XVII Ağızdaki Bakla

2.6K 28 0
                                        

        Telefondaki ses Nuran Hanım'a ait. Ahizeyi bıraktığım gibi odamın aynasına yönelip, kravatımı ve saçımı düzeltiyorum. Heyecandan kalbimin çarptığını hissediyorum. Nasıl oluyor da bu kız bu kadar heyecanlandırıyor beni? Üstelik son derece saçma bulduğum bu hissi liseden beri hissetmiyorken. Onu kapının ardında bekliyorum ve kapı çalıyor. Usulca açılan kapıdan narin bir kelebeği andıran bakışlarıyla içimi eritiyor. 

"Hoş geldiniz."

"Hoş bulduk. Ben evrakları insan kaynaklarına bıraktım. Nuran Hanım'dı sanırım ismi."

        Evet anlamında kafamı sallıyorum. Elimle koltuğu gösterip oturmasını rica ediyorum. Oturuyor. kollarımı birbirine kenetlemiş bir şekilde sırtımı masaya veriyorum. Bu rahatsız edici sessizliği kaçamak, fakat bir o kadar da nezaketli bir soruyla bozuyorum.

"Bir şey içer misiniz?"

"Teşekkür ederim."

        Buranın bir genelev olduğunu izah etme konusunda evde yaptığım provaların aklımdan uçup gittiğini fark ediyorum. İşletmemizin bu konudaki prosedürü işe alınmadan önce imzalatılan bir "sessizlik" anlaşmasının ardından yapılan açıklamada, iki tarafında onayından sonra aramıza katılıyor. Ancak bu kızı işe alma aşamasında farkında olmadan, bir anlık bir kararla yaptığım farklılık ve artık kabullenmeye başladığım hislerimle verdiğim karar çok zora sokuyor beni.

"Aslında mesai arkadaşlarımla tanışıp, bir an önce işi öğrenmeye başlamak istiyorum."

        Ve sonunda topluyorum cesaretimi. Ne olacaksa olsun!

"Size iş ve işleyişi hakkındaki her şeyi bizzat kendim anlatacağım. Eğer kabul ederseniz. Çalışmaya başlayabilirsiniz."

"Bu ne anlama geliyor? Ben işe çoktan alındığımı sanıyordum."

"Evet öyle. Hatta sigortanız bugünden itibaren başladı bile. Ancak farklı sebeplerden dolayı zaruri  olarak gizli tuttuğumuz bazı şeyleri sizinle paylaşmam gerekiyor."

"Poyraz Bey, açık konuşmam gerekirse beni korkutuyorsunuz."

"İsterseniz korkup korkamaya birazdan anlatacaklarımı dinledikten sonra karar verin. Biliyorsunuz ki, bu dünya adaletsiz bir sistemin çarkları etrafında dönüyor ve bu bozuk düzen, farklı olanı yok etmek üzere programlanmış. İçinde bulunduğumuz toplumun sosyolojisini göz önünde bulundurunca, bu farklılıklara karşı çok daha hırçın bir tavır sergilendiğini görmekteyiz. Bizim Kibele çatısı altında yaptığımız şeylerden biri, bu farklılıklara sahip olan insanları bünyemize katarak, topluma kazandırmak ve o farklılıkların taleplerini karşılamak. Bir diğer yaptığımız şey ise, toplumumuzda, gayet doğal olan birtakım şeylerin, ahlaksal normlar çerçevesinde oluşturduğu önyargıları yıkabilmek ve bu önyargılar neticesinde oluşan eksikliği giderebilmektir."

"Hayır kuruluşu gibi mi?"

        Bir genelevi nasıl betimlediysem, kızcağız hayır kuruluşu sandı. Kısa bir kahkaha atıyorum. Sonra anlatmaya kaldığım yerden devam ediyorum:

"Pek sayılmaz, Aslına bakarsanız, katkıda bulunduğumuz bazı dernekler var fakat bahsetmeye çalıştığım şey bu değil. Biliyorsunuz ki cinsellik, bu ülkede çok büyük bir tabu. Yüzyıllardır süregelen bazı çağdışı ahlak kuralları, ne yazık ki bugün de etkisini göstermeye devam ediyor. İşin en acı tarafı ise, bunun bizzat devlet tarafından desteklenmesi. Çok açıktır ki, bu duvarları yıkmanın tek yolu, üzerine yürümektir. Bizim de burada yaptığımız şey, tam olarak budur."

"Konuyu nereye bağlayacaksınız gerçekten çok merak ediyorum."

"Merakınızı gidereceğimden emin olabilirsiniz. Açık konuşmam gerekirse, burası sadece gece klübü değil."

"Cinselliğe karşı örülmüş tabulardan bahsediyorsunuz ve hemen ardından buranın sadece bir gece klübünden ibaret olmadığını söylüyorsunuz. Benim de açık konuşmam gerekirse, korkularımda giderek artış hissediyorum."

"Bakın. Ortada korkulacak hiçbir şey yok. Bunu şu an için belki ispat edemem. Zira yaptığımız işe ve emsallerimize bakılacak olursa, bu hisse kapılmanız çok doğal. Fakat bütün korkularınızın yersiz olduğunu ancak zamanla anlayabiliirsiniz."

"Poyraz Bey! Lütfen lafı dolandırmaktan vazgeçin ve bana ne iş yaptığınızı söyleyin."

        Bir saniye duraklıyorum. Avuç içlerimle gözlerimi ovuşturuyorum. Gergin bir şekilde ağzımın içine bakıyor. Yavaşça koltuğuma doğru ilerleyip, oturuyorum. Dirseklerimi masaya dayayıp, ellerimi birleştiriyorum. Nihayet gevelemekten vazgeçip, ağzımdaki baklayı çıkarıyorum:

"Burası gece kulübü olmakla birlikte, aynı zamanda erotik film stüdyosu ve bir eskort servisi."

       

KibeleBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin