Düşüş

4.4K 471 320
                                        

Alkış bitmiş, ışıklar sönmüştü. Koşarak arkaya geldim ve bana daha doğrusu ben ve Minho'ya ayrılan odaya girdim.

Neden birden geldi ki? Neden hayatımın içine bu kadar dahil oldu, anlam veremiyorum. Sadece bir hafta oldu buraya geleli ve şimdiden hayatımı mahvetti.

Onu görmek, sürekli adını duymak zorunda değilim. Peki neden yaşıyorum bunu? Yine düşüyorum ve bu ilk seferki düşüşüm gibi değil, belki de daha acılı olacak.

"Ne yapıyorsun bakalım burada?" Arkamdan duyduğum ve beni kendime getiren sese döndüm. İzinde olan menajerimi görmemle mutlulukla ayağa kalkıp ona sarılmıştım.

"Ne ara geldin Wonwoo hyung?" oda kollarını bana geri sarıp etrafımda döndürmüştü. Gözyaşlarım durmuştu ve hatta kahkaha atıyordum şu an.

"Minho ile düet yapacağınızı söyledi yönetici bende dayanamadım geldim." Aslında hayatımdaki herkes çok düşünceliydi. Benim için on günlük arasını bitirip dönmesi bile beni onlara minnettar ediyordu.

"Ama daha tatilin bitmemişti hyung." Dudak büzerek geri çekildiğimde dudağımın üzerine bir tane geçirmişti, ama ben şu an şefkat istiyorum.

"Seni burada bu halde bırakacak değilim ayrıca o yöneticiye de çok kızgınım. Niye istemediğin şeyleri kabul ediyorsun sen salak mısın?" Yöneticiye nasıl karşı gelebilirdim ki?

"Yöneticimiz sonuçta ne diyebilirim ki." Ters ters bakarak arkamda koltuğa ilerlemiş ardından oturmuştu.

"Beni arayabilirdin değil mi? Ben onlara değil sana çalışıyorum izne çıktım diye unutulmuşuz." Gerçekten sinirliydi ve bende bu yüzden seviyordum zaten onu.

İlk tanıştığımız zamanlarda çok samimi olamadık ama yavaş ve güzel gelişen bir ilişkimiz vardı. Gerçek abim gibi olmuştu.

"Ya Wonwoo hyung öyle demeyelim de, gerçekten seni de üzmek istemedim." Doğruydu, zaten yılda bir tatil yapıyordu ve annesinin yanındaydı sırf derdim var diye çağıramadım.

"Neyse, anlat bakalım neler oldu." Dediği şey ile ödül konuşmasından bu yana gerçekleşen olayları anlatmıştım.

"Ben bu Minho'yu çok pis döverim ama havam bozulur diye karışmayacağım. Gazeteciler birkaç foto çekip sosyal medyaya atmış, sürekli kucağındasın ya. Hayır, ona mı kalmış senin belini tutmak." Allah'ım çok güzel konuşuyor hyungum.

"Ya değil mi? Resmen yapıştı ya gerizekalı. Rahatsız olduğumu da biliyor, derdi ne anlamıyorum ki." Wonwoo hyung bana hak verip birazcık da sövmüştü. Ardından pamuk ve temizleme suyunu getirip önümdeki sehpaya indirdi.

"Dağılan makyajını silelim de insanların karşısına zombi gibi çıkma."

Dediği şey ile gülmüş ardından oturuşumu düzeltip kendimi geriye yaslamıştım. O ise ıslattığı pamuk ile yavaşta yüzümü silmeye başlamıştı bile.

Hem bir şeyler konuşuyor hemde benim yüzüm ile ilgileniyordu. Bu arada kapı çalınmış ve içeriye o gereksiz girmişti.

Wonwoo hyung yeni gelen ve dikilip bize bakan çocuğa göz devirip tekrar bana döndü. Bölünen sohbetimize olduğu gibi devam etmiştik.

"Jisung daha iyi misin şu an?" Sesin sahibine bir şeyler fırlatmamak için zor tutuyordum kendimi. Hayır, kesinlikle dalga geçiyor benimle.

"Sana ne?" Dediğim şey ile oflayarak yakınımdaki koltuğa oturdu. Asla dibimden ayrılma zaten vicdan azabı gibi yapış bana.

"Makyözler öldü herhalde." Wonwoo hyung laf attığını sanan genç ile muhatap dahi olmamış hatta komik bir şeyler anlatmaya başlamıştı.

Only You/MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin