18

573 57 33
                                    

Levi
Jeanlar gittikten sonra sessizliğe bürünen, normalden biraz daha dağınık olan eve girdi adam. Gözü tatmin olana kadar etrafı düzenledi. Daha sonra cebinden Eren'in verdiği kartı çıkardı ve koltuğa oturdu. Rakamları tek tek tuşlarken duraksadı bir an ciddi bakışlı adam. Heyecanlanmıştı. Başını iki yana sallayıp odaklanmaya çalıştı, heyecanlanmasını gerektirecek hiçbir şey yoktu. Son tuşa da bastıktan sonra telefonu kulağına götürdü. Telefonun üçüncü kez çalışını duyamadan neşe dolu bir ses doldurdu kulağını.

"Hiç aramayacağından korkmuştum! ÇOK HEYECANLANDIM ŞU AN LEVI!"

Yanağının kenarı istemsizce kıvrıldı adamın. Dürüst olacaksa özlemişti bu sesi. Hiç değişmezdi tonu, hangi durumda olurlarsa olsun hep karlı bir günde insanın yüzüne vuran güneş gibi ısıtırdı içini.

"Uzun zaman oldu, Hange."

"Farkındayım aptal! Sohbet etmek isterdim ama Erwin telefondan konuşmamızın güvenli olmadığını düşünüyor. Akşam sana attığım konuma gelebilir misin?"

Bundan sonra kadının sesindeki heyecanı gizleyemeden söylediği adresi bir kağıt parçasına geçirip telefonu kapattı Levi. Yaklaşık üç saati vardı, belki de son beş yıldır geçen en yavaş 180 dakikaydı bu adam için.

Evinin kapısını kapatırken başını mavi gökyüzüne çevirdi. Bulutlar her zamankinden güzel gözüküyordu bugün. Ya da ona öyle gelmişti. Hange böyle bir etki yaratıyordu insanda. Her şey daha güzel geliyordu birdenbire.

Kağıtta yazab konuma gelince derin bir iç çekti ve arabadan indi. İçerisi neredeyse boştu, Erwin'in altın sarısı saçlarını fark etmesi çok uzun sürmedi. Onlara doğru ilk adımını attığı anda ikisinin de başı adeta varlığını hissetmişler gibi kısa boylu adama döndü.

Hange yerinden kalkıp üzerine doğru koşmaya başlayınca geri çekilmeye çalışsa da saniyeler içerisinde kadının kolları arasına hapsolmuştu Levi.
"N-efes alamıyorum Hange, bırak."

Hange kıkırdadı ve tekrar masaya yöneldi. Erwin yüzünde her zamanki gülümsemesiyle ikiliye bakıyordu.
"Uzun zaman oldu Levi, hiç değişmemişsin."

"Sen çökmüşsün ama Erwin."

Sarı saçlı adam arkadaşının hakareti üzerine güldü ve kahvesinden bir yudum aldı. Levi yanındaki sandalyeye oturduktan sonra tekrar konuşmaya başladı.
"Beni buraya neden çağırdığınızı biliyorum."

Hange şaşkın bakışlarını üzerine yönlendirdi.
"Daha bir şey söylemedik ki?"

"Seni ben aradım, anlamamış olsam arar mıydım? Yıllar geçirdik beraber, hareketlerinizi tahmin edebiliyorum artık. Ancak anlamlandıramıyorum. Ne demek oluyor bu Erwin?"

Bir sarışına, bir de kızıla baktı Levi. İkisinin de yüzündeki gülümsemeden eser yoktu şimdi.

"Yardımın lazım, Levi."

I'll tell the stars about you||eremikaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin