-13/2-
❝Valentino❞
Ertesi gün gözlerimi araladığımda sabah güneşinin ışıltısıyla kendime geldim. Bir sır gibi gizemini koruyan kadınsa yanımda öylece uyuyordu. Sessizlik yemini etmiş güzeller güzeli bir melek gibi.
Düşündürücüydü. Birinin bir melek mi yoksa şeytan mı olduğunu yüzündeki masumiyetten, bakışlarından anlayabilir miydik? Emin değildim. Benim gibi karanlık bir dünyanın parçası buna ancak gülerdi. Öte yandan insanları çok iyi tanıyan biriydim. Eğer yanımda yatan bu kadın beni yanıltırsa büyük hayal kırıklığına uğrardım doğrusu.
Gözlerim melekleri bile kıskandıracak güzellikte uyuyan kadında kilitlenip kaldı. Dün geceki yemekte masaya döndükten sonra ağzını bıçak açmamıştı. Holde tartıştığım kadınla masaya dönen kadın arasında büyük fark vardı. Ne olmuştu? Ne değişmişti? O kısa dakikaların değiştirdiği sırrı çözemiyordum.
Aslında Lâl tam manasıyla bana yabancı biriydi. Evet, onu yıllardır tanıyor gibiydim. Onun enerjisi çok farklıydı ama hakkında hiçbir şeyi bilmiyordum. Tamamıyla bir gizemden ibaretti. Sırdı. Ve ben bu sırrı nasıl çözebileceğimi bilmiyordum. Ağzından geçmiş yaşantısına dair en ufak bir söz çıkmıyordu. Küçücük bir detay bile. Geriye tek bir yol kalıyordu. Hiç istemediğim hâlde bunu yapmam gerekiyordu. Madem onun bana anlatacağı yoktu, öyleyse geçmişini öğrenmek bana düşüyordu. Gücümü ve bağlantılarımı bu yüzden kullanmak istemiyordum. Onun bana açılmasını, kendi isteğiyle anlatmasını istiyordum. Ancak belli ki ne kadar beklersem bekleyeyim bu olmayacaktı. Belki de onun bile unutmak istediği şeyleri gün yüzüne çıkarmaya çalışıyordum ve bu da kadını rahatsız ediyordu.
Onun uyuduğuna emin olduğum sırada odanın kapıyla ayrılan sol kanadına geçip adamlarımdan biriyle bu konuda konuşup talimat verdim. Artık tek bir sır bile kalmayacaktı aramızda. Bense merak ettiğim tüm sonuçlara ulaşacaktım.
Geri döndüğümde Lâl çoktan uyanmış, yatakta kollarını açmış esniyordu. Melanie meselesinden beri aramızdaki buzlar erimek bilmemişti. Beni kızdırmak için tüm yolları denemiş, her türlü misillemeyle çıkmıştı karşıma. Hepsi de beni bir öncekinden daha fazla kızdırmayı başarmıştı. Beni hangi noktalarımdan vuracağını çok iyi biliyordu doğrusu. Tüm zaaflarıma kör bir nişancı da olsa tam on ikiden vuruyordu. Beni bu kadar az tanımasına rağmen sanki tüm zayıflıklarımı keşfetmiş gibiydi. Aramızdaki bu çekim, birbirimizi kitap gibi okumamız ama tam aksine birbirimizin hayatı hakkında en ufak bir fikir sahibi bile olmamamız... Bu o kadar ilginçti ki tarif edemiyordum. Birini ya tanıyorsunuzdur ya da tanımıyorsunuzdur, ortası yoktur. Hayatta her şey benim için işte bu kadar basitti.
Ta ki Lâl hayatıma girene kadar... Rüyalarımın kadını Lâl. Mecaz değildi bu, gerçekten rüyalarımın kadınıydı. Ve ben o kadının yatağımda esneyişini seyrediyordum. "Günaydın."
"Günaydın." Pek sabah insanı değildi Lâl, birlikte olduğumuz süre zarfı içerisinde bunu anlamıştım. Sabah uyandığında suratsız oluyordu. O hâli bile öyle etkileyiciydi ki... Ancak bilirsiniz, bir kadının yüzüne asla bunu söylememeliydiniz. Sonuçta kim ömür boyu suratsız bir kadınla yaşamak isterdi ki?
"Nasılsın?"
"İyiyim."
"Aç mısın? Odaya kahvaltı söyleyeceğim."
Yanıt bile verme gereksinimi duymadan başını iki yana salladı. Bu keyifsizliğin de ötesinde farklı bir tavırdı. Kafası dolu gibiydi. Başka şeyler düşünürken beni geçiştiriyor gibiydi.
Ona neler olduğunu sormamak için kendimi çok zor tutuyordum. Bir süredir bekleyen, konuşulmamış bir konumuz vardı üstelik. Bunu konuşmalıydık. "Lâl, seninle konuşmam gerektiğinin farkındayım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღ
Fiction Générale❝ Her şey o gece başlamıştı. Bardan içeri girdim, içkiyi fazla kaçırdım, sahneye çıkıp şarkılar söyledim ve iner inmez hiç tanımadığım bir adamı dudaklarından öptüm. Şaka gibiydi ama güldürmemişti. ❞ ⚝ Tüm geçmişini geride bırakan, kendine yeni bir...
