-38/1-
❝Lâl❞
Valentino'yla karşı karşıya geldiğimde ne yalan söyleyeyim çok panik olmuştum ancak belli etmemeye çalışıyordum. Burada ne işim olduğu konusunda mantıklı bir açıklamam yoktu. Öte yandan yaptığım şeyden memnun değildim. Valentino gelmeden önce yerleştirdiğim cihazı geri alıp almama konusunda kendi içimde büyük bir ikileme düşmüştüm. O kötü ve sandığımdan daha karanlık biri bile olsa ben Valentino'yu seviyordum. Gurursuzca. Evet, bu doğruydu ne yazık ki. Aşk bir günde bitebilecek bir şey değildi ki öğrendiğim şeylerle ona olan sevgimden vazgeçebileyim. Beni kandırdığı, aptal yerine koyarak aşağıladığı için ondan nefret ediyordum, çok öfkeliydim ama ona olan aşkımdan öyle kolay vazgeçemiyordum. Ve o bana ne yaparsa yapsın sevdiğim adama böyle büyük bir zarar vermek istememiştim. Anlık öfke deyin, aptallık deyin ne derseniz deyin ama yaptığım şeye şimdiden pişman olmuştum. Ancak çok geçti sanırım. Valentino gelmişti ve ben o cihazdan kurtulamıyordum. Soru dolu gözlerle bana bakan adama "Şey... Seni arıyordum." dedim basitçe. Bu çok amatör bir yalandı ama karşımdaki adamın çok da üzerinde durmadığını görmek rahatlatıcıydı.
Bana yaklaştı ve kollarını belime sardı. "Şimdi biraz daha iyi misin?"
"Ah, evet. Başım tuttu, halsizdim. Dinlenince geçti."
Hesap sorar gibi bir ifade takınırken nazikti. "Yanına kimseyi almadan dışarı çıkmışsın. Nereye gittin?"
Göz göze gelmemeye çalışarak "Hava almaya çıkmıştım." yanıtını verdim.
"Bir daha adamlarım olmadan çıkma, bu senin için tehlikeli olabilir. En azından Montrel seninle gelsin."
"Tabii, olur." İçimde anlamlandıramadığım bir tedirginlik vardı. Kontrolüm dışında bir soru çıktı dudaklarımdan. "Romano'ya ne oldu?"
Az önceki ilgili ve nazik tavrından ve yumuşak yüz ifadesinden eser yoktu. Kaskatı kesilmiş bir biçimde acımasız ifadesini takınarak belimdeki kollarını gevşetti. "Gereken yapıldı."
"Yani?"
"İnfaz edildi." Benim ifadesizce donup kaldığımı gören adam tüm kayıtsızlığını takınarak ekledi. "Romano aileye ihanet etti. Aile benim. Ailede affedilmeyen tek şey aileye ihanettir."
Usulca yutkundum. Esasında bundan daha doğal bir şey olamazdı. İhanet büyük bir suçtu ama karşımda tanıdığım Valentino'dan çok farklı bir adamı gördüğümden olsa gerek ister istemez gerilmiştim. "Bazen sana inanamıyorum."
"Seninle işim hakkında konuşmak hoşuma gitmiyor." Buyurgan ve tamamıyla işine odaklanmış bir adam vardı karşımda. Gözlerinde keskin ve acımasız bir gerçeklik vardı ki bu da aylardır uyuduğum rüyadan beni uyandırmaya yetmişti. "Seni kötü etkiliyor." Kısa bir sessizliğin ardından tekrar kolları belimi sararak "Hadi çıkalım." dedi ve beni odadan çıkardı. Dokunuşları beni güvende hissettirirken hem onun bana söylediği yalanlar, tüm bu kandırmacalar hem de benim ona ihanetim doldu aklıma. Tadım kaçtı, diken üstünde hissetmeme sebep oldu bu.
Yatak odasına geldiğimizde aklım hâlâ çalışma odasındaki ses kayıt cihazındaydı. İçim bir türlü rahat değildi. Aklımda aniden Valentino'nun az önce söyledikleri yankılandı.
"Ailede affedilmeyen tek şey aileye ihanettir."
Pişmanlık duyalı çok olmuştu. Artık çok geçti. Onun bana yaklaşması, dudaklarını boynuma sürtmesiyle kendimi geri çekmeye çalıştım ama başaramadım. Aklım ve kalbim bana birbirinden çok farklı emirler veriyordu.
Yatağın kenarına oturan adam beni kendine çekip kucağına oturttu. Yüz yüze geldiğimizde kollarımı ona sarmıştım. Benimle sevişmek istediğini hissediyordum, buna bir bahane bularak karşı koymam gerektiğini de biliyordum ama kendime engel olamıyordum. Onunlayken duygularımı ve hareketlerimi kontrol etmem mümkün değildi sanki. Aklım karışmışken onunla olmaya isteksiz gibi davransam da vücudumda yanıp tutuşan ve volkanik bir patlama gibi harekete geçen tutkuya karşı koyamıyordum. Belki de son gecemizdi bu. Kendimi ana bırakmalıydım. Son gecemiz olduğunu hissediyordum ve bu gerçeğin verdiği gerginlikle Valentino'nun dokunuşlarına karşılık verdim. Uzanıp komodinin çekmecesinden çıkardığım prezervatif paketini ona uzattım. Gözlerini devirerek kabul ettikten sonra beni kalçalarımdan tutup üzerine oturturken dudakları boynumla nemli ve tutkulu izler bırakarak göğüslerime indi. Sert ve haşin bir biçimde göğüs uçlarımı dişlerinin arasına alıp emmeye ve dişlemeye başladı. Bense bu sırada onun yönlendirmeleriyle kalçamı indirip kaldırırken nefesim kesilmişti. Onun üzerimdeki etkisine her defasında inanamıyordum. Kalçalarımdaki eli beni aşağı yukarı yönlendirirken hızlandım ve kulağıma dolan iniltilerine kendi kontrolsüz inleyişimle karşılık verdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღ
Ficción General❝ Her şey o gece başlamıştı. Bardan içeri girdim, içkiyi fazla kaçırdım, sahneye çıkıp şarkılar söyledim ve iner inmez hiç tanımadığım bir adamı dudaklarından öptüm. Şaka gibiydi ama güldürmemişti. ❞ ⚝ Tüm geçmişini geride bırakan, kendine yeni bir...
