İyi okumalar...
Bölüm şarkısı - Broken Iris / Unfolding Time
---
Yatağımdan kalkıp ürkek adımlarla pencereye doğru yaklaştım. Derin bir nefes aldım ve pencereyi açtım. Aşağıya baktığımda korkudan düşüp bayılmadığıma şaşırmıştım.
Orada...
Aşağıda...
Penceremin altında duruyordu.
Rüyamda gördüğüm siyah cüppeli korkutucu adam...
Gözlerimi açtığımda saç diplerime kadar ter içindeydim. Hayatımda gördüğüm en gerçekçi rüyayla karşı karşıyaydım. Uyuduğumu ve rüya gördüğümü fark edememiştim ve her şeyi gerçek sanmıştım.
Korkuyu tüm hücrelerimde hissediyordum. Gördüğüm adam, bilinçaltımın en derin kuytularına erişip kendini göstermeyi tekrar başarmıştı, hem de bir gün içinde iki defa!
Benden ne istediğini veya olur olmadık yerlerde neden karşıma çıktığını bilmiyordum ve çözemiyordum. Bir tür mesaj yollamaya çalışıyor olabilir miydi? Veya gelecekten kesitler mi görüyordum? O çığlığını duyduğum kadın gibi başkalarının da mı başı dertteydi?
Kafamı karıştıran tüm bu soruları daha sonra düşünmek için zihnimin bir köşesine kaldırdığımda yatağımın hemen yanındaki komidinin üstündeki saat henüz sabah beşi gösteriyordu ve benim uykum çoktan kaçıp gitmişti. Saat ne ara beş olmuştu, hala anlayamıyordum. O kadar kısa bir zamanda gerçekleşmişti ki her şey...
Bir daha uykuya dalmamın imkanı olmadığını anladığım anda yavaşça sıcacık yatağımdan zorla da olsa ayrılmayı başardım ve odamın ortasında dikilmeye başladım. Bir an David'in yanına gitmeyi düşündüm ama sonra bu düşünceyi hızlıca kafamdan uzaklaştırdım. Uykusunu böldüğüm için büyük ihtimalle dayak yerdim ve bir gözümü kaybedebilirdim, bu hiç iyi olmazdı.
Küçüklüğümden beri David ile beraber aynı çatı altındaydım. Onun verdiği güven ile kendimi ne kadar iyi hissetsem de bazı durumlarda bu yeterli olmuyordu. Ona söyleyemediğim, kafamı kurcalayan ve beni rahatsız eden şeyler oluyordu ve nasıl tepki vereceğini bilemediğim için yanına gidemiyordum. Tıpkı gördüğüm rüyalar gibi...
Gördüklerimi ona anlatsam büyük ihtimalle beni doktora falan götürmeye çalışırdı ya da her zaman yaptığı gibi dalga geçerdi. Ben bile aklımın bana bir oyun oynadığı ihtimalini göz önünde bulundururken onun böyle bir tepki vermesi gayet normal olurdu.
Okula gitmek için daha üç saatim vardı ve hazırlanmak için çok erkendi. Bilgisayarımdan bir film açıp izlemeye karar verdim, yoksa vakit hiç geçmeyecek gibiydi. İzleyeceğim filmi düşünürken masanın üzerindeki laptopu alıp tekrar yatağıma yerleştim. Nedense canım korku filmi izlemek istedi ve bir internet sitesinde önerilen korku filmlerine bakarken aralarından biri dikkatimi çekmeyi başarmıştı: Mezarlık Buluşmaları!
Film fazla korkunç değildi fakat aniden çıkan yaratıklar ödümü koparmayı başarmıştı, çünkü bunların hepsi bana siyah cüppeli adamı hatırlatmıştı. Sanki bir anda odanın ortasına dalacak ve beni kaçıracakmış gibi hissediyordum. Bu düşünce beni ürpertiyordu.
Filmin sonuna geldiğimde artık hazırlanmam gerektiğini fark ettim. Hızlıca üstüme bir şeyler geçirdikten sonra özensizce saçlarımı taradım ve en sevdiğim parfümümü sıktım, kutuyu üstüme boşalttım desek daha doğru olur. Kokuyu aldığımda aniden öksürmeye başladım, ciğerlerim yerinden fırlayacak gibiydi, ilk defa böyle oldum. Parfümün kokusunda da bir gariplik vardı. Nedense kokudan iğrendim ve bir süre sonra başımı döndürmeye başladı ama kendimi toparlamayı başardığımda bir daha bu kadar fazla parfüm sıkmayacağıma dair kendime söz verdikten sonra direkt mutfağa koştum. David'in uyurken alıp verdiği nefesi duyabiliyordum. Öğlene kadar yatacağından emindim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SONSUZ
FantasyBir yanda güçlerini yeni fark eden iki gencin birbirlerine kısa sürede geri dönülemez bir biçimde aşık olmaları ve bunun getirdiği sonuçların hayatlarını alt üst etmesi... Diğer yanda ise nefes aldığı her saniye boyunca intikam duygusuyla beslenen...
