⚝ Halikarnas'ta Bir Gece | 43

12.7K 762 36
                                        

-43-

GEÇMİŞ

Kadın, az önce oturduğu yerden titreyerek kalktı ve korkuyla battaniyeye sarılı hareketsiz bedene gözlerini dikti. "Sesi soluğu kesildi." dedi Seval Hanım. Duymaktan ya da görmekten korktuğu şeyle yüzleşmemek için birkaç adım geriledi. "Kızım... Kızıma bir şey mi oldu?"

Şerif Bey soğukkanlılığını koruyarak psikoloğa döndü. "Bir şey olup olmadığına bak." Tedirgin olsa da karısındaki korku ve endişeden eser yoktu.

Adamın yaklaşıp battaniyeyi usulca açtığı sırada elleri titriyordu ancak soğukkanlılığını korumaya çalışıyordu. Battaniyeye sarılmış küçük kızın donuk gözleri tek bir yöne aralıksız bakıyordu. Önce gözlerinin açık olduğunu görünce yaşadığını düşünüp sevinse de dönük bakışları her şeyi anlatıyordu. Nefes almıyordu. Nabzına baktı. Atmıyordu.

Ölmüştü.

Psikolog hiçbir şey söyleyemeden korku dolu bakışlarını başkana dikti. Bu olayın duyulacağına emindi. Sahte diploması da dâhil her şey açığa çıkacaktı. Bir daha bu mesleği yapamamak şöyle dursun, ömrünün sonuna kadar hapiste çürüyecekti. Onu hayata döndürmek için işe yaramayacağını bilse de kalp masajı, suni teneffüs gibi şeyler denedi, hiçbir işe yaramamıştı.

Şerif Bey ise kendisine bakan adamın ne demek istediğini tek bir bakışla anlamıştı. Birkaç saniyeliğine gözlerini kapayıp fısıltıyla bir küfür savurdu. Sakinleştikten sonra karısına döndü. "Tamam, Seval sen dışarı çık, arabada bekle."

"Olmaz, kızımı bırakmam!"

"Sana ne diyorsam onu yap!" Bağırarak karısını korkuttuğunu fark edince yutkundu. Sakin bir dille "Tamam, bak kızını getireceğim sana. Şimdi git." dedi yalnızca. "Kimseye de hiçbir şey söyleme sakın."

Orada ne yapacağını bilemeyen kadın titreyen dizlerinde derman kalmadığını hissetse de kendini sürükleyerek arabaya taşımayı başardı.

Terapi odasında ise derin ve soğuk bir sessizlik hâkimdi. Çocukları kendisi yüzünden öldüğü için adamın kendisine saldıracağını düşünen psikolog ise "Sizi uyarmıştım! Böyle risklerin olduğunu söylemiştim!" derken can havliyle kendini müdafaa etmeye çalışıyordu.

Beklenmedik bir manevrayla "Kapa çeneni!" diye bağırdı Şerif Bey. O sırada çaresiz bir biçimde çenesini ovuşturarak düşünüyordu. "Bu olaydan kimseye bahsetmeyeceksin."

"N-Ne?" Duyduğu cümlenin anlamını kavrayamıyordu. Burada ölen kızın babası ne demeye çalışıyordu? Anlamak güçtü. "Nasıl yani?"

Soğukkanlı bir katil gibi emirlerini sıralamaya başladı başkan. "Onu kimsenin bulamayacağı bir yere gömeceksin. Kimsenin bilmediği ve bulamayacağı bir yere. Sen de unutacaksın!" Buna izin veremezdi. Yaşanan olay açığa çıkarsa kariyeri, adı, sanı, her şeyi yerle bir olurdu. Mahvolurdu! Bir lokma ekmeğe muhtaç kalırdı. Başka çocukları da vardı. Bir ailesi vardı. Onları da düşünmek zorundaydı. Eğer medyaya yansırsa bu hiçbir işlerine yaramazdı. Herkes bir ebeveyn olarak onları suçlardı. Tüm halk üstlerine gelirdi. Yapması gereken şey çok basitti. "Cesetten kurtul, bana haber ver." İmalı bir ses tonuyla "Kariyerini kurtardığım gibi karşılığını da alacaksın." diye ekledi.

Adam şaşkına dönmüştü. Burada bir kız ölmüştü ve babası sizi şikâyet edeceğim, mahvedeceğim, mahkemelerde sürüm sürüm süründüreceğim demek yerine cesetten kurtul, sana para akıtırım diyordu. Bir an paralel evrende olup olmadığını düşündü. Böyle bir şey olabilir miydi? Donup kalmıştı. Ancak öte yandan hem mesleği kurtulacaktı hem de başkan denen adam ona para verecekti. Üstelik ölen çocuk onun olmasına rağmen. Buna her ne kadar inanamasa da hayatının mahvolmasındansa kurtulacağı yolu seçmişti. Onaylarcasına başını hızla aşağı yukarı salladı.

Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin