Orkide

58 32 4
                                    

Barana sayıp, sövmem bütün evi inletiyordu. Canım acıyordu sanki hissizleşmiş gibiydim. Yüreğime kor ateşler atmışlardı. Bana Baranı affetmem için tek bir sebep söyleyin. Göz yaşlarım ve sinirim akarken ben tekrar tekrar ölüyordum. Sonunda annemin kollarından kurtulup Baranın üzerine yürüdüm ve son tokadımı vurdum yüzüne.

Efsun: Bundan sonra asla ama asla bana seni seviyorum deme çünkü bir daha karşında laflarına inanan birisi olmayacak.

Onları orada bırakıp odadan çıktığımda Baran arkamdan geliyordu. Ben hemen odaya girip kapıyı kapattım kapının eşiğine düştüm. Baran kapının arkasından konuşmaya çalıyordu.

Baran: Efsun ben... ben isteyerek yapmadım bunu. Her şey bir oyundu annenin oyunuydu.

Ben hiç cevap vermiyordum veremezdim de zaten. Bu saate kadar hep kandırıldım, zulüm gördüm ama ne yaptım hiç bir şey. İstediğim tek şey okuyup insanlara mutlu bir gelecek sunmaktı. Beni kendine aşık eden bu adam benim yüreğimi söktü ve benden unutmamı ve affetmemi bekliyordu. Benim adım Efsun bunca zamana kadar kaderi kabullendim, boyun eğdim. Bu günden sonra yeniden doğacaktım.

Bavulumu alıp sabaha kadar hazırladım burada bir kırıntımı bile bırakmayacaktım. Önce Hayat'ı aradığım da bana bir avukat sundu ben de onu arayıp görüşme talep ettim bu gün ise bu boşanma işini halletmem lazımdı. Daha sonra önceden kiraladığım evi tekrar ele alacaktım ve okulumu bitirip Balıkesir'e dönecektim, bütün planım şu anlık buydu.

Üç valizimi güç bela odadan çıkardıktan sonra Yarene aşağı indirttim. Ayakkabı seslerim yankı yapınca bir an kendimi anneme benzettim. Aşağıda bana dik dik bakıyorlardı ben ise görmezden geliyordum. Tabi baksam hangi yüzlerine bakacaktım?

Begüm: Anlamadan, dinlemeden böyle çekip gidemezsin!

Arkamı dönüp anneme ilerlediğimde gözlerine dik dik bakıyordum. Onlar için tek bir damla göz yaşı akıtmayacaktım.

Efsun: Bana tekrar yalan söyleme zorunluluğunuz kalmasın diye sormamayı tercih ederim.

Annem elini sinirle bana doğrultmasıyla kolunu tuttum. Ne cüret ile elini kaldırabiliyordu bana.

Efsun: Hiç kimse bu da siz dahil bana bu şekilde davranamaz!

Elini elimden hızla çekti. Baran annemin yanında duruyordu, yüzüne bile bakmadım. Arkamı dönüp bahçeye çıktım. Çiçeklerime veda etmek için yanlarına vardığımda tek tutunduğum dalın onlar olduğunu anladım. Toprağı kazıp içine kumaş parçası koydum, ben onların yanında olamasam da bir parçamı koymak istedim. Elimde duran boş saksıyı Fesleğeni alıp koydum ve sabitledim elime alıp ayağa kalktığım da karşımda Baran vardı, elinde de bir orkide saksısı, ben gitmeden tuttu ben ise geri çekildim.

Baran: Neden Fesleğeni götürüyorsun?

Efsun: Artık burada huzur olmayacak bu fesleğeni sizin yanınızda ezdirmem.

Düne göre çok sakindim. İçimden çıkan canavar artık yoktu. Görünüşe göre Baran da pes etmişti.

Efsun: Yakında boşanma kağıtları eline ulaşır.

