-16-

26 3 0
                                    


                                                                 -16-

Mesaj beni afallatmıştı. Kimdi bu? Benden ne istiyordu?

Emir'in Barkın'ın üstüne atlayıp saldıracağını asla düşünmemiştik. Ben dahil neredeyse herkes şaşkınlıkla ona ve onu tutmaya çalışan Anıl ve Çınar'a bakıyordu. Çınar her ne kadar olaya uzak olsa da hatta bir ilgisi olmasa da yardım etmeye çalışıyordu. Emir'in bağırışlarıyla düşüncelerimden sıyrılıp kendime geldiğimde önüne geçtim hemen.

"Emir tamam, lütfen sakin ol."

"Sakin mi olayım?! Sakin olayım! Bu orospu çocuğu seni kullanabilsin ama ben sakin olayım değil mi?! Tamam olayım amına koyayım!"

Siniri bana değildi farkındaydım. Sadece bugün beni o halde görmeyi o da tahmin etmemişti. Bende tahmin etmemiştim. Arkamdan bir hışırtı geldiğinde Barkın'ın yerinden kalkabildiğini anladım. Sana aşık değilim diye bağırmıştı bana. Bana aşık olmadığını biliyordum zaten. Emir beni önünden çekmeye çalıştığında artık neden dolduğunu bilmediğim gözlerimi diktim gözlerine. O da bana baktı. Karmakarışıktım artık. Ben bile bana ne olduğunu bilmiyordum.

"Az oldu bu. Bir ara bir daha yapalım."

Barkın'ın sesini duyduğumda arkamı döndüm. Şu an içimdeki öfke ona mıydı bilmiyorum. Ama sesini bile duymak istemiyordum. Arkamı döndüğüm an ilk gördüğüm şey dağılmış suratıydı.

OHH NE İYİ OLMUŞ.

İçsesim aptal anlarda karşıma çıkıp beni güldürmesini de biliyordu.

Sırıttım.

"Manyak mısın? Ne gülüyorsun? Senin yüzünden dayak yedim."

"Yo." dedim umursamazca ve devam ettim.

"Benim yüzümden değil. Aptallığın yüzünden."

"Ne cüre-"

"Sakın! Sakın bana cüretten bahsetme. Bok gibi kalırsın."

Ağzını bile açamadı. Aptaldı işte. Bende öyleydim. Omzumda bir el hissettiğimde olduğum yerde sıçradım ve hemen döndüm.

"Çınar?"

"Gel geçelim. Bizimkiler gelecek."

"Hadi be! Cidden mi?"

Bodrumdan gittiğimden beri kimseyle görüşmemiştim. Ama benim burada bir hayatım, bir geçmişim vardı. Arkadaşlarım ve ailem vardı.

Ailem.

Ailem vardı.

Geçmişimi ve Barkın'ın aptal suratını o an geride bıraktım sadece. Çınar'ın beni tutup götürmesine izin verdim. Birkaç kişinin daha geleceğini söylemişlerdi. Kuma oturduk. Eksikler yavaş yavaş toplanıyordu. Tamamlanıyordum sanki. Ada, Naz, Talha ve Caner gelmişti. İlkokulda tanışmıştık. İlk Naz başladı konuşmaya.

"Nasılsın Miray?"

Gülümsedim. İyiydim. Hatta ilk defa bu kadar tamamlanmış ve iyi hissediyordum.

"İyiyim siz nasılsınız asıl?"

Talha atıldı birden.

"Sensizlik koydu be gülüm."

"Allahın kekosu."

Böyleydi hep. Kalkıp hafız bile diyebilirdi. Aptal çocuk.

"Nasıldı iyi gitti mi İstanbul?"

Küçük KelebekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin