Bölüm şarkısı - The Charlatans / One to Another
---
-ALEX-
"Neler oluyor dedim, söylesene!" Artık meraktan ölecektim çünkü Archie şaşkınlıktan ağzını yere kadar açmıştı. Sonunda ağzını toplayıp konuşabilmeyi becerdiğinde içimdeki merak iki katına çıkmıştı.
"Sanırım bir misafirimiz daha var..."
"O da ne demek?"
"Şimdi görürsün."
Önümüzdeki kalabalığı yararak binanın içine girmeyi başardığımızda Profesör Stoker'ın koridorda öğrencilere rehberlik ettiğini gördük. Bizi görür görmez gülümseyerek yanımıza geldi.
"Tekrar hoş geldin Alex, senin ilk dersin ortak ders olan temel hava bilimleri. Bir üst katta koridorun sonundaki sınıf, Archie ile aynı sınıftasınız zaten." Tanrım, şu çocuktan hiç kurtulamayacak mıydım?
Profesör Stoker'a teşekkür edip tarif ettiği sınıfa gitmek için Archie ile merdivenlere yöneldik.
-EFFY-
Sarışın bir çocuk beni ittirerek "Kes şunu!" diye bağırdı ve Rosalie'yi sakinleştirmeye çalıştı. Zaten bir süre sonra David geldi ve beni bahçenin ortasında okulun içindeki boş bir odaya sürükledi.
"Ne yaptığını sanıyorsun Effy?!"
"Bilmiyorum, bir anda üstüme bir su kütlesinin fırlatıldığını fark ettim, bilerek yapmış ve bu beni gerçekten çok sinirlendirdi!" Hayretle bana bakıyordu.
"Kızı neredeyse öldürecektin, bunu nasıl başardın?"
"Sadece düşündüm ve oldu, ben de bilmiyorum!"
"Bu yaptığın bir çaylağın yapabileceklerinin çok ötesinde!" Bu iyi bir şey mi acaba diye düşündüm. Sanki düşüncelerimi okumuş gibi devam etti. "Bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun bücür, kurallar birbirimize bu derece zarar vermemizi yasaklıyor."
David'i tanımasam kuralları umursayan biri olduğunu düşünecektim!
Duvardaki, her halinden eski zamanlardan kaldığı belli olan büyük saate takıldı gözlerim. Gecenin on ikisi olmasına rağmen hava aydınlıktı. Kendi içimde başlattığım bir zaman karmaşası yaşıyordum. Ortamın gerginliğini azaltmak istiyordum.
"Hey, ders ne zaman başlıyor?"
"Beş dakika sonra zil çalacak, hazır mısın bücür?"
"Hayır."
"Güzel." Odadan çıktığında ben de arkasından onu takip ettim ve beraber yukarı kata çıktık. Biraz garip davranıyordu, yüzünde muzip bir gülümseme vardı. Sonunda bir sınıfın önünde durduk. "Sen içeri geç, ben de birazdan geleceğim."
"Bu da ne demek? Aynı sınıfta mıyız yani? Bu nasıl mümkün olabilir ki?"
Hiçbir soruma cevap vermeden arkasını dönüp uzaklaştı. Tekrar yalnız kalmıştım. Yalnız olmam iyiye işaret değildi. Yalnız kaldığımda insanlara neler yapabileceğime yaklaşık beş dakika öncesinde şahit olmuştum. Farklı şeylere odaklanmaya çalışarak derin bir nefes aldığımda beni nelerin beklediğini bilmediğim bir sınıfın kapısının önünde duruyordum. Bu kapı belki de hayatımın dönüm noktalarından biri olabilecek nitelikteydi. Bunun bilincinde olarak derin bir nefes aldım.
"Tamam, işte başlıyoruz."
Sınıfa adımımı atmamla karşımda gördüğüm kişi zor bir dönem geçireceğimin habercisiydi. Evet karşımda duran kişi Rosalie'den başkası değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SONSUZ
FantasíaBir yanda güçlerini yeni fark eden iki gencin birbirlerine kısa sürede geri dönülemez bir biçimde aşık olmaları ve bunun getirdiği sonuçların hayatlarını alt üst etmesi... Diğer yanda ise nefes aldığı her saniye boyunca intikam duygusuyla beslenen...
