Unutmak mı daha kolay hatırlamak mı? Yaşanılan onca şeyi, onca anıyı unutabilir mi insan?
Kalbini yeşerten duyguları...
Kalbinin ritmini değiştiren şeyleri...
Geçmişin tozlu sayfalarında,karanlıkta kalmış da olsa.
Bir şeyler yaşandı.
O yaşanan şeyleri aklından silebilirsin,peki ya kalbin?
Her şey o ışığı bekliyor.
Tekrar hatırlanmayı.
Peki unutmak bir insanı iyileştirebilir mi?
Belki.
Ya da herkes iyileştiğini düşünürken o geçmişin belirsizliği içinde her geçen gün daha da kötüye giderken bile rol yapmaya devam edebilirsin.
Başkaları senin için en iyisinin bu olduğunu söyler.
Hayatına yön verirler.
Seni korumaya çalışırken yok ederler.
Peki bir arabanın altında kalan geçmişini her şeye rağmen hatırlayabilir misin?
Yaz tatilinin sonlarına gelirken yine annemle aynı konuyu tartışıyorduk.
Okul değişikliği.
Doğrusunu söylemem gerekirse tartışmıyorduk.Çünkü annem benim için ne doğruysa bilirdi ve bana söz hakkı tanımadan daima benim adıma karar verirdi.
Aileme rağmen en iyi devlet okullarından birinde okumaktaydım.
Buna nasıl izin verdikleri konusuna gelirsek ben de bilmiyordum.Cemiyetteki herkes gibi benim de Doğan Koleji'ne gitmem gerekirdi, normal şartlarda. Bizim yaşadığımız sitedeki statü sahibi ailelerin çocuklarının büyük bir kısmı öyle yapıyordu çünkü. Bizim normalimiz de buydu bir bakıma.
Ben bu normali çiğneyen nadir gençlerden biriydim. En yakın arkadaşım Leya'nın babası Doğan Koleji'nin sahibi olmasına rağmen bana katılmasına ilk başta şaşırmıştım doğrusu. Bir bakıma da sevinmiştim. Çünkü o küçüklükten beri tanıyıp yakınlaşabildiğim nadir kişilerden biriydi.
Geçen sene hayatımdaki en büyük çılgınlıklardan birini yapmıştım. Leya da her zaman olduğu gibi bana ayak uydurmayı seçmişti. Şirket işlerinin başına geçecek varislerden biri olmamız omuzlarıma ağır yükler yüklerken bu yolda atacağımız önemli adımlardan biri de bölüm seçme işiydi.
Ailelerimiz sayısal seçmemizi isterken onlardan gizli olarak eşit ağırlık bölümüne geçmiştik. Tabi yaptığımız bu "çılgınlık" o kadar da uzun sürmemişti.
"İnanamıyorum Naz sonunda psikolog olma hedefimde büyük bir adım atabildim."
Henüz bir hafta bile dolmamışken annemin sessiz tavrı,onun öğrenme ihtimali gibi sebeplerden dolayı derin ve içli bir nefes verip Leya'ya baktım.
"Henüz yeni başlıyoruz. Asıl kıyamet annemler öğrendiğinde kopacak."
Yüzünü buruşturarak yeşilliklerini bahçede gezdirmeye başladığında onu izliyordum.
Aniden ayaklanıp giriş kapısına endişeli bir şekilde baktığında ise oturduğum yerde arkama dönerek girişteki tanıdık siyah lüks araca baktım. Dudaklarımı dişleyerek gözlerimi yeşilliklere diktim. "Sanırım felaket tellalığım buraya kadar."
Ayaklanıp öğretmenlerin arabasının yanına park edilen arabaya doğru yürümeye başladım.
Arabayı kilitlerken bana doğru adımlayan tok topuk sesleri irkilmeme sebep olurken bakışlarım annemin tıpkı bana benzeyen kahvelerindeydi. Nötr ifadesi bana pek de iyi şeyler olmayacağını söylerken tam karşısına dikilip başımı kaldırarak ona baktım.
"Bunu bir isyan olarak kabul ediyorum."
Dudaklarımı ıslattım. "Ben sadece hukuk okumak istediğim iç-"
Cümlemi yarıda kestiğinde dişlerimi sıkarak ona baktım.
"Ne istediğin umrumda değil,Naz. Seni böyle davranman için yetiştirmedim."
Omzumun üzerinden birkaç adım gerimde duran Leya'ya kısa bir bakış attım."Birazdan sıra sana da gelir Leyacığım. Baban yolda olmalı. Böyle giderse Doğan'a geçmeniz uzun sürmeyecek."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyal
Teen Fiction~Hayalleri siyah hayatlar içinde kaybolan bir grup genç. ~O geçmişten korkuyordu ama geçmişin derinliklerine dalmaktan da çekinmiyordu. Geçmişte yaşanan acıların geleceğinde verdiği güvensizlik içinde kaybolmak...Kimileri geçmişte hatalar yapıp bede...
