-28/3-
❝Lâl❞
Phoenix Parkı dönüşü kendimi daha huzurlu hissediyordum. Sanki tüm dertlerimden arınmış gibiydim. Kafam bomboştu. Bunda Valentino'nun payı çok büyüktü. Beni evimdeymiş gibi rahat ve mutlu hissettirmek için çaba sarf ettiğini görebiliyordum. Bir bebek gibi pamuklara sarıyordu sanki beni. Ancak bu rahatlığın ve mutluluğun uzun sürmeyeceğini de hissedebiliyordum. Aslında bu tam olarak negatif düşünce sayılmazdı. Olaylara gerçekçi bakıyordum. Sonsuza kadar mutluluk diye bir şey yoktur.
Otele döndüğümüzde öğle saatleriydi. Valentino telefonda Pietro olduğunu tahmin ettiğim kuzeniyle iş konuşuyordu. Telefonu kapattığı sırada onun "Bahçedeki restoranda birer kahve içelim mi?" sorusuyla onaylar gibi başımı salladım. Bu fikir hoşuma gitmişti.
"Olur, açık havada güzel bir kahve keyfi. Güzel olur."
Biz bahçeye yönelirken bana çok tanıdık bir sesin arkamdan seslenişiyle biraz şaşırmıştım. "Kaçak gelin!" Sesin sahibinin adı dilimin ucundaydı sanki ancak arkama dönüp yüzüne bakana kadar aklıma gelmemişti bir türlü.
Ona döndüğümde ise yüzünde alaycı ve keyifli bir tavır vardı. Şaşkınlıkla gülmeye başladım. Tanju abiydi bu. Kendisi de benim gibi müzikle uğraşan ünlü biriydi. Bir zamanlar onunla aynı yapım şirketi hatta aynı menajerle çalışmıştık. Onun keyifçi yüz ifadesinin yanı sıra ben hayretle gülmüştüm. "Tanju abi." Soru dolu bakışlarımla bir açıklama bekliyor gibiyim. Buraya tatile mi gelmişti acaba? Merak etmiştim ve bu tesadüfe şaşırmıştım aynı zamanda.
Tanju abi ise her zamanki gibi kırklı yaşlarına yaklaşmış olmasına rağmen gençliğe hitap eden trend parçalarla giyinmişti. Her zaman olmasa da bir zamanların metro seksüel erkeklerini de andırıyordu giyim tarzı. Üzerinde yine değişik sembollerle süslenmiş bir yelek ve içinde de hem ona uyumlu hem de şık bir zıtlık oluşturan bir gömlek vardı ve yaka bağır açıktı. Altında ise açık renk dar paça bir kot pantolonla hem komik hem şık görünüyordu ve bunu nasıl başardığına dair hâlâ en ufak bir fikrim yoktu. Sanırım benim belayı çekme gibi ilginç, gizemli ve faydasız yeteneğimle yarışabilecek bir sırrı vardı Tanju abinin. O hep keyifçi ve alaycı biri olmuştu. Hani derler ya dünya yansa el kadar hasırı yanmaz, işte öyle biriydi. Kendisini hâlâ Tarkan gibi bir popstar sanıyor muydu acaba? Bizim amatör dönemimizde kuliste kaprisleriyle çok konuşulan ama aksine herkesle de çok iyi anlaşan eğlenceli biriydi. Hem huysuz hem şeker sayılabilirdi. Beni süzdükten sonra "Neler olmuş öyle ya? Bir de bana çılgın derler, kızım kendi düğününden kaçmak ne?" Hesap sorar gibi değil de daha çok olayı makaraya almak gibiydi sözleri.
Bense başımı önüme eğmiş usulca gülüyordum. "Oldu işte bir şeyler."
Baş işaretiyle selamlaştığı Valent'e bakarak "Yanındaki yakışıklıyla beni tanıştırmayacak mısın çapkın kız?" dediğinde tam ağzımı açacaktım ki Tanju abinin kendi içindeki teorilerini dinlemek bana daha eğlenceli geldi o an. "Bunun için mi terk ettin koca müsveddeni?" Onaylarcasına başını salladı ve ekledi. "Haklı bir sebep."
Ben gülerken "Yo, hayır." diyordum ama o kadar komikti ki açıklayacak kadar bile kendime gelemiyordum. O yine tanıdığım eski Tanju abiydi işte, hiç değişmemişti. Çapkın, keyfini süren, şakacı ve olaylara her zaman komik yanından bakan o çılgın adam. Kimseyi doğrucu Davut gibi eleştirmeyen, rahat takılan bir abimizdi. "Biz Valent'le yeni tanıştık sayılır. Yani... Düğünden sonra." Hemen tanıştırma faslına geçtim. "Sizi tanıştırayım, Valent bu müzik dünyasından değerli bir müzisyen abimiz Tanju. Bizim ülkede ünlü bir isimdir." Tanju abiye döndüğümde ise Valentino'yu damadını inceleyen bir baba gibi baştan aşağı süzüyordu. "Tanju abi bu da Valentino, benim erkek arkadaşım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღ
General Fiction❝ Her şey o gece başlamıştı. Bardan içeri girdim, içkiyi fazla kaçırdım, sahneye çıkıp şarkılar söyledim ve iner inmez hiç tanımadığım bir adamı dudaklarından öptüm. Şaka gibiydi ama güldürmemişti. ❞ ⚝ Tüm geçmişini geride bırakan, kendine yeni bir...
