33.Bölüm Yara

112 9 2
                                        


Bazı anlar vardır. Kelimeler hiçbir anlam ifade etmez. Hiçbir işe yaramaz. Suspus oturursunuz öylece. Bir şey düşünmek isterken kendinizi bir noktaya odaklanmış bulursunuz. Bir de bakmışsınız ki hiç bir şey düşünmemişsiniz sadece dakikalarca o noktayı izlemişsiniz.

İşte tam o anlardan birindeydim.
Etrafımdaki sesler yalnızca bir uğultudan ibaretti benim için. Silüetler bulanık, sesler puslu, gözlerim öylesine bir noktaya odaklanmıştı.

Gerçeklik algımı yitirmiş gibi hissederken önce şekerli bir parfüm kokusu doldu burnuma. Sonrasında sırtımda narin kollar hissettim. Ben de doladım onun sırtına güçsüzce kollarımı. "Naz." Titrek sesini duyduğumda uzun zamandır kendini sıkan bedenim ufak bir hıçkırıkla tepki vermeye başladı. İkincisi daha büyüktü.

Kendimi durdurmazken sırtımı destek vermek istercesine okşadığında hıçkırıklarım yerini iç çekişlere bıraktı. Yüzümü bir an için omzundan ayıramazken etrafı görememem ağlamamı kolaylaştırıyordu. Gözyaşlarım bir bir omzunu ıslatırken en sonunda sarılışımıza son verip canlı yeşilliklerini kahvelerime dikti.

Parmaklarını usulca göz altlarımdaki yaşlarda kaydırdığında dudaklarımı birbirine bastırdım. "Sen nereden çıktın?" Çatallaşan kısık sesimle sorduğum soru karşısında dudaklarını kırılmış gibi büzdü. "İkisinin alelacele bir yere gittiğini gördüğümde şüphelenip takip ettim." Sessizce güldüm. "Biraz bana benzemişsin sanki." Dudakları yukarı doğru kıvrıldı. "Sanki."

Bakışları yüzümde dolaştığında dudakları aralandı ardından aralandığı gibi tekrar kapandı. Yüzümde her ne gördüyse bu onu söyleyeceklerinden vazgeçirmiş gibi görünüyordu.

“Hadi güzelim, doktor yukarıda bekliyor." Yağız'ın sesiyle birlikte sarsak adımlarla yürümeye başladım. Çok geçmeden Leya koluma girip destek olduğunda tebessüm ettim.

Yaralarıma bandajlar sardı bana acıyarak bakan doktor. Boş bakışlarla yaptığı işi izlerken bana verdiği ağrı kesicinin ardından lüks otel odasındaki yumuşak yatağa uzandım yavaşça. En azından artık uyuyabilecektim.

Uykuyla uyanıklık arasında bir haldeyken bileğimde gezinen ince bir şey hissetmemle aniden yatakta doğruldum. Afallamış bakışlarım altın harelerle buluştuğunda tuttuğum nefesi verdim yavaşça. Bakışlarım bileğime kaydı. Yaralarımın üzerine çizdiği irili ufaklı yıldızları görmemle dudaklarımı birbirine bastırdım. Aklıma dolan anıyla göz kapaklarım kısa bir an kapandı.

Geçmiş

Okuldan dönüşte şoförlerine görünmeden birlikte arka bahçeden kaçmışlar ve sahillin yolunu tutmuşlardı.

Sahildeki kiralanan bisikletler gördüğünde gözler ışıldadı genç kızın.

Annesi kullanmasına izin vermediği için imrenerek baktı bisiklet süren çocuklara.

Onun ışıltılı gözlerini gören genç çocuk ikisine birer bisiklet kiraladığında genç kız heyecanla çocuğa sarıldı.

Bisiklet sürmeyi ikizi annesinden gizli öğretmişti ona. Ama geçen yıl tek başına sürüp üzerindeki elbiseyle birlikte kendini çamur yığınında bulduğunda elbisesini kirlettiği için annesinden büyük bir azar yediğinden beri hiç sürememişti.

Genç çocuk kolları kızın belini tuttuğunda ne yaptığının yeni farkına varmış gibi hızla ayrıldı genç çocuktan. Yanaklarının kızardığını görmemesi için arkasını dönüp bisiklete bindiğinde ela gözler hayran bir bakışla onu izliyordu.

"Haydi yarışalım." Ela gözler muzır bir şekilde gülümseyip başını salladı.
Birlikte sahil boyunca bisiklet sürmeye başladılar. Şen kahkahaları martıların sesine karışıyordu.

Siyal Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin