İliklerime işleyen öpücüğün ardından o odadan koşarak uzaklaşmış ve kendimi bir an da kendi dairemde, yatağımda tepinirken bulmuştum.
Kafamı birkaç kere vurduğum yastığı alıp duvara fırlattıktan sonra hırsla yatağın kendisine doğru kollarımı ve ayaklarımı vurmaya başladım. Kriz bana geçiriyor desem yeriydi. Bu olanlar üzerine aldığım o güzel öpücük ile adeta uçmuş göklere erişmiştim.
İçimden olanları idrak etmek için ettiğim birkaç tekrarın ortasında kafama çarpan yabancı cisim ile yatağa gömdüğüm kafamı kaldırıp yan tarafıma döndüm. Hiçte yabancı bir cisim değilmiş oysa ki, kafama oldukça alışkın olan yastığımmış.
"Kendini topla Jisung, ne yapıyorsun sen?" Bu sefer kapıdaki bedene dönmüş ve dedikleri sayesinde birazda olsa kendime gelebilmiştim.
"Ben..sadece, çok heyecanlandım. Baksana hayatım resmen yoluna giriyor." Bu dediğim ile kaşları çatılırken gelip yatağıma oturmasıyla bende duruşumu düzeltmiştim.
"Bu mu düzelmiş hali? Minho geldi seni hala sevdiğini söyledi, gitmesi ve tüm bu yaşananlar onun suçu değilmiş. Oh ne güzel, hemen affet. Öpüşün, koklaşın, yaşayın aşkınızı." Aslında cümleler doğruydu ama bakışı ve ses tonu o kadar dalgalıydı ki, benimle bu konuda böyle konuşacak son insan bile değildi Wonwoo hyung.
"Onu ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun hyung. Tüm bu olanların üzerine tabiî ki bir şans daha vereceğim. Niye yapmayayım bunu?"
"Jisung, artık büyüdün. Kanının nasıl aktığı, kimi sevdiğin, hissettiklerin önemli değil. Hele bu meslekteysen hiç değil. Ya çocuk binbir bela ile dönmüş sana. Amcası ayrı, babası ayrı. Bütün hayranlarınız onu evli sanıyor. Sen ise kariyerinin en uç noktalarını yaşıyorsun. Şu an mantıklı mı bu ilişki? Şirket bunu öğrenirse ne olur sen biliyor musun?"
Bu bir şaka olmalı. Ne yani, şu an mesleğimi mi düşüneceğim ben?
"Hyung, Minho benim için çabalamış. Bunca zaman sonra gelip durumu anlatıp beraber aşmak istediğini söylemiş. Sence, mesleğimi mi önemserim yoksa bana bu hayatı güzelleştiren, bu kadar yükselmemi sağlayan kişiyi mi?" Bu doğruydu. Beni kurtaran, her koşulda yanımda olan, hatta idollükte bu kadar yükselmemi sağlayan bile onu düşünerek yazdığım, bestelediğim şarkılardı.
"Jisung, düşünmen gereken bir kariyerin var. Sen ne kadar kabul etmesen de Minho'dan başka şeylerde var hayatında. Bunun farkına var artık."
"Kariyerim bile onun için yazdığım şarkılarla böyle yükselmişken, bu dediğin mantıklı geliyor mu kulağa?" Bir an gözlerini odağını kaybetse de, hemen bulmuş ve aynı kararlı gözlerle bana dönmüştü.
"İyi, öyleyse şey yapalım. Siz gidin yaşayın aşkınızı, bu kadar kişi sizi izliyorken. Artık magazinlerde, TT'lerde görürüz. Bir köşede akrabalarının sizi öldürmesini bekleriz. Bu yaşananlardan sonra şirketin, ajansların sizin için başlatacağı propagandaları saymıyorum bile."
Böyle söyleyince kulağa birazcık korkutucu geliyordu ama olsundu.
"Wonwoo hyung, zaten kimse kalkıp aşkını öyle ulu orta yaşamayacak. Bak, Minho bu kadar zamandan sonra çıkmışsa bir bildiği vardır. Ben onu tanıyorum, hala tanıdığım Minho o. Sende yanımdasın ve senin sözünden çıkmam bundan sonra, söz veriyorum. Sadece, birazcık dahi olsa tadını çıkarmak istiyorum, onu çok özledim. Benim için kolay değil, evet ama onu çok özlemişim işte. Dayanamıyorum."
Gözleri benimle buluşup daha derin baktıktan sonra büyük bir nefes alıp, yavaşça verdi. Genelde bana yenildiğinde duyardım bu nefesi. Bunu, onun yenilişi olarak kabul etmiş ve "oleey" dedikten sonra kocaman sarılmıştım hyunguma.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Only You/Minsung
RomanceGözlerim her şarkı bitişinde olduğu gibi tekrar onun gözleri ile buluştuğunda akan yaşın öylece gitmesine izin verdim. Artık beni kimse düzeltemezdi, o bile. Uyarı! +18 öğeler içerir.
