26 : Yanındayım

214 17 4
                                        


Yağız kahvaltıda, çatalı bir bana bir Leya'ya uzatırken masayı donatan sofrayı süpürmeyi de ihmal etmemişti. Deniz'in de ondan altta kalır yanı yoktu. İkisi de tabaklarımızı doldurup zorla bize bir şeyler yedirmeye çalışmıştı. Sanırım bu işin sonunda kusmam kaçınılmaz olacak gibi hissediyordum. Bana iyilik yaptığını zannediyordu. Ama yanılıyordu.

"Ben bir tuvalete gideyim." Koyulaşan sohbetten yararlanarak kendimi zar zor lavaboya atmıştım. Bu işin sonunun her zamanki gibi böyle biteceğini biliyordum. Yemek yemek çoğu insanın aksine bana acı veriyordu.

Hep birlikte kahvaltı yaptıktan sonra Yağız Leya ve beni alışveriş merkezine bırakmıştı. Akşama kadar bütün mağazaların altını üstüne getirmiştik. En sonunda ikimiz de balo için uygun bir şeyler bulmuştuk. Leya yeşil tüylü bir şeyler bense gece mavisi saten bir elbise tercih etmiştim. Giyemeyeceğimi bile bile almıştım beğendiğim elbiseyi. Dolabımda olması bile yeterliydi benim için.

Akşam olmasına rağmen Efe'den ne bir arama ne de bir mesaj yoktu. Dudaklarımı büzerek bizi almaya gelen Yağız'a yorgun bir bakış attım.

Leyayla resmen arka koltuklara devrilmiştik. "Bulabildiniz değil mi bir şeyler?" Leya ağır ağır başını salladı. "Siz kıyafet aramadınız mı, sen hiç yorgun görünmüyorsun?" Kaşlarımı çatıp Yağız'a baktım. Keyifle sırıttı. "Aradık sayılmaz ilk dükkanda buldum." Kollarımı göğsümde birleştirip ona ters bir bakış attım. "Haksızlık ama bu." Leya da başını sallayarak bana katıldığını belirtti.
Sonrasında başlarımızı birbirine yaslayıp kendimizi uykunun kollarına bırakmamız ise çok uzun sürmedi.

Eve geldiğimizi Yağız'ın bizi sarsmasıyla anladım. "Kızlar siz bir daha alışverişe çıkmayın en iyisi. Bir an yorgunluktan bayıldınız sandım." Gözlerimi kısarak ona baktığımda ufak bir kahkaha attı. "Yüz tane elbiseyi sen de denesen böyle olurdun aptal." Sırıtan ifadesi duraksadı. "Ben niye yüz tane elbise giyeyim kızım?"

Gözlerimi devirerek arabadan indiğimde Leya kıkırdayarak poşetleri aldı. "Beynini oyun oynarken falan unuttuysan haber ver Yağız." Omzuna çarparak yanından geçtiğimde kendi kendine söyleniyordu. Leya'da paketlerini aldığında ona sıkıca sarıldım. "Leyacım çok güzeldi lütfen bi daha yapmayalım." Başını sallarken bile bunu tekrar yapacağımızı anladım. Dudaklarımı büzerek adımlarımı eve yönlendirirdim. Böylelikle onları yalnız bırakmış oldum. Neyseki ev oldukça sessizdi. Annemler işte olmalıydı. Rahat bir nefes verdim.

Aldığım elbiseyi özenle dolabıma yerleştirdim. Daha kavalyem bile belli değilken elbise almış olmam ilginçti doğrusu. Annemin elbiseyi beğenmesini umuyordum. Aksi takdirde bu evden dolabıma özenle yerleştirdiğim elbiseyle çıkmam zor olacaktı.

Uzun bir süre ders çalıştıktan sonra elime bir kitap ve filtre kahve alarak kendimi pufuma attığımda günün yorgunluğu kaybolup gitmişti bile. Kitap okumaya dalmışken camımdan "pıt" diye bir ses gelmesiyle irkilerek kitabı kenara koydum. Bir kez daha "pıt" sesini duymamla yavaşça ayağa kalkıp perdeyi araladım.

Neredeyse ufak bir çığlık atacakken kendimi zar zor durdurdum. Anın şokuyla birkaç adım geriye gitmiştim. Camı açmamla Efe'nin içeriye girmesi bir oldu. "Uyudun diye korkmaya başlamıştım." Çevik bir hareketle odama girip yatağıma oturduğunda şaşkın bakışlarım üzerindeydi. "Sen...delirmiş olmalısın." Gülümseyerek elimden tutup beni de yanına oturttu.

Gözleriyle kitap okuduğum pufu işaret etti. "Kitap okuduğunu anlamalıydım." Başımı olumsuz anlamda sallayıp güldüm. "Odam ikinci katta. Nasıl tırmandın yukarıya?" Omuz silkerek cama baktı. "Aslında o kadar da zor değildi. Ağaçtan yatak odasının balkonuna atladım. Sonra kenarlara tutunarak odana geldim." Gözlerimi dehşetle açarak omzuna vurdum. "Aptal mısın oğlum sen? Cama taş atsan ya da mesaj yazsan aşağıya inerdim zaten. Ya düşseydin?"

Siyal Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin