⚝ Halikarnas'ta Bir Gece | 14/2

49.1K 2.2K 164
                                        

-14/2-

❝Lâl

Her şeyin yolunda gittiğini hissettiğimiz anların en korkutucu yanı nedir biliyor musunuz? Biz tüm o koruma kalkanlarımızı indirip huzurun dayanılmaz hafifliğine kapılmışken birdenbire her şeyin boka sarması. İşte en kötü yanı bu. Hazırlıksız bir şekilde bu boktan duruma yakalanıyorsun ve tam rahata alışmışken kendine yeni duvarlar örmen gerekiyor. Toparlanman gerekiyor. Savaşmak için gerekli gücü toplamaya çalışırken daha ağır yaralar alıyorsun.

Valentino ben bu deli kadını seviyorum derken göğsümün kabardığı ve içimin bir nebze de olsa rahatladığı doğru. Ama o bile benim geçmişimin altından nasıl sırlar çıkabileceğini düşünmemiştir. En azından düşündüğü kadar basit sırlar değildi, bunu biliyordum.

Başımı Valent'in yastığına yaslamış, sinmiş kokusunu ciğerlerime çekerken elime telefonumu aldım. Ne olursa olsun mutlu ve huzurlu bir andı benim için. Kısa da olsa şuan ölümsüzleştirilmesi hatta durdurulması gereken eşsiz bir andı. Geçici olduğunu bilsem de Valentino'nun yanında güvendeydim, rahatlamıştım. Bu anın büyüsünü Wendy'yle paylaşmak için hattı telefonuma taktım. Tam onu arayacaktım ki anlaşılan o beni aramıştı. Bir saniye dahi beklemeden aramasını yanıtladım. Neşeyle konuşmak için hazırlanırken onun sesini duydum.

"Beni özledin mi sevgilim?"

Bu... Bunu duymayı beklemiyordum. Arayanın Wendy olduğunu sanıp heyecanla açmıştım ama şimdi şaşkınlıkla olduğum yerde donup kalmıştım. Hareket edemiyordum. Onun ürkütücü sesi tüm vücudumun titremesine sebep olurken bir tepki veremiyordum. O an yapmak istediğim tek şey telefonu bir an önce kapatmaktı. Tek bir tuşa basıp kapatmak. Ne kadar zor olabilirdi ki? Ancak öyle bir kaskatı kesilmiştim ki bu basit şeyi bile yapamıyordum. Onun olduğunu bilseydim açar mıydım? Peşinde belalı geçmişin varken seni arayan yabancı numaraya bakmadan yes tuşuna basmak. Ne aptallık ama!

Dilim tutulmuştu. Hiçbir şey söyleyemiyordum. O da bunu fark etmiş olacaktı ki "Ne oldu, dilini mi yuttun?" deyivermişti. Sesindeki ima ve gizli öfke beni inanılmaz tedirgin ediyordu. Her an bir şeyleri açığa çıkaracakmış gibi. Her an beni bulacakmış gibi. "Hadi ama tek kelime etmeyecek misin? Ne kadar sessiz durmayı düşünüyorsun? Ya da daha önemlisi, sonsuza dek sessiz kalarak kurtulabileceğini mi sanıyorsun?" Telefonun diğer ucundaki sesi dinlerken korkuyla yutkundum. "Biliyorsun sevgilim, sen sussan da sırlar ve yalanlar saklandığı yerde sessiz kalmıyor."

Derin bir nefes alıp kendimi toparladım. Daha fazla korkudan sinip susamazdım. Onun elini güçlendiremezdim. "Beni..." Beni sakın arama demek istemiştim ama bunu yapamadım. Cesaretimi toplasam da kafamı toplayamıyordum.

"En kısa zamanda geri dönmezsen olacaklardan ben sorumlu değilim, bunu biliyorsun değil mi?" Kendinden emin bir ifadeyle "Nereye kaçarsan kaç bulunacağını da." diye ekledi.

Kekelemekten çok uzak, tek seferde "Beni bir daha sakın arama." deyip telefonu kapattım. Yanıtını beklemeden yaptım bunu. Daha fazla gerilimi kaldıramayacaktım. Elim ayağım titriyordu. Delirmek üzereydim.

Hazır yalnız kalmışken telefonumdan internete girdim ve şu mezar olayıyla ilgili bir haber çıkıp çıkmadığını kontrol etmek istedim. Hayatımın merkezine oturmuş iki mezardan biri açığa çıkmıştı ama hangisi? Biri hayatımı mahvederken diğeri hayatımı kurtarmasa da daha yaşanılır kılacaktı. Arama motoruna yazar yazmaz çıktı.

"ENGİN GÜNDAY CİNAYETİYLE İLGİLİ ŞOK EDİCİ GELİŞME!

15 yıldır kayıp olan ve verilen ifadeler doğrultusunda öldürüldüğü varsayılan Engin Günday'ın bulunduğu düşünülüyor. Riva'da metruk bir arazide bulunan cesede yapılacak olan otopsi ve DNA testi sonuçları her şeyi açıklayacak. Olay yerinde yapılan araştırmalar..."

Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin