Onbirinci Bölüm:Seçmeler

2.2K 106 74
                                        


Ertesi gün gecenin yorgunluğuyla biraz sersem bir şekilde uyandım. Yataktan kalktığım an yere yapışmamla kısık bir küfür mırıldandım. Geç uyumak bana yaramıyor arkadaş!

"Hey hey sakin ol ufaklık." Kapı pervazına yaslanıp keyifli bir şekilde bana bakıyordu.
"Kaşınma Yağız." Çemkirmeme karşılık gözleri devirdi. "Okula geç kalacağız hızlı ol." Bıkkınca nefes verdim.

"İyi be, sen kahvaltı yapıncaya kadar hazır olurum ben." Kaşları hafifçe çatıldı.
"Sen kahvaltı yapmayacak mısın?" Bu gün akşam annem kilomu kontrol edecekti. Ayrıca kilo almak da istemiyordum. Olabildiğince az şey yesem iyi olurdu.

Yıl sonu balosu da iyi görünmem gerekiyordu. Her zaman iyi görünmem gerekiyordu.

İyi de az kalırdı aslında. Daima mükemmel olmalı ve mükemmel görünmeliydim. Bunu sağlamak benim görevimdi.

"Okulda hallederim ben." Yağız bana kısa bir bakış attı. Sonrasında kafasını sallayarak odadan çıktığında derin bir nefes alarak yatağıma yaslandım. Ardından ayağa kalkıp gardrobumdaki okul formalarımı yatağın üzerine koyarak banyoya girdim.

Akşam duş aldığım için işim kısa sürecekti. Yüzüme bir kaç defa su çarpıp kendime gelmemin ardından dişlerimi de fırçaladım.

Okul üniformamı üzerime geçirmemin ardından aynanın karşısına geçtim. İlk başta omuzlarıma gelen kahve saçlarımı taradım. Ardından göz altımdaki morlukları kapattım.

Yüzüm daima sağlıklı görünmeliydi. Her şey gibi mükemmel olmalıydı. Kimseye bir şey belli etmemeliydi. Daima beni güçlü göstermeliydi. Birbirinden ukala çekilmez insanlarla dolu bir okulda bunun önemi daha da artıyordu.

Gözlerime rimel sürmemin ardından dudaklarıma nude bir ruj sürerek işimi hızlıca bitirdim. Aşağıya indiğimde Yağız elindeki sandiviçi bana uzattı. "Yolda yersin." Bir sandiviçe bir de ona baktım. Elindeki sandiviçi alıp ufak bir ısırık aldım. Yağız, "Hadi hızlı ol, arabada yersin." dediğinde başımı sallayarak evden çıktım. Bunu yememeliydim ama halsiz ve aç hissediyordum.

Ayakkabılarımı giyip çıktıktan sonra bahçedeki lacivert Audi'ye bakakaldım. Ağzım açık kalmıştı. Bana gülümseyerek bakan babamı ve annemi görmemle gülümsedim.

"Bana kaza mevzusu yüzünden kızgın olduğunuzu düşünüyordum."
Annem hiçbir şey olamamışçasına oldukça rahat bir tavırla; "Efe, senin suçun olmadığını söyledi." Sesinde iğneleyici bir tını varken babam öksürerek annemi susturdu.

"Neyse akşam eve erken gel,misafirimiz olacak." dediğinde başımı salladım. Annem, "İyi dersler." diyip bize baktı ardından elimdeki sandiviçi fark etti. Bana bakarak kaşlarını çattı. "Naz'ın elindeki sandiviçi al lütfen Elif." diyerek içerideki çalışan ablalardan birine seslendiğinde Elif'e sandiviçi uzattım.

O sırada babam arabaya binmiş annemi bekliyordu. "Anne, neden Naz'ın sandiviçini aldırdın?" Annem sen karışma dercesine bilmiş bir şekilde gülümsedi ," Yağızcım o kalorili şeyi yiyecek değildi ya." diyerek arabaya bindiğinde Yağız da çatılmış kaşlarıyla arabasına bindi. "Naz bugün benimle gel." Başımı sallayarak ön koltuğa geçtim.

Yolda giderken kısa bir anlığına gözleri üzerime çevrildi. "Naz, neden annem sana bu kadar çok karışıyor." Sesinin sorgulayıcı çıkmasına rağmen gülümsedim. "Sadece benim için ne doğruysa onu yapıyor." Bu dediğime karşılık başını sallamakla yetindi.

Okula geldiğimizde Yağız'dan ayrılarak kantinde beni bekleyen Leya'nın yanına geçtim.
"Günaydın Nazcık."
"Günaydın Leyoş." İkimizde güldüğümüzde bir anda arkama odaklanmasıyla omzumun üzerinden baktığı yere baktım. İçeriye birlikte giren Yağız ve Efe'yi görmemle yutkundum. Hemen önüme dönerek Leya'ya baktım.

Siyal Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin