28: Karma

278 15 5
                                        

Kollarımı uzatarak esnediğimde elim yumuşak bir şeye çarptı. Elimin ucuna gelen ılık nefesle gözlerimi araladım. Efe'nin suratını saçlarımın üzerinde görmemle gözlerim kocaman açıldı. İçimde olduğum anın gerçekliğini sorgulamak istercesine gözlerimi kırpıştırdım. Eskiden onu bu kadar yakınımda görsem muhtemelen çığlık atardım.

Şuan ise tüm güzelliğiyle, karşımda masum bir şekilde uyurken dudaklarım istemsizce yukarıya doğru kıvrıldı. Odasındaydık. Koltukta uyuyakaldığımda beni buraya getirmiş olmalıydı.

Beyaz teni biraz solgun görünüyordu. Yüzünde ise huzurlu bir ifade vardı. Dağılmış dalgalı saçları ellerimin karıncalanmasına sebep oldu. Elimi yavaşça saçının üzerine koyup dalgalı tutamlarında gezdirdim. Yumuşacıktı.

Acı kahvelerim güneşin yansımasıyla bal rengine dönmüş elalarla buluştu. İçimi ısıtan bir gülümsemeyle bana baktığında elimden geldiğince içten bir gülümsemeyle ona karşılık verdim. "Az uyuduğunu sanıyordum." Kaşları çatıldı. "Çok mu uyudum?" Masum bir gülümseme yolladım. "İlk fizik dersini kaçıracak kadar." Hızla yanımdan kalktığında boşluğa düşer gibi oldum. Sonrasında tekrar bana baktı.

Telefonuna kısa bir bakış attıktan sonra kenara bırakıp tekrar yanıma yattı. Ona şaşkın bir bakış attım. Omuz silkerek beni kendine çekti. Burnunu saçlarıma basrırdığında gülümsedim. "Okul ne olacak?" Göz devirerek bana daha sıkı sarıldı. "Okulu salla gitsin sen yanımdayken hiç bir önemi yok."

Ufak neşeli bir kahkaha döküldü dudaklarımdan. Bana hayran bir bakış attı. Bakışları gülüşümde oyalandı.

İtiraf etmek istemesem de benim bakışlarım onun dudaklarına kaymıştı. Çenemi tutarak alınlarımızı birleştirdiğinde titrek bir nefes aldım. Dudaklarımız birbirine değdiğinde nazik öpüşüne karşılık her an kırılabilecek camdan bir bebek gibi hissediyordum. Nefes nefese ayrıldığımızda gülümsedim. "Demir ile baloda partner olmak zorundayım biliyorsun değil mi?" Gözlerinde tehlikeli bir parıltı belirdi.

"Böyle bir anda onun adını söylemek zorunda mıydın?" Kırgın çıkan sesine karşılık gözlerindeki öfke ve aşkı görebiliyordum. Sırıtmadan edemedim. Dudaklarımızı tekrar birleştirdiğimde sert girişime karşı hazırlıksız yakalanmıştı. Dudaklarını her şeyi unutmak istercesine sertçe öperken alt dudağımı dişlemesiyle inleyerek ayrıldım. "Naz şuanda düzgün düşünebildiğinden emin değilim."
Dudaklarımı büzdüm.

Her zaman annem ne söylerse onu yapmıştım. Asla sözünden çıkmamıştım. İlk defa kimse bana bir şey söylemeden üzerinde defalarca kez düşünmeden bir şey yapamaya çalışıyordum. Düşünmek istemiyordum. Ailem hakkındaki karanlık şeyler beni rahatsız ediyordu. Efe kafamı dağıtabilen tek kişiydi. "Kafamı dağıtmak istiyorum, bir şeyi de defalarca kez düşünmeden yapmak istiyorum."

Gözleri büyürken ayağa kalktı. "Düzgün düşünebildiğinde tekrar konuşalım, kahvaltı hazırlasam iyi ol-"

Devam etmesine izin vermeden ayaklanıp dudaklarımı onunkilere bastırdığımda karşı koyamadı. Beni kucağına aldığında ensesindeki elim saçlarını çekiştirmekle meşguldü.

Muhtemelen bu yaptıklarımdan sonra birkaç gün yüzüne bakamayacaktım ama bunun bir önemi yoktu. Üzerindeki tişörtü çıkarmama tepki veremedi. Öpüşürken ellerimi sırtında gezdiriyorum. Nefes nefese alnını alnıma yasladığında kızarmış dudaklarına baktım. "Sen sarhoş olmadığına emin misin?" Bu soruyu benim de kendime sormam gerekiyor gibi görünüyordu.

Dudaklarım aralandığı sırada dış kapıya sertçe vurulmasıyla gözlerim büyüdü. Yavaşça kucağından indim. Kapıya yöneldiğimde çatık kaşları bana döndü.

Siyal Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin