Leya
Umut.
Sahi neydi umut?
"Umut" kelimesi geniş bir kullanım alanına sahipken onu açıklamak kolay değildi.
Geleceğe dair olumlu beklenti, çözüm arayışı için umuta bağlanırdı insanlar. Bu kavram, insanların hayatlarında çeşitli zorluklar ve engellerle karşılaştıklarında onların tek dayanağı olabilirdi.
Mesela bir insan bir insanı 9 yıl bekleyebilir miydi umut olmasa?
Naz ile birlikte kütüphanede çalışırken kahve alma bahanesiyle yanından ayrıldım. Ardından fikrimi değiştirerek hava almak için dışarıya çıktım. Bahçedeki bir banka oturduğumda gözlerim etrafta dolandı.
Gözlerimin onu bulmasının ardından duraksamasıyla anladım onu aradığımı.
Yağız Karan.
Beni mahveden karanlıklar prensi.
Benim aksime kimseye bağlanmadan aklına ne eserse onu yapardı. Geriye dönüp pek bakmazdı. Belki de ondandı beni görmeyişi. Geçmişe takılı kalmayı sevmiyordu benim aksime.
Potanın biraz ilerisinde durmuş sepetten aldığı topları sürekli pozisyon değiştirerek potaya fırlatıyordu. Kıvırcık saçlarını arada eliyle düzeltiyor, kimse umurunda değilmişçesine etrafa pek bakmadan basket oynamaya devam ediyordu. Spor yaparken dağınık bıraktığı saçlarını, genellikle tıpkı abim gibi tarar ve şekil verirdi. Birbirlerinden bu kadar nefret ederken birbirlerine olan benzerlikleri ikonikdi doğrusu.
Okulun büyük çoğunluğu ders çalışırken Yağız'ın hiçbir şeyi umursamadan burada basket oynamasına imrensem mi şaşırsam mı bilemedim. Bir anda gözlerimizin buluşmasıyla beş seferdir aralıksız potaya giren top bu sefer üzerine doğru sekti. Son anda ani bir refleksle topu tutmasıyla kaşlarım istemsizce havalandı.
Havlusunu omzuna atıp sahadan çıkmasıyla Yeşim denen kız elinde bir şişe suyla Yağız'ın dibinde belirdi. Ecre’nin arkadaşı olduğu için onu tanıyordum. Salık bıraktığı düz, siyah saçları ve koyu yeşil gözleriyle çekici görünüyordu.
Yağız, kızın elindeki şişeyi alıp bir dikişte bitirdikten sonra Yeşim saçlarıyla oynayarak flortöz bir tavırla ona bir şeyler söyledi. Yağız'ın da ilgiyle onu dinlediğini görmemle dişlerimi sıkarak oturduğum yerden kalktım.
Saate baktığımda yirmi dakikadır burada olduğumu fark etmemle hızlı adımlarla kantine doğru yürüdüm. Elimde iki kahveyle kütüphaneye girdiğimde Naz ve abimi yan yana oturmuş ders çalışırken görmeyi beklemiyordum doğrusu.
Kahveleri masaya bırakıp karşılarına geçtiğimde abim bana kısa bir bakış atmakla yetindi. Naz ise "Kızım nerede kaldın ya, yarım saattir kahve bekliyorum. Keşke ben gitseydim almaya." diyerek hayıflandığında abimin bakışları bir süre yüzümü inceledi ardından "Kimya sorununu hallettin mi Leya?"diye sormasıyla dudaklarımı birbirine bastırdım. "Pek sayılmaz." dememle başını olumsuz anlamda salladı.
“Naz akşam bize gelsen de çalışsak ya, malum abimin işleri oluyor genelde. Okul birincisi bir abim var ama ne kadar işime yaradığı tartışılır"dediğimde Naz eğlenceli bir ifadeyle bana baktı. Ardından düşünceli bir şekilde çenesini kaşıdı. Önce Efe'ye baktı sonrasında ise tekrar bana. Kararsız yüz ifadesinden itiraz etmeye hazırlandığını anlayabiliyordum.
"Naz, gel işte. Ben de size yardımcı olurum." diyen abime şokla baktım. "İşlerin yok mu senin?" Iğleneleyici bir şekilde konuştuğumda başını olumlu anlamda salladı. "Var Leyacım var ama ikinizin yardımıma ihtiyacı da var ve siz işlerimden daha önemlisiniz." Fısıldayarak "Abim be." dediğimde Naz da gülümseyerek bize bakıyordu. Yemezler Efe Bey. Bal gibi de Naz ile vakit geçirmek için bahane üretiyorsun. Bıyık altından ona güldüğümde gözlerini kaçırarak önündeki kitaba döndü.
Zilin çalmasıyla herkes ayaklandı. "İyi dersler.” Naz ve abim matematik sınıfına girdiğinde ben de kimya sınıfına girmek üzere üst kata çıktım. Sınıfın kapısına yaklaşırken telefonuma kısa bir bakış attığım sırada birine çarpıverdim. Koyu kahve saçlar, yapılı bir vücut, koyu mavi gözler beni son anda tutarak düşmemi engelleyen güçlü kollarla afalladım. "Kusura bakma biraz dalgındım. Yiğit, ben." diyerek bana elini uzatan çocuğu incelemeyi bırakarak gülümsedim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyal
Teen Fiction~Hayalleri siyah hayatlar içinde kaybolan bir grup genç. ~O geçmişten korkuyordu ama geçmişin derinliklerine dalmaktan da çekinmiyordu. Geçmişte yaşanan acıların geleceğinde verdiği güvensizlik içinde kaybolmak...Kimileri geçmişte hatalar yapıp bede...
