⚝ Halikarnas'ta Bir Gece | 36/2

14.3K 951 64
                                        

-36/2-

❝Lâl❞

Gece korktuğum için televizyonu açmıştım, bir ses bir nefes olur diye düşünmüştüm. Ancak televizyonu açmak şöyle dursun, herkesi başıma toplasam da olacak bir şey varsa engel olamayacağımı iyi biliyordum ve bu gece bunu bir kez daha anlamıştım. Bu yüzden başkanın içeri girdiğini kimseye söylemedim. Başıma bir şey gelip gelmeyeceği umurumda değildi çünkü Valentino'nun ortada olmaması gibi daha büyük bir derdim vardı. Zaten bana bir şey yapamayacağını biliyordum, yapsaydı çoktan yapardı. Bana zarar vermenin akıllıca olmadığını o da biliyordu. Başkanın derdi çok başkaydı, büyük oynuyordu.

Sabah televizyonun sesi hafifçe kulağıma gelirken gözlerimi kapının tıklatılmasıyla araladım. Yavaşça kalkıp kapıyı açtığım sırada Montrel kat görevlisi gibi giyinmiş bir kadının üstünü dikkatle arıyordu. Kadın bana dönüp "Ben genel temizlik için gelmiştim." dediğinde üst araması bittiği için içeri buyur ettim.

İçeri geçtikten kısa bir süre sonra televizyonda Vural'la ilgili bir haber çıktı karşıma.

"Yol kenarında feci şekilde darp edilmiş bir biçimde bulunan Vural Sezer hastaneye kaldırıldı. Doktorların söylediğine göre durumu ciddiyetini koruyor."

Onu kaçıran köstebek her kimse belli ki ailesine bırakacak kadar kendini tehlikeye atma zahmetinde bulunmamıştı. Öyle ya da böyle Vural güvenli bir şekilde ailesine ulaşmıştı. Henüz ölmemişti. Ne derler bilirsiniz, kötüye bir şey olmaz. Hâlâ tedirgindim. Vural tekrar ayağa kalkıp benimle uğraşacaktı, daha da kötüsü ailede bir hain vardı. Ve biz kim olduğunu bile bilmiyorduk. Valentino'nun akıbeti belli değildi. Başkanın söyledikleri aklımı kurcalamaya devam ederken Valent'in iyi olup olmadığı sorusu her seferinde tüm soru işaretlerinin önüne geçiyordu. Temizlikçi kadın işini yaparken ayak altında dolaşmak istemediğim için Alex'i de yanıma alıp terasa hava almaya çıktım. Bu belirsizlik hâli beni öldürüyordu. Üstelik bu durumun ne kadar süreceği bile belli değildi. Bir gün mü, bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Hiçbir şey belli değildi. Pietro her gün belirli saatlerde arıyordu, güvende olduğumdan ve bir şeye ihtiyacım olmadığından emin olmak için sürekli yokluyordu. Alex'i geniş terasta gezdirirken kafam durmuş gibiydi. Başkanın söyledikleri doğru olabilir miydi? Bu mümkün müydü? Normal biri olmadığını Valentino'nun kendisi de itiraf ediyordu. İstediği şeyleri elde etmek için her yola başvurabilecek tehlikeli ve acımasız biri olduğunu hiçbir zaman inkâr etmemişti. Benim bildiğimden daha farklı bir yüzü olduğunu da her fırsatta söylemişti. Kast ettiği şey bu olabilir miydi? Bu soru işaretleri aklımı kurcalarken Valentino'yu düşünmeden edemiyordum. Ne olursa olsun önce onun iyi olup olmadığını öğrenmeliydim. Onu deli gibi özlemiştim ve çok merak ediyordum.

Her gün bin beş yüz kere yaptığım gibi yine Pietro'yu aradım darlamak için. Onun aramaları dışında gün içinde ben de defalarca arayıp Valent hakkında bir haber koparabilir miyim diye arıyordum.

Bu duruma alışmış bir biçimde telefonu açan Pietro'nun sesi bezgin çıkıyordu. "Alo, Lâl. Yine mesaiye başladın anladığım kadarıyla."

İmalı konuşmasını göz ardı ederek "Valentino'yla ilgili hiç haber yok mu? Herhangi bir gelişme?" diye sordum selamsız sabahsız.

"Ah, Lâl... Her gün sormaktan yorulmayacak mısın?"

"Hayır, tatmin edici bir açıklama, bir cevap almadan sormaya devam edeceğim Pietro!"

Kısa bir sessizlik olmuştu aramızda. Ona düşünmesi için biraz zaman verdim. Benden kurtulamayacağı konusunda ikna olmalıydı. Arkada konuşmaya benzer sesler duyuyor gibiydim. Hatta Valentino'nun sesini duyduğuma yemin edebilirdim. Belki de onu öyle çok özlemiştim ki herkesin sesini ona benzetiyordum.

Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin