29. Bölüm

430 57 50
                                        




"Son mu?"

Jin yavaş adımlarla okuldan çıkarken aklından geçen tek bir kelime vardı. Son. Taehyung'un ne demek istediğini anlamaya çalışıyordu. Onu son kez öpmesini istemiyordu. Her zaman, her durumda ve her istediğinde dudaklarının buluşmasını istiyordu. Asansörde Taehyung'a iyi davranmadığı için kendisine kızdı. 

"Ahh Seokjin şu gururunu bir kenara bırakamaz mıydın?" Yol boyunca düşünüp kendine kızıyordu. Artık bir şeyler yapması gerektiğini hissetti. İçindeki kızgınlık yerini açıklayamayacağı bir huzursuzluğa bırakmıştı. Düşüne düşüne evine doğru yol aldı.

***

Taehyung, Jin'in yanından ayrıldıktan sonra hızlıca kampüsten çıktı ve çıkış kapısından uzak bir yerde beklemeye başladı. Jin'in onu asla affetmeyeceğini biliyordu. Sürekli yaptığını yüzüne vuracaktı ve ona asla güvenmeyecekti. Taehyung artık geri dönüşü olmadığını düşündü. Bu zamana kadar elinden gelen her şeyi yapmıştı. Jin'e aşık olmadan önceki ruh haline tekrar geri dönmüş gibi hissediyordu. Jin sayesinde aştığı o derin depresyon tekrar onu bulmuş gibi hissediyordu. Sadece onu uzaktan izlemek istiyordu, en başta yaptığı gibi. Zaten onu izleyerek sevmeye alışkındı. Ona dokunmak, öpmek, hayal edemeyeceği kadar güzeldi. Şimdi onunla yaşadığı her şey, hayal gibi geliyordu. 

Jin'in okuldan çıktığını görünce yaslandığı duvardan doğruldu. Hava çoktan karardığı için fark edilmediğini biliyordu. Birkaç metre uzağındaki bedenin yavaşça yürüyüşünü izledi. Çok yavaş yürüdüğü için bekleyerek takip etmesi gerekiyordu.

Sanki onunla beraber yürüyormuş gibi hissediyordu artık. Sonbaharın serin havası yerini soğukluğa bırakmaya başlamıştı. Yanından geçtikleri nehir sadece üşütmeye başlatmıştı. Taehyung soğuk havayı içine çekti ve önünde yürüyen adamı takip etti. 

Kalabalık caddeden yavaşça uzaklaştıklarında, Jin evinin olduğu sokağa gelmişti. Taehyung onun güvenli bir şekilde evine girişini izledikten sonra gülümsedi. Bunun onu son görüşü olduğunu biliyordu. Evin ışıklarının yandığını gördüğünde ordan uzaklaştı ve kendi evine doğru yol almaya başladı. O sırada yapması gereken son bir şey olduğunu fark etti ve en yakın arkadaşı, Jimin'i aradı. 

Karanlık sokaklardan geçerken telefon kulağında, en yakın arkadaşının telefonu açmasını bekledi. Birkaç çalıştan sonra telefon açıldı ve parlak bir ses onun ismini söyledi.

"Efendim Taehyungshii."

Jimin'in parlak sesine karşın Taehyung'un sesi soluktu.

"Jimin, benim evime gelebilir misin?" 

***

Jin, dairesine girdiğinde hala düşünceliydi. Taehyung'un "Son" derken neyi kastettiğini bulmaya çalışıyordu. Düşünceleriyle o kadar meşguldü ki, canı yemek bile yemek istemedi. Kıyafetlerini çıkarıp rahat bir şeyler giyip çift kişilik yatağına uzandı ve sağına doğru dönüp ayaklarını karnına doğru çekerek yatmaya başladı. Odası kapkaranlıktı, sokaktaki ışıkların yansımasıyla elindeki telefonu görebiliyordu. Telefonu eline almasının bir sebebi vardı. Taehyung ile çekildiği eski fotoğraflara bakmak istiyordu. 

Galerisinde İkisi için oluşturduğu klasörü açtı. Bütün fotoğraflar karşısında belirdiğinde, en eskiden yeniye doğru yavaşça bakmaya başladı. Dışarıdayken, evde, yataklarında bir sürü fotoğrafları vardı. Onunla geçirdiği her zaman çok değerliydi. Beraber gülerek çektikleri fotoğraflara artık buruk bakıyordu. Her fotoğrafı değiştirdiğinde aklına başka bir anı geliyordu. 

Fotoğrafları geçtiği her saniye daha da hüzünleniyordu. Yavaştan gözleri dolmaya başladı. Soğuk yatağında yorganın altına girip anılarında gezinirken dünyanın en mutsuz insanıydı. Böyle olmak istemiyordu. Taehyung ne yapmış olursa olsun, yokluğu onu en çok kıran şeydi. 

Eternal Sunshine | TAEJİN/VJİNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin