Naz
Sınav haftasına kadar beşli bir grup olarak kütüphanede ders çalışmıştık. Efe, Yağız, Leya, Deniz ve ben. Kütüphanedeki öğrencilerin göz hapsinden kaçmak pek mümkün değildi. Yine de normale göre oldukça az dikkat çekiyorduk. Bunda sınavlara bir kaç gün kalmasının etkisi büyüktü tabi.
Doğan Kolejinde sınavlar üç günde bitiriliyordu. İkinci dersten itibaren bir ders arayla sınav olacaktık. Bu da günde 4-5 sınava gireceğiz demek oluyordu. Kabus gibi bir şeydi. Sınavların çok zaman almaması özellikle son sınıfta olan bir öğrenci için iyiydi fakat bir anda bu kadar sınava girecek olmak ister istemez gergin hissetmeme neden oluyordu. Hafta sonumun ilk gününü sabahlayarak geçirmiştim. Bugün ise öğlene kadar uyumuştum. Yine sabahlamayı ya da birkaç saat uyuyarak gece çalışmayı planlıyordum. Sınavlara girmeden önce uyursam sanki bütün bilgiler elimden kayıp gidecek gibi hissediyordum. Bu yüzden okula gitmeden birkaç saat önce çalışmak daha iyi hissetmemi sağlıyordu.
Yağız benim gibi sabahlamasa da alıştığıma göre oldukça fazla çalışmıştı. Arada birlikte pratik yaparak bilgilerimizde eksik olup olmadığını kontrol etmiştik. Hafta sonu tamamıyla dersle meşgul olduğumdan telefonumu kapatarak salona bırakmıştım. Akşam çalışmadan önce elime aldığım telefonumu kontrol etmek için açmamla bir sürü bildirimin gelmesi bir oldu.
Efela Doğan: Naz 6.23
Efela Doğan: Uyandın mı? 10.00
Efela Doğan: Ders mi çalışıyorsun? 14.00
Efela Doğan: Hangi mağaraya kapandın Naz. 20.10
Efela Doğan: Dünden beri cevap yok, küs müyüz? 10.12
Efela Doğan: Pekala buna ne zaman son vereceksin? Alt tarafı bir sınav kendini eve hapsetmemelisin. 13.00
Efela Doğan: İşlerim var, cevap gelmezse akşam kapında olacağım. 17.36
Camdan gelen "pıt" sesiyle kaşlarımı çattım.
Efela Doğan: Seni uyarmıştım, camı aç. 21.00
Hızlı adımlarla cama doğru yürüdüm. Camı açtığımda Yağız'ın arabasına yaslanmış Efe'yi görmemle gözlerim kocaman oldu. Gözümün önüne gelen belli belirsiz şeylerle dudaklarımı birbirine bastırdım. Başıma giren ağrıyla cama tutunarak dengemi korudum. Yatağın üzerine bıraktığım telefondan gelen bildirim sesiyle telefonu elime aldım.
Efela Doğan : İyi misin? Yanına gelmek istiyorum ama sen gelsen daha iyi olacak gibi görünüyor. 21.02
Naz: Geliyorum. 21.02
Üzerime bir hırka alarak odamın kapısını yavaşça açtım. Akşam yemeği saati geçeli bir saat oluyordu. Bu yüzden herkes kendi odasına çekilmişti. Yeterince sessiz olursam kimse yokluğumu fark etmezdi.
Yavaş adımlarla alt kata indiğimde etrafta göz gezdirdim. Dış kapıyı yavaşça açarak dışarıya çıkmamla Efe bana yaklaşıp elimden tuttu. Bana üstten bir bakış attığında onunla göz göze gelebilmek için başımı kaldırmam gerekti. Etrafa kısa bir bakış atıp beni bahçeden çıkardı.
Kaşlarımı çatarak ona bakıyor, aynı zamanda da bir şey söylemeden ona uyum sağlıyordum. "Neden o kadar çok mesaj attın?"
Sorduğum soruyla birlikte gözleri kahvelerimle buluştu. Ela hareler, yeşil ile kahve arasında arafta kalmış gibiydi. Bazen bal rengine de benziyordu. Gözleri büyüleyici bir güzellikteyken onun gözlerine bakmamak için büyük bir çaba harcamak gerekiyordu. Karanlıkta kahveye yakın bir renge bürünüyordu. Benim gözlerime göre çok daha açık bir kahve.
"Merak ettim, iki gündür ortalıkta yoksun. Yanına da gelemiyorum." Bir nefeste söylediği şeyle gülümsedim. "Leya, sınav haftalarında telefonumu kapattığımı ve kampa girdiğimi söylemedi anlaşılan." Bunu okuldaki çoğu öğrenci yapıyor olmalıydı. Evden uzaklaşırken odamı işaret etti.
"Işığın geceleri de açıktı. Sabahlıyor musun?" Şaşkın bir şekilde yüzüne baktım. Beni mi izliyordu? "Sen..." lafımı tamamlayamadan cevap verdi. "Söylemiştim deniz kızı çok uyumak bana göre değil. Hayatta kalacak kadar uyuyorum bu da bana yetiyor." Asıl şaşırması gereken benken gülümsedim. "Deniz kızı mı uykucuya ne oldu zeki çocuk?" Dudaklarını birbirine bastırıp omuz silkti. "Bilmem, bence sen de başka bir şey bulmalısın." dediğinde başımı düşünceli bir şekilde salladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyal
Novela Juvenil~Hayalleri siyah hayatlar içinde kaybolan bir grup genç. ~O geçmişten korkuyordu ama geçmişin derinliklerine dalmaktan da çekinmiyordu. Geçmişte yaşanan acıların geleceğinde verdiği güvensizlik içinde kaybolmak...Kimileri geçmişte hatalar yapıp bede...
