A
rabanın içinde derin bir sessizlik hâkimdi. Yağız direksiyona sıkıca sarılmış, gözlerini yola kilitlemişti. Leya, yan koltukta ellerini birbirine kenetlemiş, dudaklarını ısırıyordu. Onun bu suskunluğu, içini daha da geriyordu. Konuşmalı mıydı, yoksa sessiz kalarak onu rahat mı bırakmalıydı, bilemiyordu.
Tam o anda telefon çaldı. Yağız tek eliyle cihazı açtı, gözleri hâlâ yoldaydı. Kısa ve keskin bir konuşma oldu. Karşı taraftan gelen kelimeler net duyulmuyordu ama ses tonundan önemli bir şey olduğu belliydi. Sözler bittiğinde Yağız'ın yüzü kasıldı, gözbebekleri karardı.
"Şirkete geçmem gerekiyormuş. Babam dönmüş... aileyle ilgili önemli planlardan bahsediyor."
Sesinde öfkeyle gizlenmiş bir sertlik vardı.
Leya şaşkınlıkla ona döndü. "Ne demek önemli planlar? Ne oluyor Yağız?"
Ama aldığı tek cevap, arabanın birden savrulması oldu. Yağız ayağını frene sertçe basıp direksiyonu kırmış, araba keskin bir dönüşle adeta asfaltı çizmişti. Lastiklerin gıcırtısı kulakları doldurdu, Leya torpidoya tutunarak irkildi.
- "Yağııııız!" diye bağırdı panikle. "Delirdin mi sen, kaza yapacağız!"
Yağız hiçbir şey söylemedi. Çenesini kilitlemiş, dudaklarını bastırmıştı. Motorun homurtusu kabine dolarken gözleri yalnızca ileriye, gidilecek tek yöne bakıyordu: şirkete.
Yağız ve Leya şirketin önüne vardıklarında motor homurtusu hâlâ kulaklarında çınlıyordu. Yağız arabadan inip sert adımlarla içeri girerken, Leya peşinden sessizce geldi; gözleri hâlâ endişeli ve gergindi.
Oda sessizliğe gömülmüştü. Naz, Efe'nin yanına oturmuş, şaşkın bakışlarla yeni gelen ikiliyi izliyordu. Gözlerini Yağız'a dikti, dudaklarını araladı:
- "Siz eve gitmeyecek miydiniz?"
Yağız, yumruğunu sıkarak Efe'ye kitlendiğinde, bir terslik olduğunu fark etti; gözleri etrafa kaydı ve sesi yükseldi. "Ne oluyor? Biri bana anlatacak mı?" Geldiklerinden beri sessiz olan babasına bakıp kaşlarını çattı.
O sırada kapı açıldı ve Demir içeriye girdi. Alaycı bir gülümsemeyle Efe ve Naz'a bakarak, ağır ağır konuştu. "Ben söyleyeyim. Sizi evlendirmek istiyorlar."
Naz donup kaldı, gözleri etrafa kayarken haberin doğruluğunu anlamaya çalışır gibiydi. Henüz lise son sınıftayken, saçma sapan bir video yüzünden bu kadar karmaşanın oluşmasına inanamazdı; kalbi hızlı hızlı atıyordu. Demir, biraz daha çapkınca bir tonla devam etti:
- "Damat adayını beğenmediysen, yer değiştirebilirim tabii."
O anda Yağız'ın siniri doruğa çıktı. Yumruğunu sıkıp Demir'in önüne fırladı ve hızlı bir hamleyle yüzüne yumruk attı. Demir sendeledi ama hemen toparlandı, hafif bir alaycı gülümsemeyle geriye çekildi. Efe araya girmeye çalıştı; iki yumruk arasında kendini savunurken, birkaç yumruk Yağız'dan ona yöneldi. Babaları ve diğer aile üyeleri, Efe ve Yağız'ı ayırmaya çalışırken, odadaki gerilim iyice tırmandı. Biri birini tutuyor, diğerleri bağırıyorken ofisin sessiz düzeni tamamen bozulmuştu.
Naz, yaşanan karmaşaya dayanamayarak başını öne eğdi. Gözleriyle odadaki camdan dışarı bakan sarışın bir genci fark etti; genç, telefonuyla olan biteni sessizce kaydediyordu. Naz, tereddüt etmeden hızla o gencin peşine koştu. Adımları hızlı ve kararlıydı; bu kaotik ortamdan uzaklaşmak, olanları anlamak ve belki de olası bir skandalı önlemek istiyordu.
Çok geçmeden kalabalıktan sıyrılıp Naz'ın peşine düşen ilk isim Efe Doğan oldu. Ardından da Leya ve Yağız sırayla onları takip etti.
Tüm bu karışıklığın ortasında Naz, sarışın genci takip ederken aklında tek bir düşünce vardı: "Bütün bu karmaşa, nasıl başladı ve daha da büyümemeli."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyal
Ficção Adolescente~Hayalleri siyah hayatlar içinde kaybolan bir grup genç. ~O geçmişten korkuyordu ama geçmişin derinliklerine dalmaktan da çekinmiyordu. Geçmişte yaşanan acıların geleceğinde verdiği güvensizlik içinde kaybolmak...Kimileri geçmişte hatalar yapıp bede...
