Merhaba tekrardan..biraz uzun bir bölüm oldu ama kafamdaki ilerleyişe göre bazı boşlukların dolması gerekiyordu. Umarım beğenirsiniz...iyi okumalar :)
Okul günü sabahı herkes bahçede oturuyordu. Taehyung'un keyfi pek yerinde değildi. Herkes birbiriyle muhabbet ediyordu ama o çok sakindi. Jimin, onun bu durumunu bildiğinden ona gelen bir soru olunca hemen kendisi cevaplıyordu. Jin tam karşısında oturuyordu ve hiçbir şey yokmuş gibi konuşup, gülmeye devam ediyordu. Duyduklarından sonra onu görmek bile Taehyung'un sinirini bozuyordu. Bakmak istemese bile bazen gözleri istemeden ona kayıyordu ve anlık birbirleriyle bakışmış oluyorlardı. Taehyung ona baktığında Jin'in yüzünde masum bir ifade vardı. Suçluluk duygusundan olacak, kahkaha atsa bile gözleri buluştuğu anda duruluyordu. Taehyungla bazen öyle bir göz göze geliyorlardı ki, sanki Jimin, o gün ona tüm dediklerini Tae'ye söylemiş gibiydi. Jin, Jimin'in bunu yapacağına ihtimal vermiyordu.
"Böyle oturmayı özlemişim ya...çok olmadı ama aylardır beraber gülmüyormuş gibi hissediyorum." Hoseok her şeyden habersiz, sadece uygun olmadıkları için görüşemediklerini sanıyordu. Aralarında esen soğuk rüzgardan haberi yoktu.
"Sınavlar falan geldi arayı açtık ama yine yaparız bir şeyler, tabi erkek erkeğe olmak şartıyla." Jungkook bunu söylerken sevgilisi olan üç arkadaşına baktı direkt. Üçü de üstüne alınsın istedi. "Neyimizi gördün lan, sizi ne zaman boşladık?" Yoongi ve Namjoon kendini savunurken Jin sessiz kalmıştı. Bu konu hakkında hiç konuşmak istemiyordu.
"O zaman bu akşam beraber takılalım?" Jin teklif sunduğunda herkes şaşırmıştı.
"Senden böyle bir teklif almayalı bayağı oldu hyungim...şok içerisindeyim." Jungkook Jin'e laf atarken eğleniyordu.
"Ben gelemem, işlerim var." Taehyung ilk defa ağzını açmıştı. Herkes anında ona döndüğünde o tekrar Jin ile göz göze geldi. "Sen ve gelmemek? Tanrım dünya tersine dönüyor galiba." Ona tekrar güzel yaklaşmaya çalışıyordu. Biraz samimiyet gösterirse yumuşayacağını düşünmüştü.
"Başkasına sözüm olmasa gelirdim. Bir akşam bensiz takılamaz mısınız?" Taehyung konuşurken zoraki gülüyordu. Diğerleri onu zorlamak istemediler ve hemen konu değişti.
Jin ise şaşırmıştı. Taehyung onla konuşmaya çalışır sanıyordu ayrıca teklifi de o sunmuştu. Jiminle konuştuktan sonra yaptığının yanlış olduğuna karar verdi ve Taehyung ile arasını düzeltmek istedi. Yaptığının kendi içinde yanlış olduğunu bilse bile, birinin ona açıkça söylemesini beklemişti. Kendinden bu kadar taviz verip dostunu kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Sadece sakin hareket edecekti. Eğer onu kırdıysa yavaş yavaş düzeltmeye çalışacaktı. Kendince hep beraber takılırken onunla konuşmayı planlamıştı ama Taehyung'dan beklemediği bir cevap alınca planı suya düşmüştü. Jin, Min Seo ile uğraşırken Taehyung'dan gittikçe uzaklaştığını görememişti. Eskisi gibi olmaları için bayağı uğraşması gerekiyordu. Muhabbeti bitirince herkes kendi fakültesine dağılmaya başladı.
"İyi dersler Taehyung." Taehyung diğerleriyle derse giderken Jin arkasından seslenmişti. "Sana da"
Taehyung nasıl davranacağından emin değildi. Bir şeyleri fark ettirmekten korktuğu için hemen ardından Jin'e istemeyecek gülücük attı. "Görüşürüz hyungim"
Bir an Taehyung Jin'in her şeyi bildiğini sandı. Onun masumluğuna üzüldü. kendi içinde yaşadığı duyguları o asla bilmiyordu ki. Onu suçlamaması gerekirdi. Kafasında kurduğu planları Jin ömrü boyunca hayal edemezdi. Sadece arkadaşından özür dilemeye çalışan biriydi o. Dostunun kalbini kırdığı için üzülmüş biri gibi davranıyordu sadece. Taehyung çok anlam yüklememesi gerektiğini biliyordu. Kendisi de kısa bir süre önce ona karşı öyleydi. Sadece onun yakın arkadaşıydı. Arkadaşlık, dostluk derken ne ara bu duruma geldiğini anlamıyordu. Erkeklerden hoşlandığı o dönemde, o öpücüğü görmeseydi şimdi işler böyle olmayabilirdi. Kısacık süren o aptal anı hiç görmemiş olmak istedi birden. Kalbi de aklı da ikiye bölünmüştü. Bazen içinde olduğu durumdan bıkıyor, kendi kendine mutsuzlaşıyordu. Ne hissettiğini bilmediği, kendince takıntı yaptığı bu insanı sürekli düşünüyordu. Daha önce kimseye karşı böyle hissetmemişti. "Ne farkı var? Diğerlerinden nesi farklı?" sürekli bunu sorguluyordu. Daha önce takıldığı kimseden hiçbir farkı yoktu aslında, hatta ondan daha iyilerini de görmüştü. Aşk, hayranlık, bağlılık ya da takıntı... bunlar bir anda olan şeyler değil miydi? "Sadece olması gerekti ve oldu." diye düşündü. Beynini, kalbini kendisi yönetmiyordu sonuçta. Ya da Taehyung, Jin'e aniden farklı bir gözle bakmak istemişti. Bakış açısı değiştiğinde, onun her hareketini, her kelimesini, her zaman gördüğü bedenini şimdi kendi içinde çok başka yorumluyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eternal Sunshine | TAEJİN/VJİN
Fanfictionİyi biri olduğunda içindeki boşluğu dolduracağını sanıyordu Taehyung. Normal olmak için kendisiyle çatışırken kendisinin bile bilmediği diğer kişiliği Seokjin yüzünden onu ele geçirmeye başlamıştı. Yıllardır süren arkadaşlıkları yön değiştiriyordu.
