Uyandıklarında ilk hissettikleri şey huzurdu. Birbirlerinin varlığı sayesinde mutlu hissediyorlardı. O gece ilk defa Jin'den sevildiğini duyan Taehyung ise apayrı duygular içerisindeydi. Sürekli içinden 'başardım' diye düşünüyordu. İstediği insana nihayet ulaşabilmişti ve geriye sadece anın tadını çıkarmak kalıyordu.
Okula beraber gitmeye karar verdiklerinde hazırlanmak için istemeden de olsa yataktan kalktılar. Eğer zorunda olmasalar, tüm günü böyle geçirebilirlerdi. Eğer arkadaşları sorarsa bu sefer önceki gibi beraber kaldıklarını gizlemeyeceklerdi. Belki de yavaştan onların da durumu bilmeleri gerekiyordu. Böylece yalan söyleme ihtiyacı duymayacaklardı.
Taehyung dün gece aceleyle çıktığı için üstü için hiçbir şeyi yoktu. Yatak odasında Jin üstünü değiştirirken Taehyung'un giyecek bir şeyi olmadığını gördü ve bunun üzerine minik bir kahkaha attı.
"Aslında sana pijama bile çok yakışıyor, değiştirmesen de olur." Cümlesini bitirdiğinde, aynada pijamasına bakan Taehyung'a arkasından yaklaşıp beline sarıldı. Şimdi ikisi de aynada kendilerini görüyorlardı. Taehyung, belindeki elleri tuttu ve iyice kavrayarak Jin'i bedenine yaklaştırdı. Daha sonra sol omzundaki surata yüzünü döndü ve dudağına minik bir öpücük kondurdu.
"Ama bu halimle aşırı seksiyim. Emin misin?"
derken yüzünde sinsi bir gülümseme vardı.
Bu sefer Jin, kavradığı bedeni kollarıyla iyice sıktı ve Taehyung'un açıkta kalan boynunu öperken uzun bir süre dudaklarını çekmeyip, huylandırmaya başladı. Taehyung huylanmamak için bir süre dirense de, daha sonra tüyleri diken diken oldu ve ani bir refleksle kafasını Jin'e doğru döndürerek boynunu kapatmaya çalıştı. Sonunda istediğini başaran Jin zafer gülümsemesiyle geri çekildi ve dolabında birkaç kıyafete baktı.
"O zaman sana benim çuvallardan vereyim böylece içinde kaybolursun."
***
Beraber okula gittiklerinde gözleriyle diğerlerini aradılar ama kimseyi göremediler. Normalde bahçede oturdukları yerde şu an başkaları vardı. Onları aramayı düşünürken, gözleri kampüsteki kalabalığa takıldı. Okulda her zamankinden farklı bir kalabalık vardı. Hatta belli bir yerde öğrenciler toplanmış, bir şeye bakıyor gibiydiler. Ne olduğunu anlamak için birlikte kalabalığın içine girmeye karar verdiler. Kalabalığı aştıklarında masada oturan birkaç öğrenci gördüler. Ellerinde broşür vardı ve isteyen herkese dağıtıyorlardı. Jin de diğerleri gibi elini uzatıp bir tane broşür kaptıktan sonra ikisi de kalabalıktan çıktı.
Jin elindeki broşürü dikkatlice okurken, Taehyung da yanında meraklı gözlerle elindeki kağıda bakarak "Neymiş?" diye sordu.
"Mezuniyet balosu yapacaklarmış." Jin mezuniyet kelimesini söylediğinde birden aydınlanmış gibi gözlerini kocaman açtı.
"Bu sene mezun olduğumu unuttum!"
Taehyung, onun bu şapşallığına güldü ve elini omzuna attı. "Çok şapşalsın biliyorsun değil mi?"
"Evet ama yakışıklı bir şapşalım." diyerek Taehyung'a göz kırptı.
Bu sırada uzaktan Jimin'in geldiğini gördüler. Jimin, onları bu şekilde görünce yüzünde imalı bir gülümseme oluştu. İkisine doğru hızlıca koştu ve kocaman sarılmasıyla ikisini de kendine doğru çekti.
"İyisiniz bakıyorum?" Jimin yine ağzından söylememesi gereken cümleler kaçırıyordu. Bu sırada ne dediğini biraz geç anlasa da anında cümleyi değiştirdi.
"Ee ne yapıyorsunuz bakalım?"
Jimin'in sorusuna karşılık Jin elindeki broşürü kaldırdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eternal Sunshine | TAEJİN/VJİN
Fanfictionİyi biri olduğunda içindeki boşluğu dolduracağını sanıyordu Taehyung. Normal olmak için kendisiyle çatışırken kendisinin bile bilmediği diğer kişiliği Seokjin yüzünden onu ele geçirmeye başlamıştı. Yıllardır süren arkadaşlıkları yön değiştiriyordu.
