Bir zamanlar hepsi bizimdi
Gecenin ardından yine haberleri, manşetleri süslemiştim. 'HAN JİSUNG'TAN LEE MİNHO'YA DİSS' ne demişim de diss olmuş? Sadece Lee Minho'yu tanımıyorum dediğim için diss atmış oldum oh ne güzel.
"Jisung, Jinyoung çağırıyor." Gelen görevli bana başıma gelecekleri haber verdikten sonra kalktım. Sabah sabah neyle uğraşsam diye düşünüyordum bende.
Odaya vardıktan sonra kapıyı tıklatıp derin bir nefes aldım. Kapıyı açtığımda toplanan kurulu görmemle sinirlerim zıplamıştı bile. Tabi benim gözüm tek bir kişide takılıydı, Lee Minho.
"Otur Jisung" Yöneticiden gelen sert sesle hemen önümdeki sandalyeye oturdum. Neden bu çocuk ile karşı karşıya oturmak zorundayım ki?
"Ne hakkında konuşacağımızı bildiğini düşünüyoruz." İşsiz olduğunuz için ağzımdan çıkan iki kelime hakkında konuşacaksınız biliyorum.
"Evet efendim, dün akşamki ödül konuşmam hakkında." Başımı yöneticiye çevirdiğimde oldukça düşünceli olduğunu gördüm. "Neden Minho ile tanışmadığınızı söylüyorsun?" yardımcıdan gelen ses ile sinir kat seviyem artmıştı, hayır yani tanımak zorunda mıyım?
"Çünkü tanımıyorum efendim." Büyükler alaylıca güldüğünde derin bir nefes aldım. Beni buraya ne için çağırdınız?
"Siz aynı şirkettesiniz Jisung nasıl tanımıyorsun? Karşında oturuyor, neden kafanı çevirip bakmıyorsun bu çocuğa? Aranızda olan şey ne, neden düşman gibisiniz birbirinize?" Ardından duyduğum ses ile göğüs kafesim sıkışıyor gibi olmuştu. Ne duymak ne de görmek istemiyordum.
"Aramızda kötü bir şey geçmedi efendim. Şirkete yeni geldim sonuçta ve Han Jisung çok yoğun çalışan bir idol, kendisi ile tanışamadım yani." İstediği zaman çok rahat yalan söyleme özelliği beni cezp ediyordu.
"Öyleyse, tanışın ve bir daha böyle şeyler görmeyelim. Belki beraber bir performans sergilersiniz?" Yok artık, böyle bir şeyi kabul edeceğimi düşünmüyorsunuz değil mi? "Merhaba Lee Minho ben Han Jisung sahne adım Han 20 yaşındayım."
Herkes şaşkınca bana döndüğünde Minho uzattığımı eli yavaşça sıkmıştı. Bu hareket bile gözlerimin dolmasına yeterdi.
"Merhaba seni çok iyi tanıyorum zaten. Ben de Lee Minho sahne adım Lee Know 22 yaşındayım." Elimi anında çekip ayağa kalktım.
"Tamam tanıştık bir daha da kameralar karşısında tanımıyorum demem, hatta en yakın arkadaşım derim. Şimdi gidebilir miyim?" yönetici oturmamı söyleyince geri oturdum.
"Jisung çok fevri davranıyorsun. Dikkat et hareketlerine." Offlayıp kıdemlime döndüm. "Tamam efendim." En azından Minho konusunda durmamıştık.
"Only You'dan çok iyi geri dönüşler aldık Jisung tebrik ederim. Var mı çalıştığın yeni bir parça?" Teşekkür ettikten sonra yeni çalıştığım parçayı anlattım.
"Bu da çok güzelmiş ama ne bu böyle seni esir etmiş aşk acısı. Oysa ki çok eğlenceli bir tipsin nasıl bütün yazdıkların aşk acısı içeriyor?" En sevmediğim konulara gelmiştik işte.
"Herkesin bir yaşanmışlığı var işte." Dediğim şey üzerine Minho'nun iç çekmesiyle herkes ona döndü, derdi ne bunun?
Yöneticimiz bu konu üzerine biraz daha konuştuktan sonra toplantıyı dağıtmıştı.
Tam çıkacakken omzumda hissettiğim el ile durdum. Hayır o bana dokunmuş olamazdı.
"Şey.. yönetici durmamızı söyledi de." Kendimi elinin altından çekip bana duygulu bakan gözleri görmezden geldim. Ardından yöneticinin yanına oturmuştum.
"Jisung biliyorsun ki bu haberlerin ardı arkası kesilmez. Bugün saat üçte gerçekleşecek etkinliğe beraber katılmanızı istiyorum." İtiraz edecekken gelen diğer sesle susmuştum.
"Tabi efendim." Yöneticiye artık nasıl baktıysam açıklama yapma gereksiniminde bulunmuştu.
"Jisung sadece girişte görünseniz yeter. Sana zaten bir metin ezberleteceğiz, basın önünde onu söyledin mi tamamdır. Bu konuda bir sorunun yoktur diye düşünüyorum." Sorun yoktur diye düşünmüyorsun, sorun varsa bile yapmak zorundasınız diyorsun.
"O halde görüşürüz gençler. Konuşmak istiyorsanız biraz daha kalın. İki iyi idol birbirlerinden böyle uzak durmamalı."
Vedalaştıktan sonra çıkan yöneticinin ardından kalkmıştım. "Jisung" gelen ses duraksamama neden olmuştu fakat durmayıp devam ettim. "Jisung dedim." Konuşmak istemiyorum işte ne zorluyorsun?
"Jisung dursana" Durmayacağımı anlayan genç hızla yaklaşarak kolumdan tutmuştu.
"Bir daha sakın bana dokunma." Kolumu elinden kurtarırken konuşmuştum "Ne diyeceksen de." Öylece bakışmayacağız herhalde?
"Tamam suçluyum ama bana böyle davranma lütfen." Ben sana hiçbir şekilde davranmıyorum ki?
"Nasıl davranıyorum?" Minho sanki bu sorunun sorulmasını bekliyormuşçasına cevapladı. "Görmezden geliyorsun, lütfen böyle yapma." Doğru ya gelip boynuna falan atlamam gerekiyor.
"Tamam hyung bir daha görmezden gelmem. Önünde saygı ile eğilirim." Derin bir nefes verdiğinde bir adım geri çekilip bitmek üzere olan konuşmaya döndüm.
"Benimle resmi konuşmak zorunda değilsin, biliyorsun?" Biliyorsun, öyle mi? Neyi bilmiyorum ki zaten ben?
"Seninle ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Seni gerekmedikçe görmek, duymak, bilmek istemiyorum. Seninle ilgili hiçbir şey istemiyorum anladın mı?"
"Tamam bazı şeyler yanlış anlaşıldı faka—"
"Anlamıyor musun ya sen? Yanlış anlaşılan ne? Gayet açık konuşuyorum, Çin'deki şirketten buraya geldin tebrikler ama bana ne? Seni gerçekten gerekmedikçe görmek istemiyorum."
"Hala benim için şarkılar yazarken bunları söylemeni ciddiye almamı beklemiyorsun herhalde." Kapıdan çıkacakken bunları duymamla olduğum yere çakıldığımı hissettim. Hayır gözlerim şimdi olmaz.
"Benim de şarkılarım hala sana, merak etme." Bu dediği şey sadece göz pınarlarımı doldururken kapıyı açıp oradan hızla uzaklaştım.
Kendi çalışma odama koşar adımlarla ilerlerken, az önceki anları aklımdan silmeye çalışıyordum. En azından şu anlık unutmak belki de her şeyi çözerdi. Tabi çözülecek bir şey kaldıysa.
-----------------
İyi okumalar dilerim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Only You/Minsung
RomansaGözlerim her şarkı bitişinde olduğu gibi tekrar onun gözleri ile buluştuğunda akan yaşın öylece gitmesine izin verdim. Artık beni kimse düzeltemezdi, o bile. Uyarı! +18 öğeler içerir.
