Telefonuna art arda gelen mesajların bildirimleri sinir bozucuydu. Jin, sürekli parlayan telefonunu
görmek bile istemiyordu. Önce telefonunun sesini kapattı, daha sonra yatağının yanındaki komodinin üstünde ters çevirdi. Mesajların kimden olduğunu biliyordu bu yüzden bakmasına gerek yoktu.
Gerçekleri öğreneli sadece yarım gün olmuştu. Dairesinde, yalnız başına yatağında yatarken kafası tamamen karmakarışıktı. Evinin kapısını iyice kilitleyip ışıklarını kapatmıştı. Böyle evde yokmuş gibi gözükecekti. Ayrıca Taehyung'un gelme ihtimaline karşı anahtarı kilidin üstünde bırakmıştı. Böylece kilit açılmayacaktı.
Aslında ne yapmasını gerektiğini bilmiyordu. Sadece tekrar aldatılmış hissediyordu. Gerçi, tekrar diye bir şey yoktu. Daha önce hiç aldatılmamıştı. Aldatıldığını düşünmesinin sebebi olan Taehyung, onu asıl aldatan kişiydi. Neden bunu yapmıştı? Onu çok sevdiği için mi? Sadece onu seviyor diye oyuncak gibi oynatmasının hiçbir açıklaması yoktu. Jin kendini cidden çok aptal hissediyordu.
O akşam merakına yenik düşerek Joon ile buluşmaya gitmişti. Aslında bu tanımadığı adama inanmak için hiçbir sebebi yoktu ama, Joon hazırlıklı gelmişti. Seo'nun aldatmış gibi gözükmesi, tamamen Taehyung'un yarattığı bir oyundu. Şaşkınlık, öfke ve hayal kırıklığı tamamen vücudunu ele geçirmiş ve bir hışımla evine geri dönmüştü. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmiyordu. Taehyung'un suratına kuvvetli bir yumruk atmak istiyordu ama, bunu yapamayacağını biliyordu. Ondan ayrılmalı mıydı? Bunu da yapacak gibi gözükmüyordu çünkü gerçekleri öğrenene kadar çoktan Taehyung'a aşık olmuştu bile. Sadece bu gelgitli düşüncelerle bir süre evden çıkmamayı ve Taehyung ile konuşmamayı planladı.
***
Taehyung'un Jin ile konuşmadan geçirdiği günlere tahammülü yoktu. Okuldan ayrı ayrı çıktıkları günden sonra bir terslik olduğunu anlamıştı. Onun için tahmin etmesi çok zor değildi. Sadece neyi öğrendiğini bulması gerekiyordu. Gerçeklerin ortaya çıkması tahmininden daha erken olmuştu. Bu günün elbet geleceğini biliyordu ama bunu düşünmeden yaşamak istemişti. Ne olursa olsun bu yüzden Jin'i kaybetmeyecekti. Sadece Jin'e karşı kendini savunmadan önce ne olduğunu bulmalıydı.
Okulun olduğu bir gün diğerleriyle otururken aralarında sadece Jin eksikti. Diğerleri ne olduğunu bilmiyordu. Bu yüzden Jin'in nerde olduğunu sevgilisine sordular.
"Jin hyung nerede? Bugün dersi yok mu? Jimin soruyu direkt Taehyung'a yöneltmişti.
"Bildiğim kadarıyla bugün dersi var." Namjoon ona sorulmamasına rağmen soruyu cevapladı.
"O zaman neden gelmedi? Bir sorun mu var Taehyung?" Jimin'in asıl cevap almak istediği kişiye sorusunu yöneltti. Taehyung kimsenin hiçbir şey öğrenmesini istemiyordu bu yüzden yüzüne sahte bir gülücük yerleştirdi.
"Sorun yok Jiminshi sadece biraz dinlenmek istiyormuş."
Diğerleri Jin'in sevgilisinden bir sorun olmadığını duyunca sadece başlarını salladılar.
Herkes sınıfına doğru gittiğinde Taehyung aklına gelen ilk kişiyi aradı. Okulda arayacak kadar vakti yoktu bu yüzden direkt numarasını çevirdi. Telefon kısa bir çalıştan sonra açıldı. Taehyung bu duyduğu sesten daha şimdiden nefret ediyordu. "Bir gün bana muhtaç olacağını biliyordum." Karşıdan gelen sinir bozucu tiz ses Seo'ya aitti.
"Jin'e ne söyledin?" Taehyung derin tok sesinde hiçbir duygu barındırmadan sorusunu sordu.
"Jin'i benden almayı sadece oyunlarınla başarabilirdin bunu da yaptın zaten...öğrenmeyecek mi sanıyordun?" Seo, sorusunu duymamışçasına konuşuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eternal Sunshine | TAEJİN/VJİN
Fanfictionİyi biri olduğunda içindeki boşluğu dolduracağını sanıyordu Taehyung. Normal olmak için kendisiyle çatışırken kendisinin bile bilmediği diğer kişiliği Seokjin yüzünden onu ele geçirmeye başlamıştı. Yıllardır süren arkadaşlıkları yön değiştiriyordu.
