Danışmayı arayıp bugün işe gitmeyeceğimi söylüyorum. Dün zor bir gün geçirdim. Ben neler yaptım öyle? Başım hala zonkluyor. Eve gelince çok içtim. Güçlükle doğruluyorum yataktan. Odam hiç bu kadar dağınık olmamıştı. Bana neler oluyor? Beynimi ur gibi kemiren şiddetli baş ağrısına karşı, çözümü yeniden uyumakta buluyorum.
Telefonumun sesi uyandırıyor beni. Yabancı bir numara, yabancı bir ses. "Poyraz Bey'le mi görüşüyorum?" diyor telefondaki yabancı. Onaylıyorum.
"Zeynel Bey'in yakını mısınız?"
"Neden sordunuz?"
"Acilen buraya gelmeniz gerekiyor. Adres veriyorum. Not alın."
Aracı deli gibi kullanıyorum. Üstümdeki sersemlik birdenbire kayboluveriyor. Kağıttaki adrese vardığımda, polis ve ambulans sirenleri, çevrilmiş bir olay yeri mahalli, bir tane gazeteci ve meraklı kalabalık karşılıyor. Araçtan indiğimde karşıma çıkan görüntü ise daha korkunç. Siyah bir ceset torbası, meraklı bakışlar eşliğinde ambulansa bindiriliyor. O an hiçbir şey düşünemiyorum. Beni gören bir polis memuru yanıma yaklaşıyor. Adeta şok halindeyim. Polis memurunun beynime yıldırım düşmesini sağlayan sözü nihayet kulaklarıma ilişiyor...
"Cesedi teşhis edebilir misiniz?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kibele
MizahAlışılmışın dışında bir kadın pazarlayıcısının işlettiği, alışılmışın dışında bir genelevde geçen hikayede, aksiyon, mizah, dram, gerilim gibi olguların iç içe geçtiği kurgularla karşılaşacaksınız. Uçta kalmış hayatların serüvenlerine tanık olacak...
