O çıktığı gibi boğazımı temizleyip bana hala aynı kırgınlıkta bakan gence döndüm.
"Neden geldin Minho? Hayatımın yolunda olması zoruna mı gitti? Batıramadığın için üzüldün mü? Dayanamadın mı beni mutlu görmeye? Neden hayatımı tekrar ve tekrar mahvetmek zorunda hissediyorsun kendini?"
Dediğim şeylerle yutkunmuş ve kaşlarını çatarak konuşmaya başlamıştı.
"Bak benim böyle bir amacım yok, ben sadece.. çok iyi bir şirket burası o yüzden tercih ettim." En iyisine gidebilirdi, ama buraya gelmiş şirket iyi diye.
"Bak Minho, bize.." bize dedikten sonra boğazım düğümlenmiş gözlerim dolmuştu. Sesimin titremesini umursamadan konuşmaya devam ettim.
"Bana bunu yapan sensin. Beni bu hale getiren sensin. Ben.seni.görmek.istemiyorum. Anladın mı? Seninle aynı şarkıyı söylemek istemiyorum, seninle ilgili hiçbir şeyi hayatımda istemiyorum."
"Senin hayatın şarkıcılık Sung, ve sen işinden benim için yazdığın şarkılar sayesinde para kazanıyorsun, yani hayatın benim." Yine boğazım düğümlenmişti, sadece benden uzak durmanı istiyorum, çok mu?
"Benimde hayatım sensin Sung, belki tipim birkaç huyum, alışkanlıklarım değişmiştir ama sen benim için değişmedin. Hala aynı yerdesin hatta daha fazlasın bu bedende."
"Hayır değişmemişsin, hala aynı şerefsizsin. Her zaman yalancıydın ama görmeyeli master seviyesine ulaşmışsın. Ayrıca bana şarkı falan yazma, git karına yaz çocuğuna yaz, bana yazma." Şerefsizsin diyene kadar çok kararlı ve güzel ilerliyordum ama sonraki cümlelerde sesimin titremesine ve göz pınarlarımın taşmasına engel olamamıştım.
Karşımdaki gençte suratını kapattığında ne olduğunu anlamaya çalışmış ardından onunda ağladığını görmemle, akan o iki damla yaşım hıçkırıklarla karışmıştı. Onu ikinci defa ağlarken görüyordum.
" 'Hadi ama Minho, biliyorum zor ama toparla kendini. En azından evimize gidelim burada böyle çok üşeyeceksin.'
Büyük olan yıllardır kanserle savaşan annesini toprağa vermiş, mezarın başında ağlıyordu. Jisung kalkmayacağını anlayınca kendi montunu sevgilisinin üzerine örtmüştü.
'Hayır sen sarıl bana, ancak öyle ısınırım.' Jisung büyük bedenin kucağına girip gözlerini ardından da dudaklarını öpüp kafasını boynuna gömmüştü."
"Bak Sung, bilmediğin şeyler var ve ben sana bunu anlatamıyorum." Bilmediğim ne olabilir? Bunca yıl sonra karınla, çocuğunla gözümün içine girmişsin. Bilmediğim ne olabilir ya delirtecek misin beni?
"Öncelikle, bana bir daha Sung deme. İkinci olarak biz hiçbir şey değiliz bana karışıp durma. Üçüncü olarak da benden uzak dur. Tamam bu şarkıyı beraber seslendireceğiz ama bana yılışma, bir şeyler söyleme. İş harici hiçbir münasebetimiz olmasın." Elime iki, üç peçete alıp ayağa kalktım. O da hemen yanıma gelmiş ve karşımda durmuştu.
Benim silmeme izin vermeden kendisi peçeteyi yüzüme çıkardığında sinirle gülüp iki yakasını kavradım ve kendime çektim.
"Dalga mı geçiyorsun lan benimle? Gel sevişelim bir de istersen hı, yapalım mı hemen şurada? Uzak dur diyorum benden, gözyaşımı silmek sana mı kaldı?" Dişlerim sıkarak konuştuğumda bakışlarında gram değişiklik olmamıştı. Herifi korkutamıyorum bile.
"Benim yüzümden ağlıyorsun ve ben buna dayanamıyorum." Anladım, kesinlikle kafayı sıyırdım ben. Gerçek olamayacak kadar saçma çünkü bu olanlar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Only You/Minsung
RomanceGözlerim her şarkı bitişinde olduğu gibi tekrar onun gözleri ile buluştuğunda akan yaşın öylece gitmesine izin verdim. Artık beni kimse düzeltemezdi, o bile. Uyarı! +18 öğeler içerir.
