31. Bölüm/Final

780 60 67
                                        




Jin, telefonu kapattıktan sonra donup kalmıştı. Heyecanla evden çıkacağı sırada hissettiği her duygu tam tersine dönüşmüştü.

"Beni bırakıp gidemez." diye düşündü. Gözleri dolmaya başladığında, kıyafetlerinin de ıslandığını fark etti. Bir anda bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başlamıştı. Gitmesine engel olmalıydı. Artık onu tamamen affetmişken, gururunu bir kenara bırakmışken gitmesine izin veremezdi. Onu çok seviyordu. Her şey böylece bitemezdi.

Evinden çıktığında uzun bir süre taksi aradı. Her ne kadar acele etmeye çalışsa da, bedeni ona ihanet etmiş gibi donuktu. Taehyung'u geri getiremeyebilirdi. Bir anda kafasından eskiden yeniye bütün anıları belirdi. Hepsi bir anda yok olamazdı. 

Ana caddeye çıktıktan bir süre sonra zar zor bir taksi buldu. Jimin ona Taehyung'un Japonya'ya gideceğini söylemişti bu yüzden havaalanında yönünü bulması kolay olacaktı.

Açıkçası Taehyung'un onu bırakıp gideceğini hiç düşünmemişti. Tekrar eskisi gibi olacağını, affedilmek için uğraşacağını düşünmüştü. Böyle düşündüğü kendisini suçladı. Taehyung'un onun için ne kadar uğraştığını görmezden gelip sadece onu suçlamıştı. Şimdi tüm hatalarını telafi edip sevdiği adamı geri döndürmeliydi. 

Taksiye bindiğinde ön koltuğa oturdu. Yağmur yüzünden trafik oluşmuştu ve durum Jin'i daha çok endişelendiriyordu. Önündeki arabaların yavaş yavaş hareket ettiğini gördüğünde, iyice çaresiz hissetmişti.

Uzun bir süre trafiğin azalmasını beklerken sürekli telefonundaki saate bakıp duruyordu. Geç kaldığını düşündü. Ağlaması daha da şiddetlenmişti. Tek başına olmadığı arabada artık şoförü bile umursamıyordu. Bir yanda hıçkırıklara boğulurken, bir yandan dışarıdaki trafiği izliyordu.

***

Taehyung, anonsun yapıldığı yöne doğru yavaş yavaş yürüdüğünde, gözleri sürekli arkasındaydı. Önündeki uzun kuyruğu beklemesi gerekiyordu. Bu, en can sıkıcı kısımdı çünkü daha fazla burada durmak istemiyordu. Beklediği her saniye kararlılığı daha da azalabilirdi. İçindeki güçsüz tarafını bastırmak için çok fazla uğraşıyordu. Eğer bir an olsun bile kontrolünü kaybederse, her şeyi bırakıp evine geri dönebilirdi.

Eğer geri dönerse her şeyin daha kötü olacağını düşünüyordu. Şu an içinde bulunduğu durum ve ortamdan dolayı, hayatına devam etmesi için uygun şartlar yoktu. Yavaş yavaş sırası geldiğinde stresten bacakları titriyordu. 

Bu yaşadıkları hiç adil değildi. Şimdi mecburen sevdiği herkesten uzak kalmak zorundaydı. Gitmeyi çok istese bile, aslında hiç istemiyordu. Sırası geldiğinde pasaportunu görevliye uzattı ve son kez arkasına baktı.

***

Jin, sonunda havaalanına gelmişti. Evinden havaalanına kadar sürede üstü kurumamıştı. Bu yüzden biraz üşüyordu ama bunu umursamadı. Büyük bir endişe içindeydi ve çok stresliydi. Heyecandan eli ayağına dolanmıştı. Taksinin parasını ödeyip arabadan çıktığında ıslanmış vücudu tekrar yağmurla karşılaştı. Havaalanından içeriye girene kadar yağmur tanelerini yüzünü yıkamıştı. Şimdi tüm saçı yağmurun etkisiyle yüzüne yapışmıştı. 

İçeriye girdiğinde büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Gözleriyle kalabalığı tararken ne yapacağını bilemez haldeydi. Şaşkın bakışlarıyla insanları süzerken gitmesi gerektiği yeri bir türlü bulamıyordu. Bu yüzden hızlı adımlarla etrafına bakmaya başladı. Etrafa hızlıca bakınırken tabelalara gözü takıldı. Dış hatlara doğru giden yolu buldu ve koşarak oraya ulaştı. Her yerde çok fazla insan vardı ve bu durum sürekli kafasını karıştırıyordu. İnsanları süzmekten başı dönmüştü. Çaresiz gözlerle etrafına bakarken siniri bozulmuştu. "Çıldıracağım!" diyerek kendisine sinirlendi. Zaman geçiyordu ve hala Taehyung'u bulamamıştı. Sakin olması gerekiyordu. Bu yüzden durduğu yerde derin bir nefes aldı alnına yapışan ıslak saçlarını geriye attı. Giden uçakların yazılı olduğu tabelaya bakarak gitmesi gerektiği yöne doğru ilerledi. 

Eternal Sunshine | TAEJİN/VJİNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin