Belge

2.8K 351 320
                                        

"Sen hemen dökülüyor musun yoksa kendi yöntemlerimi mi kullanayım?" Derince iç çektikten sonra eve geldiğimizden beri olanları anlatmam için demediğini bırakmayan Wonwoo hyunga döndüm.

Şarkıyı söyledikten sonra çok fazla durmamış, zaten yorgun da olduğumuz için gelmiştik. Tabiki Wonwoo hyungtan saklama niyetinde değildim fakat kafam çok karışıktı. Gelir gelmez o kadın kapıyı açmıştı normal aile yaşantılarına dönmüşlerdi.

Minho'nun o kadını görünce ki gülüşü bile canımı yakarken, o bu acıma tuz basıyor gibiydi fakat salaklık bendeydi, ona tekrar bağlanıyordum. Eğer bizim için bir umut görüyor olmasaydım veya onu hala seviyor olmasaydım, bu kadar yakınıma giremezdi. Bunu biliyorum ve kendimi de kandıramıyorum.

"Hyung başımda debelenmeyi ne zaman keseceksin?" Dediğim şey ile bana sinirle döndüğünde oturuşumu düzeltme gereksinimi duymuştum.

"Hemen anlatıyorsun Jisung bey. Bir şey oldu, siz gözden kayboldunuz ve döndüğünde her zamankinden daha çok mal gibiydin, anlat hemen." Aynı sinirle yanıma oturup cümlesine devam ettiğinde bana laf çarpmış olmasını umursamadan bilmem kaçıncı iç çekişimi yaptım.

"Bir adam bana dayıyordu Minho'da görüp beni oradan çıkardı." Hızlıca cümlemi bitirip hyunguma döndüm.

"Bu kadar mı? Peki, nereye kayboldunuz?" Söylememde bir şey yoktu fakat düşüncelerimin karmaşası o kadar büyüktü ki dıştan söyleyebileceğim herhangi bir cümle de patlayacak gibi hissetmiştim.

"Yukarı da bir oda varmış. Girdik, konuştuk."

"Ne konuştunuz?" Cümlemi bitirmeden bağırmasıyla irkilmiştim. "Ne bağırıyorsun beee." Bende aynı şekilde bağırarak karşılık verdiğimde ne yaptığını anlamış ve özür dilemişti.

"Onu beklememi söyledi. Eğer hala seviyorsam bekleyecekmişim ve o da her şeyi düzeltecekmiş. En son bunu dediğinin akşamında o kadınla kameralar önünde poz verip ilanı aşk etmişlerdi." İşte benim aklım bunu asla almıyordu ve almayacaktı da. Minho, ne yaparsa yapsın aldatacak, kandıracak bir insan değildi.

"Ne yapmaya çalışıyor bu çocuk? Neyi bekleyeceksin onu anlamıyorum." Bende anlamıyorum ki, gram anlamıyorum.

"Yarın akşam daha doğrusu bu akşam buraya geleceklermiş ve anlatacaklarmış." Sıkıntılı bir nefes vermiş ve geleceklerini tekrar ve tekrar idrak etmeye çalışmıştım. Onları yan yana görmek bile canımı sıkarken gelip karşıma oturup konuşacak olmaları sinirlerimi bozuyordu.

"Kimle gelecekler?" Wonwoo hyung anlamadığını belli eder bir şekilde baktığında kafamla karşı daireyi işaret ettim. Suratı kusacakmış gibi bir hal aldığında tepkisine gülmüştüm.

"Bizim mekanımıza, o kadınla mı gelecek? Ağzını burnunu kırarım ben bunun Jisung."

"Wonwoo hyung, cidden bilmediğim bir şeyler var ve ben korkmaya başladım. Minho hiç böyle şeylerin adamı değil." Gerçekten de öyleydi. Ona olan sevgim miydi böyle düşündüren yoksa gerçekten içime doğan his miydi, bilmiyorum. Fakat düşündükçe tüylerim ürperiyordu.

"Düşünme Jisung bunlar hakkında. Kendini hırpalıyorsun ve düşünmekle eline bir şey geçmiyor çünkü çok saçma, bütün bu olanlar çok saçma. O yüzden kendini zorlamayı bırak tamam mı? Şimdi uyu ve yarın için iyice dinlenmiş ol. Akşam konuştuğumuzda bakarız, tamam mı?" Wonwoo hyung oturduğu yerden uzanıp bir avucu ile yanağımı tuttuğunda gülümsemeye çalıştım.

En sonunda onu onaylamış ve kendi odama gitmiştim. Temiz kıyafetlerimi seçip, hızlı bir duş almış ardından çıkardığım kıyafetleri giyip yatağıma girmiştim. Her akşam olduğu gibi bembeyaz tavan benim kurduğum hayaller ve düşüncelerle kirlenmişti.

Only You/MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin