-39/2-
❝Lâl❞
Soğuk bir sessizliğin ardından durumun ciddiyetini anlayan Selvi gülümsemeye çalışsa da eski enerjisini toparlayamamıştı. "İki haftan daha var canım, acele etmene gerek yok." Elini elimin üstüne koyarak gözlerime baktı. "İyice düşün." Tekrar ultrasona döndüğünde hissettiğim soğuklukla bir kez daha irkildim. Cihazı bir o yana bir bu yana gezdirirken "Gayet sağlıklı görünüyor. Görmek ister misin?" diyerek benden onay istese de başımı aksi yöne çevirdim. Meraktan içim içimi yese de bebeğe bakmak istemedim. Zihnim karmakarışıktı, ne düşünmem ya da ne hissetmem gerektiğini henüz bilmiyordum ve dolayısıyla da küçücük bir bebekten korkuyordum. Ona bağlanmak istemiyordum. Hem de kararım kesin değilken.
Doktor Selvi muhtemelen almayacağımı bildiği için ultrason çıktısını Fuat'a uzattı ve eniştem çıktıyı aldığında temkinli bir biçimde "Selviciğim, şimdilik bu bebek konusu aramızda kalırsa sevinirim. Şerif Bey veya Zuhal haberdar olmasın lütfen." demeyi ihmal etmedi. "En azından Lâl bebek hakkında bir karar verene kadar..."
"Fuat, saçmalama. Tabii ki herhangi bir şey söylemem. Sen uyarmasan bile hasta gizliliği denen bir şey var, her şeyden önce etik değil." Güven veren bir ifadeyle "Bana güvenebilirsiniz." diye ekledi Selvi. Sonra bakışları bana döndü ve "Haftaya tekrar kontrole bekliyorum Lâl, hem bir şeyler içip sohbet ederiz."
Bense sadece başımı sallamakla yetindim. Esasen bir hafta önceden çağırmasının sebebi kararımı gözden geçirmeme yardımcı olmak istediğini düşündürtüyordu bana. Bir doktor olarak hiçbir hastanın kararında etki etmemesi gerektiğini ve de etmeyeceğini iyi biliyordum ancak muhtemelen yakınlığımıza güvenerek ve iyiliğimi düşündüğünden dolayı dikkatli karar vermemi istiyor olmalıydı. Bana sorarsanız sanki buğulu bir rüyanın dışından kendimi seyrediyor gibiydim.
Eniştemle arabada uzun bir sessizliğin ardından kaçınılmaz soru gelmişti. En sonunda "Ne yapmayı planlıyorsun?" diye sorduğunda yanıtını benim bile bilmediğim bir muallaktaydım sanki.
"Bilmiyorum."
"Bana sorarsan, bebeğin babasıyla konuşmalısın. Bu birlikte vermeniz gereken önemli ve ciddi bir karar."
"Ona söylersem vereceği tepkiyi çok iyi biliyorum, enişte. O baba olmayı çok istiyor. Üstelik ayrıldık biz, nasıl konuşabilirim onunla bu konuyu?" Sağ elim saçlarımın arasından geçtiğinde ofladım. "Kafam çok karışık. Korkuyorum. Ona anne olmak istemediğimi defalarca söylemiştim." Derin bir nefes alıp duraksadım. "Bu... Aramızda kalsın bir süre. Ağzından falan kaçırıp ablama sakın söyleme."
"Saçmalama. Selvi'yi uyarmışken gidip de ben söyleyecek değilim herhâlde. Merak etme, sırrın benimle güvende." Yüzü daha ciddi bir hâl aldığında ekledi. "Ama babasından bu durumu saklamamalısın, Lâl. Bana soracak olursan ona bunu söylemelisin. Bu yalnız verebileceğin bir karar değil."
Bunun farkındaydım. Haklıydı, yalnız verebileceğim bir karar değildi ama her şey o kadar karışıktı ki tam da böyle bir durumda ona bir bebeği olacağını söyleseydim beni asla bırakmazdı. Hazır olmadığımı bildiği hâlde bebeğin doğmasını isterdi. Ancak ben böyle bir şeye hazır mıydım? Hiç sanmıyordum. Arafta gibiydim. Ben tüm bunları düşünürken eve gelmiştik. İçeri girdiğimizde ev hâlâ sessizliğini koruyordu. Anlaşılan daha gelmemişlerdi.
Odama gitmek için merdivenleri çıkarken Fuat elindeki ultrason filmini elime tutuşturdu. "Belki bebeğini görmek istersin."
Ne diyeceğimi bilmeyen bir ifadeyle kısa süre eniştemle bakıştıktan sonra merdivenlerden yukarı çıktım. Odama girdiğimde kapattığım kapıya yasladım ve nefes aldım. Zita'nın söylediklerini de düşünmeden edemiyordum. Benden hazzetmeyen birinin söylediklerine ne kadar güvenebilirdim bilmiyordum ama şüphe tek gerçekti. Başkanın Valentino hakkında söylediklerine ve sunduğu kanıtlara inanmamın en güçlü sebebi de buydu. Kim söylerse söylesin içinize sızan şüpheyi tamamıyla mantık dâhilinde değerlendiremiyordunuz. Zita'nın söyledikleri de hiç öyle azımsanacak cinsten değildi. Valentino'nun Andrea takıntısı, bu kadar ateşli bir biçimde bebek istemesi bir esaretin kusursuz dizilmiş planından ibaret olabilir miydi? Gerçekten bunları düşündükçe delirecek gibi oluyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღ
General Fiction❝ Her şey o gece başlamıştı. Bardan içeri girdim, içkiyi fazla kaçırdım, sahneye çıkıp şarkılar söyledim ve iner inmez hiç tanımadığım bir adamı dudaklarından öptüm. Şaka gibiydi ama güldürmemişti. ❞ ⚝ Tüm geçmişini geride bırakan, kendine yeni bir...
