Okuyup yıldızlamamanız beni bir miktar üzüyor :(
Uyandığında Min Seo göğsünde uyumaya devam ediyordu. Taehyungla arasını açtığında Min Seo ona daha da yakınlaşmıştı. Bu, bir yandan kalbini kırsa da bir yandan da yapması gerekiyormuş gibi hissediyordu. Dün gece beraber eğlenmişlerdi. Min Seo ve arkadaşlarıyla bir barda oturmuşlardı. O zaman mutluydu çünkü sevgilisiyle arası düzelmişti. Ama bir yandan arkadaşlarıyla takılmak istiyordu. Hepsinin işi vardı aslında, kendisine de bunu bahane yapıyordu. Halbuki istese hepsini anında toplayabilirdi. Bir yandan da sevgilisi onu rahat bırakmıyordu. Birden aklına Taehyung geldi. Onu özlemişti. Aralarındaki samimiyeti bozduğu için çok canı sıkılıyordu. Kendi gibi değildi ve çok ödün vermişti. Göğsünde yatan bu kadın için sürekli bir şeyleri değiştirmesi mi gerekiyordu? Bir anda ona sinirlendiğini hissetti. Sol kolunu sevgilisinin çıplak bedeninden çekti ve yataktan kalktı. Üstüne evde giymelik eski bir tişört ve eşofman giydi. Daha sonra Min Seo uyandı ve beraber kahvaltı ettiler.
"Bugün de arkadaşlarla buluşacağız, kesin geliyosun değil mi aşkım?" Min Seo, Jin üstünde baskın olduğu için mutluydu. Artık her şey onun istediği gibi olacak sanıyordu.
"Hmm bugün gelmek istemiyorum sanırım...zaten dün bayağı içtik, sen niye gidesin? Seokjin, Min Seo'nun sürekli eğlenmek istemesine anlam veremiyordu. Tek istediği eğlenmek ve Jin'i yanında sürüklemekti. Kendini biraz çanta gibi hissediyordu.
"Neden takılmayayım Jin? Arkadaşlarımla
eğleniyorum hem yapacak bir şey mi var?"
Jin daha fazla tartışmak istemediği için sustu. "Sen git o zaman hayatım. Bugün dinleneceğim."
Birkaç saat sonra Min Seo gitmişti. Jin ise evde tek başına koltukta uzanıyordu. Çok sevdiği sevgilisi, istediğini yaptığı zaman onu seviyordu. Sorumluluklarının farkında değildi ve çocukça davranıyordu. Düşününce daha çok canı sıkılan Jin derin bir of çekti. Koltukta boylu boyunca uzanıp yavaştan uykuya dalacakken telefonu çaldı. Jiminin aradığını görünce gülümsedi.
"Naber minik çocuk? Sen beni arar mıydın?"
"Ne? Minik çocuk mu? Hemen kapatıyorum
telefonu"
"D-Dur tamam tamam, naber nasılsın?" Jin arkadaşının sesini duymayı özlemişti.
"İyiyim iyiyim bunak şey , asıl sen nerdesin ve ne yapıyorsun?" Jimin, Taehyung'un planını bugün uygulayacaktı.
"Evdeyim de, ne bu sorgulama? İkinci bir sevgiliyi kaldırmam şu an."
"Ha ha ha...uzaktan daha bir komiksin sayın bunak. Aslında sana gelmek istiyorum, yani müsaitsen?"
"Tabi gelebilirsin neden izin istiyorsun? Tek mi geleceksin?
"Evet hyungim başka kim olsun?"
"Tamam gel bekliyorum" Jin çok mutlu olmuştu. Uzun zamandır hiçbiriyle düzgünce oturup konuşamıyordu. Bir anda buna ne kadar ihtiyacı olduğunu hissetti.
***
"Aradım gidiyorum şimdi yanına." Jimin, Taehyung'a rapor vermek için aramıştı.
"Bak konuştuğumuz gibi. Önce normal konuş sonra yavaş yavaş konuya geç. Özellikle bana neden tavırlıymış öğren tamam mı? Zaten her şeyi dinleyeceğim." Taehyung çok heyecanlıydı. Sonunda öğreneceği zaman gelmişti. Sonucu çok merak ediyordu çünkü ona göre hareket edecekti.
Jimin, Taehyung'un ona sürekli aynı şeyleri tekrarlamasından sıkılmıştı.
"Of yeter be. Bir kez daha aynı şeyleri dersen ne konuştuğumuzu nah duyarsın."
" Şşş kızma ya tamam."
Taehyung evinde ordan oraya yürüyordu. Acayip stresliydi. Eğer telefonu dinlemesi gerekmese o an evden çıkıp koşabilirdi.
Jimin eve gittiğinde direkt onu aramadı. İlk önce havadan sudan konuştular. Amacını belli etmiyordu. Konuya girmek için bayağı uğraştı. Bir saat kadar sonra konuya gireceği vakit tuvalete gitti ve Taehyung'a ulaştı. Elinde telefonla bekleyen Taehyung çok sabırsızdı.
"Gerçekten saatlerdir ordasın ve hala konuya giremedin mi?" Taehyung için dakikalar çok yavaş geçiyordu.
"Biraz sakin olmazsan kapatacağım telefonu. Zaten sen üzülme diye salak salak şeyler yapıyorum."
"Karşılığını elbet alırsın jiminshi.." Taehyung daha fazla sinirlendirmemek için huyuna gidiyordu.
"Şimdi yanına gidiyorum asla ses çıkarma tamam mı? Yoksa sıçarız."
"Sesimi kapatıyorum size asla sesim gelmez sen çaktırma yeter." dedi Taehyung.
Jimin tuvaletten çıkıp Jin'in yanına gittiğinde öylesine bir konuymuş gibi aniden konuşmaya başladı.
"Jin hyungim, bu aralar grup biraz dağıldı gibi değil mi?" Jimin konuya doğru yerden girdiğini umarak bir cevap bekliyordu. Bunu duyunca Jin'in suratı düşmüştü.
"Evet farkındayım...biraz da benim yüzümden sanki" Jin, Jiminle dertleşmek istiyor gibiydi. Jimin bunu fark etti ve her sorusuna cevap alacağından emin olarak sordu.
"Biliyorsun aramızdaki her şeyi anlarım. Benden kaçmaz yani...Taehyung'a karşı biraz soğuk davrandığını gördüm. Bir nedeni var mı?"
Jin şaşırmıştı. Ondan böyle bir soru beklemiyordu. Arkadaşından bir şey saklamayacaktı çünkü ona güveniyordu. Güvendiği her arkadaşı arkasından iş çeviriyordu ama Jin bunları göremeyecek kadar kördü. Konuşmalarını sadece ikisinin duyduğunu sanarak devam etti.
"Min Seo, Taehyung'dan pek hoşlanmıyor. Onun bana aşırı ilgili olduğunu görmüş ve rahatsız olmuş. Ne desem ikna edemedim. Ondan biraz uzak durmazsam benden ayrılacağını söyledi. Ben de hiç istemeden ona kötü davranmış oldum." Jimin duyduklarına şaşırmıştı. Bir sorun olduğunu biliyordu ama bu kadarını tahmin etmiyordu.
"Ama o hepimize karşı öyle, çocuğun karakteri bu"
"Off evet biliyorum. Ona da söyledim ama asla kabul etmiyor. Bana özel bir şey sanıyor." Jin içinde bulunduğu duruma çok üzülüyordu. Jimin'e bunları anlatırken bile kafasını ellerinin arasına almıştı ve tamamen yere bakıyordu.
"Sen de hemen onu dinleyip dostundan uzaklaştın yani? Bir kız için?" Jimin, Jin'in bu tavrına sinirlenmişti. Jin başını kaldırdı ve gözlerinin içine baktı.
"Ne yapsaydım? Eğer yapmasaydım benden ayrılacaktı. Başka çarem yoktu."
"Gerçekten onu kaybetmekten bu kadar korkuyor musun? Dostlarını üzecek kadar." Jimin, Taehyung'un duyması gerektiği her şeyi direkt soruyordu.
"Bilmiyorum...ben...emin değilim...çok üzgünüm."
Telefonun diğer ucundaki Taehyung duyduğu her kelimede iyice sinir küpüne dönüşüyordu. "Demek sırf o aptal orospu istedi diye benden uzaklaştı" diye düşündü. Jin'in ondan sırf Min Seo istedi diye kötü davranmasını yedirememişti. En azından onun iki senelik dostuydu. Bunun bile bir hatrı yok muydu? O an hem Jin'in hem de salak sevgilisinin hayatını zindana çevirmeye yemin etti. Zaten yapmak istiyordu ama Jin üzülmesin diye yerinde sayıyordu. Bundan sonra her şey onun istediği gibi olacaktı. Sinirden gözleri yaşarmıştı.
Duyduklarından sonra telefonu kapatıp duvara sinirle birkaç yumruk attı. Daha sonra etrafı birbirine kattı. Hızını alamayıp birkaç kez de bağırdı. Birazcık sakinleşince eline telefonunu aldı ve rehberi açtı. Eskiden takıldığı ortamlarda çok fazla arkadaş edinmişti ve yaptırmak istediği bir şey olunca ulaşacağı çok insan vardı. Arama tuşuna bastığında telefon birkaç kez çaldı. Sonunda açtığında Taehyung hemen konuya girdi.
"Benim için yapman gereken bir şey var."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eternal Sunshine | TAEJİN/VJİN
Fanfictionİyi biri olduğunda içindeki boşluğu dolduracağını sanıyordu Taehyung. Normal olmak için kendisiyle çatışırken kendisinin bile bilmediği diğer kişiliği Seokjin yüzünden onu ele geçirmeye başlamıştı. Yıllardır süren arkadaşlıkları yön değiştiriyordu.
