22. Bölüm:Tehlikeli sular

352 28 15
                                        


Leya

Bir yabancının kollarında gözlerimin seni aramasından nefret ediyorum. 
Yağız Karan. 
Başına diktiği içkinin ardından dans ederken bir yandan da çevresini saran birkaç kızla gülüşerek dans ediyordu.

Kalbimi paramparça edip her bir parçasını onlara sunduğu gülüşüyle, etrafa saçan vicdansız adam.

Bu yüzden vazgeçmek istiyorum senden.
Seni başkasıyla her gördüğümde beni paramparça ettiğin için.
Kalbimin deli gibi çarpmasına sebep olan da sendin nefes alamayacak kadar sıkışmasına  sebep olan da. İki durumun arasında kalmak, tükenmek demekti.

Başka biriyle denemek istedim ilk kez. Bunun da etkisiyle iki haftadır Yiğitle konuşuyordum. Beni mutlu ediyordu ama yakın bir arkadaştan daha fazlasını hissedebileceğimden emin değildim. Yine de denemeye değerdi işte. Çünkü o şans verilmeyi hak edecek bir adamdı.

Abimin bazı dersleri benimle aynı zamanda olmadığı için bu konu hakkında bilgi sahibi olduğundan emin olamasam da gözünden bir şey kaçmadığını da biliyordum. Henüz bu konu hakkında bir müdahalede bulunmaması beni şaşırtmıştı.

Yiğitle aramızda samimi bir arkadaşlığın oluşmaya başladığını hissediyordum. Onun dans teklifini geri çevirmeyerek katran karası gözlerin esaretinden kurtulmayı ummuştum.

Aksine, başına diktiği içki ve çevresine toplanan kızlarla olan samimiyeti beni bozguna uğratmıştı. 
"Leya." Bana seslenmesiyle omzuna yaslı başımı kaldırarak yüzüne baktım. 
"Hı."

Bir anda çenemi tutan eliyle afallayarak yeşilliklerimi Yiğit'in gözlerine çevirdim.
Elinin tersiyle yanağımı okşadığında ona bakmayı sürdürüyordum.

Yavaş yavaş aramızdaki mesafeyi kapatmasıyla titrek bir nefes aldım. İlk kez platonik aşkımı bir kenara bırakıp birine şans vermek istiyordum. Kalbim ise bana ihanet edercesine acıyla çarpıyordu. Gözlerimi kapatıp nasıl hissedeceğimi beklemeye başladım.

Bir anda belimden tutulup çekilmemle sert bir gövdeye çarptım.

"Ne yaptığını sanıyorsun diye bile soramayacağım, direkt dalacağım."
Beni arkasına alıp Yiğit'e attığı kafayla, dudaklarımdan tiz bir çığlık dökülürken Yiğit bir eliyle masadan destek alarak patlayan dudağını tuttu.

"Yiğit iyi misin?" Ona doğru attığım adımla bileğim sertçe tutuldu. 
"Benimle geliyorsun." 
"Yağız saçmalıyorsun." Bir şey söylemeden yürümeye başladığında beni de peşinden sürüklüyordu. “Ne bu hareketler dağ başında mıyız? Mafya mısın sen?” Sinirli bağırışım etrafa bakınca kesildi.

Abimin çevresini saran kalabalığı görmemle kaşlarımı çattım. Naz da ortalıkta görünmüyordu.

Bahçenin kuytu bir köşesine geçmemizle bileğime gömdüğü parmaklarını çeken Yağız'a öfkeyle baktım. 
Acımıştı.

Kalbimi acıttığı kadar acıtmasa da bileğimin kızardığına emindim. 
"Derdin ne senin?" diyerek üzerine yürümemle kaşları çatıldı. Onun beni buraya sürüklemesine izin vermemin tek nedeni olayın büyümesini istememedi. Böyle bir tepki vermemi beklemediğini yüz ifadesinden anlasam da geri adım atmadım. Beni bu hale o getirmişti.

"O herifin sana neden o kadar yaklaşmasına izin verdin." Üzerime yürümesiyle bir adım geriledim. Şuan bambaşka biri gibi görünüyordu. “Seni ilgilendirmiyor." Elini havaya kaldırmasıyla gözlerimi kapattım.. "Sana bir soru sordum." Yüzümün önüne siper ettiğim ellerimle gözlerinde garip bir ifade belirdi. Yanımdaki duvara çarpan sert yumruğuyla bakışlarım eline kaydı. "Yağız, delirdin mi sen?" Elini tutmaya çalışmamla duraksadı. "Sana vuracağımı düşünmüş olamazsın."

Acı kokan sesi boğuk çıkmıştı. Sessiz kalarak boş bakışlarımı katran karası gözlerine çevirdim. "Sen eğlenirken öylece seni izlemeye devam edeceğimi mi düşünüyordun, Yağız?" Dudakları aralandı. "Senin yedekte tuttuğun o kız olmayacağım. Yeter artık anlıyor musun? Yeter. Bizden olmaz dedin ben de başkasıyla şansımı denedim. Sana hesap vermek zorunda falan da değilim. Rahat bırak artık beni." Göğsünden sertçe ittim. “Düş yakamdan.” İlk başta bir adım geri gitsede üzerime doğru yürüyerek beni duvarla arasına aldı. "Çekil önümden."

Siyal Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin