20. BÖLÜM: "KAMP"

1.2K 48 13
                                        

İyi okumalar :)

Bölüm şarkısı - Blueneck / Lilitu

---

Düşüncelerim kalbime ve beynime büyük bir sis bulutu gibi çökerken kulaklarıma tanıdık bir kız çığlığının gelmesiyle herkes gibi ben de sesin olduğu tarafa doğru koşmaya başladım.

Kalabalığı takip edip çığlığın kaynağı olan Sarah'a ulaştığımda burnuma gelen çürük kokusunun nedenini anlamaya çalışıyordum. Birkaç kişinin arasından sıyrılıp herkesin hayretle baktığı şeyin ne olduğunu gördüğümde midemi bulandıracak ve insanın kanını donduracak bir manzara ile karşılaştım.

Kurt olduğunu tahmin ettiğim bir hayvanın dehşet verici cesedi tam karşımda duruyordu. Kurt olduğundan emin olmak zordu, çünkü boynundan karnına kadar uzanan geniş bir yara vardı. Yoğun kokudan dolayı yeni öldüğünü anlayabilmiştim. Ona bunu hangi vahşi hayvanın yaptığını çok merak etmiştim. Ne tür bir yaratık bunu yapabilirdi ki?

Herkesin kafasında bu kafa kurcalayan sorunun olduğunu telaşlı seslerden ve yürütülen tahminlerden anlayabiliyordum. Kızların çoğunluğu ise korkup kaçmıştı.

"Bunu yapan her neyse, ormanda kurttan daha vahşi bir hayvan var." dedi biri.

Kokudan uzaklaşmak için arkamı döndüğümde, Effy'nin bembeyaz yüzüyle karşılaştım. Kıpırdamadan direkt hayvanın cesedine bakıyordu. Gözlerinde korkunç bir ifade vardı. Korkmuş olmalıydı ama farklı bir şeyler olmuştu sanki. Yüzünden iyi bir şey olmadığını anlamak zor olmuyordu.

Onu incelerken birden aklıma söyledikleri geldi. Zihnim sanki bu olayla bir ilgisi olması gerekiyormuş gibi sabah olanların olduğu bir film şeridini oynatmaya başladı. Kimseye zarar vermediğini söylemişti. Ama beslenmesi için kan içmesi gerekiyordu. Yani bir hayvandan beslenmiş olmalıydı. Yakınlardaki tek orman da burasıydı.

Yani bu korkunç manzaranın sebebi Effy olabilir miydi? Bir hayvanı böyle katletmiş olabilir miydi?

Yüzündeki dehşet verici ifadenin başka bir nedeni olamazdı.

Sonunda cesede bakmayı bırakıp beni fark ettiğinde göze geldik ve ani bir hareketle arkasını dönüp koşmaya başladı. Etrafta insanlar olduğu için fazla hızlı koşamıyordu, bu da benim ona kolayca yetişmemi sağladı.

Bilerek ormanda biraz daha uzaklaşmasına izin verdim, böylece kamptakilerden uzakta rahatça bu konu hakkında konuşabilirdik.

Bir süre daha koşturmaya devam ettikten sonra ona iyice yaklaştım ve kolundan sertçe tutup kendime çevirdim. Nefes nefese kalmıştı.

"Bırak kolumu."

"Hayır."

"Bırak dedim." Bunu söylerken gözlerindeki nefreti sanki somut bir şeymiş gibi hissetmiştim ve bu afallamama sebep olurken yavaşça elimi kolundan çekip bir adım geri çekildim.

Yüzündeki nefret ifadesi hala gitmemişti. Nefret, korku, dehşet, acı... Bunlar kimseye karşı hissettikleri değildi, bunlar kendisine karşı duyduğu hislerdi.

Yaptıkları şeyler kendisinden nefret etmesine, korkmasına, dehşete kapılmasına, acı çekmesine neden oluyordu. Bunu yüzünden çok rahat anlayabiliyordum.

Kendi eserini görmek onu bu hale getirmişti. Ona acıyıp acımamak arasında ikilemde kaldığımı söylemeliyim. Bir yanım "Hadi ama Alex! O hoşlandığın kız, böyle bir hayatı kendisi seçmedi, hatta ileride sen de onun gibi olacaksın!" derken diğer yanım tam tersine Effy'den uzaklaşmam gerektiğini hatırlatıp duruyordu.

SONSUZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin