24:Çarpışma

213 17 7
                                        


Sırtımın koltuk başlığına yaslanmasıyla kaşlarımı çatarak sorgulayan bir ifadeyle Demir'e baktım. Yağız ve Efe berbat haldeydi. Üstelik yanlarında Leya da vardı ve ben Demir tarafından arabaya çekilerek oradan uzaklaştırılmıştım. "Demir?"

Umursamazca omuz silkti. Kolunu omzuma atarak arkasına yaslandığında omzundaki elini itmek için elimi üzerine koyduğum sırada gözleriyle karşı koltuğu işaret etmesiyle bakışlarım o tarafa kaydı.

Demir'in babasıyla göz göze gelmemle yutkundum. "Merhaba, Naz kızım."dediğinde zoraki bir tebessüm ederek "Merhaba."dedim.

Babası önündeki tabletle ilgilenmeye devam ederken omzumu kıpırdatarak rahatsızca yerimde kıpırdandığımda Demir omzumdaki elini çekerek babasına döndü. "Baba, Naz buluşmak isteyince kıramadım. Bizi sahile bıraksanız." Adamın kaşları çatılırken "Şirket?"dedi sorgulayan bir tavırla. Lafa dahil olmazsam onlarla şirkete gitmek zorunda kalacağımı hissetmemle dudaklarım aralandı.

"Çok kısa süreceğine emin olabilirsiniz. Demir hemen şirkete dönecektir." Samimiyetsiz bir gülümsemeyle başını sallayarak beni onayladı. "Pekala sen öyle diyorsan sorun yok.”

“Yakında nişanlanacağınız için konuşacaklarınız vardır." Öksürme isteğim ve ifadesiz tutmaya çalıştığım suratım beni epey zorluyordu. Zihnindeki kaçış senaryoları ise cabası.

Araba durduğunda "Oğlumu geciktirme, sen akıllı bir kızsın." Baş selamı verdiğinde yüzümü buruşturmamak için kendimi zor tutuyordum. Başımla babasına karşılık verdim. Demir kapıyı açmasının ardından inmem için elini uzattı. Elini tutup araçtan inmemin ardından arabanın yanımızdan hızla geçmesiyle önüme gelen saçlara uzanan Demir'e ters bir bakış atarak bir adım geri gittim.

“Naz, böyle yaparak işleri zorlaştırıyorsun."  Yüzümü buruşturdum. "Tüm bunlar da neydi? Beni neden kaçırırcasına onların yanından aldın? Sana bu hakkı kim verdi?" Üzerine doğru salladığım işaret parmağımı tutarak aşağıya indirdi. "Elimi hafifçe sıktığınde dişlerimi sıkarak bileğimi tutan eline baktım.

"Müstakbel nişanlınla böyle konuşman oluyor mu ama güzelim? Kırılıyorum bak." Bileğimi elinden kurtarmaya çalışmamla baskısını arttırdı. "Neden Efe'nin dibinden ayrılmadığını sorabilir miyim sevgili Naz?" Sert bakışlarım üzerindeydi. "Sana hesap verecek değilim, bırak elimi." Söylediklerimle gözlerinde tehlikeli bir parıltı belirdi.

Üzerime doğru gelip çenemi sertçe kavramasıyla tırnaklarımı eline batırdım. Zerre etkilenmemesinin yanında sinir bozucu bir sırıtışla bana üstten bir bakış attı. "Seni güzellikle uyarıyorum Naz, hoşumu gitmeyecek şeyler yapmaktan vazgeç.” Omuz silkerek umursamaz bir bakış attım ona. "Birbirimizden hoşlanmıyoruz bile, neden nişanalanalım ki?" Sinir bozucu bir şekilde gülümsedi.

"Ortak çıkarlarımız için elbette.Bu şekilde düşman olmamıza gerek yok, anlaşabiliriz.” Ciddi olup olmadığını anlamak için ona bakarken omuz silkerek çenemdeki elini gevşetti. “Açıkçası bu şekilde bir yere varamayacağımızı anladım, dolayısıyla sana bazı bilgiler vermem karşılığında bir sorun çıkarmayacaksın. Hem üniversitesiyle uğraşmana gerek bile kalmadan muhteşem biriyle muhteşem bir hayat." diyerek çapkın bir sırıtışla bana baktığımda çenemi elinden kurtardım.

Tek kaşım havaya kalktı. "Zor kullanarak beni elde edemeyeceğini anlamanla iyi prensi oynamaya falan mı başladın sen?" Başını olumsuz anlamda salladı. "Beni tanımadan yargılıyorsun. Nedenlerim var." Bıkkın bir şekilde gözlerimi devirdim. "Nedenlerin umrumda değil. Beni sevmiyorken hatta başka birini seviyorken bu inat niye?" Onu anlamak çok zordu. Sorgulamamadan sıkıldığını belirten bıkkın bir nefes verdi. "Kimseyi sevdiğim falan yok. Boş kuruntularını kendine sakla."

Siyal Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin