok anlam verememiştim. Hoş karşılanmamıştık.Taşındık ve yerleştik.Kendimizi rahat hissetmiyorduk.
İlk olarak dolap kapakları ile başladı.Onları kapatırdım daha sonra kendi kendine açılırdı. Daha sonra fısıltı şeklinde adımı duymaya başlayarak devam ediyordu. Fısıltılar dolaptan geliyordu. "James,james".
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.