⚝ Halikarnas'ta Bir Gece | 29/3

18.2K 1.1K 158
                                        

-29/3-

❝Valentino❞

Aklım karmakarışıktı. Ne düşüneceğimi bilmiyordum. İçinde bulunduğum durumu sorgulayacak fırsatım bile yoktu. Çünkü o an tüm düşüncelerim Lâl'in nerede olduğu yönünde toplanmıştı. Arkamda komutlarımı bekleyen adamlara döndüğümde çok öfkeliydim. Lâl tutuklanmıştı ve ortada yoktu.

Kapıyı çalıp içeri giren Romano "Efendim, savcılık iznini araştırdık. Emniyette böyle bir kayıt yok." dediğinde öfkeden deliye dönmek üzereydim. Nasıl olabilirdi böyle bir şey? Nasıl mümkün olabilirdi?

Sahte bir savcılık izni. "Cazzo!" Elim alnımda gezinirken bir o yana bir bu yana doğru yürüyordum ve öfkemi kusmakta gecikmedim. "Sikik bir savcılık izniyle Lâl'i polislerle yalnız gönderdiniz, öyle mi?"

Ellerini önünde birleştiren Romano mahcup görünüyordu. Saniyeler sonra itaatkâr bir ifadeyle sorumu yanıtladı. "Haklısınız Don Riccardo, ben bu konuda uyardım ama Bayan Lâl gitmekte ısrarcı olunca-"

"İzin vermemeliydiniz! Onu takip ettirmeniz gerekiyordu! Kahretsin!" Masayı tek el hareketimle dağıttığımda çıldırmak üzereydim. Ancak şuan öfkeden delirmenin ne bana ne de Lâl'e faydası olmadığını bildiğim için sakinleşmek için çaba gösterdim. Şuan sırası değildi.

Romano ise söz konusu durumu "Peşlerinden araç gönderdik ancak yetişememişler." cümlesiyle açıkladı. Nedense bu operasyonun kasti bir şekilde ben evden gittiğimde yapıldığını düşünmenin yanında yapanın kim olduğunu anlamak zor değildi benim için. Bastardo. Piç kurusu. Tek merak ettiğim konu, bu kadar mı canına susamıştı? Benim ona neler yapabileceğimi hiç mi bilmiyordu? Beni tanımıyor olabilirdi ama en azından peşimize taktığı adamlarının etrafımdaki gücün varlığından bahsettiklerini tahmin ediyordum. Gereksiz bir cesareti olduğu açıktı. Belli ki tanışmanın zamanı gelmişti.

Asıl düşündüğüm ve aklımı kurcalayan konu ise Lâl'in ne durumda olduğuydu. Kim bilir nasıl korkmuş, afallamıştı. Hâlâ hayatına müdahale etmemi ve ona yardımcı olmamı istemiyordu, bu yüzden adamlarıma yapabileceği pek de bir şey yokken bile ben hallederim demişti. Kendi ayakları üzerinde durma konusunu son derece abartmıştı. Belki de bu kadarını Lâl bile tahmin etmiyordu. Şimdi o orospu çocuğu tecavüzcüyle baş başa olduğunu bilmek tüm kanımı öfkeden coşturuyordu. O adamı gözlerimin önünde yüz binlerce kez en acı işkencelerle bağırta bağırta gebertiyordum. Arkama döndüm ve Romano ile göz göze geldim. Alev alev yanan yüzüm ve tüm vücudum öfkeden tutuşmak üzereydi ve bunun dışarıya yansıdığına neredeyse emindim. Kısık olsa da patlamaya hazır olduğum belli bir ses tonuyla "Bana hemen Lâl'i bulun." dedim yalnızca. "Hemen."

Hafif bir titremeyle başını olumlu anlamda sallayan adam emirlerime hazır olduğunu ifade eden bir ses tonuyla "H-Hemen efendim. Hemen." yanıtını verdi. Paniğini gizlemeye çalışarak odadan çıkan adamın arkasından sağ elini saçlarımın içinden geçirdim ve az önce dağıtmış olduğum masanın üzerine koydum ellerimi. Biraz sakinleşmeye ihtiyacım vardı.

❝Lâl❞

Ekip otosuna bindiğimden beri içimde bir huzursuzluk vardı. Hapse gireceğime o kadar emindim ki. Her şey açığa çıkmıştı işte. Tutuklanmıştım, götürülüyordum. Beni Valentino bile kurtaramazmış gibi hissediyordum. Zaten bilmediği bir şeye karşı beni nasıl koruyup kurtarabilirdi ki? İki yanımdaki polis de direkt önlerine, yola bakıyorlardı. Kimse konuşmuyordu. Çok sessiz ve gergin bir ortamdı. Zaman geçtikçe de gerginlik artmaya devam ediyordu. Sonra çok tuhaf bir şey oldu. En yakın emniyet müdürlüğünü geçtiğimizde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım. "Neler oluyor?" Kimse hiçbir şey söylemiyordu. Tek bir çıt bile çıkmıyordu ve bu beni daha da endişelendiriyordu. "Emniyet müdürlüğünü geçtik, nereye gidiyoruz? Ne oluyor diyorum?" Kimse bana yanıt verme gereksinimi duymuyordu.

Halikarnas'ta Bir Gece | Gecedeki Aşk Serisi - I ღKİTAP OLDU!ღBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin