Naz
Söz.
İki dudak arasından çıkan söylediği ilk anda kalp atışlarını hızlandıran, kalbini sıcacık bir güvenle dolduran sözler verilir, ilk darbeyi ordan yersin zaten. Tecrübesizsindir tutulmadığında hayal kırıklığı dolu rüyandan uyanırsın.
Gözler.
Kimi bir avuç toprak atar üzerine gözlerine baktığında. Kimi ucu bucağı olmayan ormanlarda kaybolur kimi bir kara deliğe çekilir kimiyse okyanus derinliklerine gömülür.
Gözler insanı bir çok intihar çeşidine sürükleyerek işkence edebilir.Gözler yalan söylemez dersin bu sefer de. Ama öyle bir yalan söyler ki sırtındaki bıçak dururken onu çıkarmak yerine inanmak istemezsin. Gözlerine bakıp bir şeyler aramaya devam edersin. Çaresizce.
Seni çaresiz, gölgeler arasında bıraktığında uzun bir süre kendine gelemezsin. Bu ikinci darbe. Ama bitip bitmeyeceği sana bağlı. Artık elinde kalan hislerin. Eğer o da seni yanıltırsa o zaman hiçbir şey eskisi gibi olamaz.
Çünkü hisler sana bağlı diğerlerinde karşı tarafı suçlayabilirisin. Ama bu sefer her şey seninle alakalı.
Yüzüme vuran güneş ışıklarıyla esneyerek gözlerimi ovuşturdum. Yatakta geriye yaslanıp kendime gelmeye çalışırken etrafa bakınmamla kaşlarımı çattım. En son Yağız'ın beni kucağına aldığını hatırlıyordum. Panikleyerek üzerime baktığımda üzerimdeki pijamaları görmemle kaşlarımı çattım. "Y-Yağız" Yağız'ın odaya girmesini umarken bir taraftanda etrafı inceliyordum.
Simsiyah bir odanın içindeydim. İçeride renkli olan bir şey yoktu. Üzerimdeki siyah pijamayı görmemle rahatsızca yerimde kıpırdandım. Beni giydiren kişinin Yağız olduğuna inanmak istiyordum. Ama Yağız'ın burada evi yoktu ki. Hangi takıntılı insanın böyle bir şey yapabileceğini düşünürken kaşlarım çoktan çatılmıştı. O sırada telefonumdan gelen bildirim sesiyle bakışlarım komidinin üzerine yöneldi. Telefonumu görmemle yüzümde bir gülümseme belirdi. Yanındaki not kağıdını görmemle elime aldım.
İşlerim var, akşama kadar gelemem muhtemelen. Sana giyecek bir şeyler aldım. Keyfine bak ve beni rahatsız etme.
- Yağız
Rahat bir nefes vermemin ardından kaşlarım çatıldı.
Tek kelimeyle tam bir pislikti.
Yataktan çıktım. Etrafa bakınmak adına perdeyi açmamla yerden metrelerce yüksekte bulutların arasında olmam gözlerimin büyümesine sebep oldu. Gerçekten büyüleyici bir manzaraya sahipti dairesi. Bir süre etrafı inceledikten sonra odadan çıktım. Holden geçtiğimde amerikan bir mutfak beni karşılıyordu. Kısa ev turumu yapmamın ardından elimdeki telefonun titreşimiyle kimin aradıgına bile bakmadan açtım.
"Seni rahatsız etmememi söylemiştin, ne oldu vicdan mı yaptın Yağız?" Karşı taraftaki ufak kahkahanın sahibi Efe'den başkası değildi.
"E-Efe."
"Maalesef beklediğin kişi değilim." Yüzümde bir gülümseme belirdi. Aptal gülümsememi silip buz gibi bir sesle "Evet, ne için aramıştın." Bir süre sessiz kaldı. "Naz..." sabırsızca odanın içinde dolanırken bir taraftan da cevap vermesini bekliyordum.
"Nerdesin?" sert bir nefes vererek kaşlarımı çattım. "Seni ilgilendirdiğini düşünmüyorum." dediğimde bir süre daha sessiz kaldı. "Bu meseleyi dün halletttiğimizi sanıyordum. Gerçekten de adının hakkını veriyorsun.” Söylediği şeyle yüzümü buruşturup telefonu kapattım. Çok değişken bir karaktere sahipti. Genellikle bana karşı yumuşak davransa da umursamaz ve soğuk tavırları bazen bunaltıcı oluyordu.
Telefonla konuşarak halledemeyeceğimizi anladığım için uzatmamak garip bir şekilde hoşuma gidiyordu.
Yağız'ın koltuğa koyduğu kıyafetleri giydiğimde oldukça rahatlamış hissediyordum. Telefonumu elime aldığım sırada kapının çalmasıyla kaşlarımı çattım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyal
Genç Kurgu~Hayalleri siyah hayatlar içinde kaybolan bir grup genç. ~O geçmişten korkuyordu ama geçmişin derinliklerine dalmaktan da çekinmiyordu. Geçmişte yaşanan acıların geleceğinde verdiği güvensizlik içinde kaybolmak...Kimileri geçmişte hatalar yapıp bede...
