Merhaba herkese :")
biz özel bölümle geldik! Umarım seversiniz! bu arada hepinizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum❤️98. Yıl kutlu , mutlu olsun🥀
Ay bi de bu bölüm Gözde'nin hikâyesini taşıdı , herkesi açıklayıp da o yalnız kalsın istemedim ✨
Ama sakın Asrın ve Berrak'ımız yok sanmayın, onlarsız yapabilir miyiz biz hiç <3
~Özel Bölüm I
Gözde Hüroğlu'ndan...
İlk zamanlar.
"Senden nefret ediyorum, Gözde Hüroğlu!"
Karşımda duran ve bana büyük bir öfke ile bakan Doğukan'a baktım. Gözlerinde öyle büyük bir nefret vardı ki, sözlerinin gerçek olduğunu anladım. Hatta sanki daha fazlasıydı, benden iğreniyordu. Yıllardır sevdiğim çocuğa tam kavuştuğumu düşünmüştüm ki, o kadar saçma bir kıskançlık yapmıştı ki, daha önce böyle olacağını hiç düşünmemiştim.
Hikâyenin en başları, benim ve kardeşlerim diyebileceğim en yakın dostlarım ile liseye geçişimiz ve benim tesadüfen Doğukan'ı görüp ondan bir türlü kopamamam.
Kimseye söylememiştim; ne Berrak'a, ne Asrın'a, ne de Berke ve Rüzgâr'a hiçbir şey çaktırmamıştım. Belki de içten içe olmayacağını biliyordum, ama şundan emindim ki, soyadını bile bilmediğim bu çocuğu her teneffüs görmek için kırk takla atıyordum ve buna bir türlü engel olamıyordum.
Hâlbuki aşkın böyle bir şey olduğunu hiç düşünmemiştim o zamanlar. Asrın ve Berrak'a bakıyordum, onların arasında yıllardır hep özel bir şey vardı. Onları gördüğünüz ilk bakışta bile birbirleri için yaratıldıklarını anlayabilirdiniz. Çok özeldiler, çok iyilerdi.
Ben de bir gün böyle bir aşk yaşayacağımı düşünürdüm. Aynanın karşısına geçer, sarı saçlarımı düzeltmeye çalışır, bukle bukle tutamlarımı tokalarla sabitleyip güzelleştirmeye çalışırdım.
Ama Doğukan Toksöz böyle biri değildi.
Bunu şimdi, lise son sınıfta anlıyordum. Kendimi hep överdim zeki olmamla ama, değildim belli ki, dört senede nasıl biri olduğunu çözememiştim işte!
Berrak'ın, ilk anlayışını hatırlıyordum, ondan bir şey hiçbir zaman saklayamamıştım zaten, ben de bir tuhaflık olduğunu sezmiş, sonra dikkatle etrafına bakınmış ve tam karşımda sevgilisiyle oturan çocuğu görmüş ve üzüntüyle başını sallamıştı. Belki de aşkın ne demek olduğunu iyi bildiğinden, belki en yakın dostum olduğundan anlamıştı, bilmiyordum ama anlamış ve her zaman yanımda olmuştu.
Berrak Göktürk ve iyi kalbi...
Aslında o kadar masumdu ki...
Ve şimdi, Asrın'la ayrılmışlardı ve bunu yapan Berrak'ın ta kendisiydi. İçimden bir ses bu işin içinde bir şey var diyorken, diğer yanım Berrak'a çok kızgındı. Ben sevdiğim çocuk için neler neler yapıp yine de her günün sonunda onun ve kızıl saçlı sevgilisinin beraber çıkıp konuşa konuşa evlerine gittiğini gözyaşlarımla izlerken o çocukluk aşkından bir çırpıda ayrılabiliyordu.
Berrak ve ben, en yakındık halbuki ama bana bile hiçbir şey anlatmıyordu. Berke'ye ya da Rüzgâr'a anlatmayabilirdi, onlar erkekti ve bizimkiler kesinlikle bu işlerden anlamazlardı. Rüzgâr'la ancak derslerle ilgili sıkıntısını, konuların mantığını falan konuşabilirdi, Berke'yle ise milletin soğuk esprilerini falan konuşurdu, ama ben, çoğu kişinin düşündüğünün aksine ben de çok iyi dert dinlerdim, özellikle de Berrak Kuşumun derdini!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYRILIK | Texting
RomanceDüzenlenmiş yeni hâli şu anda profilimde yayımlanıyor, onu okumanızı öneririm fakat bu versiyonu da bırakmak istedim. - Berrak: Asrın, ben ayrılmak istiyorum. Asrın: Ne? Asrın: Şaka yapıyorsun değil mi Berrak? - Ayrılan iki sevgili tekrar birleşebil...