Hissizliğimi bozmak istemiyordum ağlamak ya da sinirlenmek istemiyordum. Yavaşça elimde ki saksı ile ilerlerken;

Baran: Ne yapsan, ne söylesen haklısın. Güzel olan ve olacak hayatımızı mahvettim. İstersen öldür beni, istersen terk et. Umurumda olan tek şey sana olan hislerim.

Elindeki orkide saksısını bana uzattı. Tekrar ona döndüğümde istemeden de olsa gözlerim dolmuştu yavaş yavaş akıyordu. Yine de ses tonum değişmedi.

Efsun: Evet bunu sen yaptın bize. Bizi sen öldürdün.

Baran: Lütfen giderken bu orkideyi de götür senden sadece bu çiçeği götürmeni istiyorum.

Elindeki masum çiçeğe baktım. Almak istedim onu. 

Efsun: Sana acımıyorum bu çiçeğe acıyorum.

Elindeki çiçeği alarak ondan uzaklaştım. Her insan gidende suç buluyordu oysaki sebebini bilmiyorlardı. 2 hafta geçen o güzel günleri bir an da bırakıp gitmek o kadar çok koyuyordu ki içime, saki bir daha bu acı dinmeyecek gibi. Kafam çok karışıktı, eve son kez baktım ve beni bekleyen taksiye binip gittim. Yol boyu sadece sustum, camın arkasında ki güzellikleri seyrettim.

Taksiden indikten sonra beni bekleyen mücadeleye adım attım. Bir telefon ile halletiğim eve girdiğimde sesiz, boş ve ıssızdı. Valizlerimi zor bela içeri koyduktan sonra telefonum çaldı, arayan Hayattı.

Hayat: Efsun gittin mi eve?

Efsun: Evet evdeyim, çok sesiz ve boş.

Hayat: Ben bir kaç mobilyacı ayarladım. Şu an yoldalar sen merak etme ben eğer işlerimi halledebilirsem yanına geleceğim. Eşyaların geline haber et olur mu?

Hayat kadar beni düşünen kimse yoktu hayatımda ona ne kadar teşekkür etsem azdı.

Efsun: Gerçekten yaptığın bütün iyilikler için çok teşekkür ederim. İyi ki varsın.

Hayat: Sen de iyi ki varsın canım arkadaşım.

Hayatın kısa sürede mobilyalar bulmasının sebebi çok fazla tanıdığı olmasıydı benim bile bilmediğim o kadar çok akrabası vardı ki her seferinde şaşırıyordum. Şu an sefalet içindeyken hiç arkadaşıma gurur yapacak değildim. Bir gün hepsini ödeyecektim. Dramdan çıktım ve odaları gezmeye başladım. Tek kişilik bir insan olarak gayet iyi ve konforluydu. Salonda olan uzun büyük camların kenarına geçip mobilyacıları beklemeye başladım. 

Benim artık derdim okulumu bitirip iş sahibi olmaktı. Baranın canımı yakması çok kötüydü defalarca ağlayabilirdim. Bana yaptıkları hiç bir şeyi değiştirmeyecekti. Umarım annem artık beni bırakırdı, tabi eğer bırakırsa onluk bir hareket olmazdı, benim annem onun yanında kalayım diye etmediğini bırakmadı şimdimi bırakacaktı? Ben Baranı sevmiştim hem de çok sevmiştim onunla huzur bulmuştum. o kadar zoruma gidiyordu ki neden bu kadar saftım? Ağladım... ağladım sanki her şey değişecekmiş gibi şu an sabahmışta ben Baran ile sarılarak uyanmışım gibi hayal ettim ama olmadı olmayacak hiç bir şey değişmeyecek ve eskisi gibi olmayacak. Kalbim acıyor, canım acıyordu.

Zilin çalması ile yerimde irkildim uyuya kalmışım saate baktığımda 15:26 geçiyordu. Kendime geldim ve kapıyı açtım. Karnım ağrıyordu. Kapıda mobilyacıları görür görmez eşyaları içeri taşımalarını istedim. Aradan 2 saat geçti işçiler kurulacak eşyaları kurup gidince eve büyük bir temizlik gerekti. Telefonumu cebimden çıkartarak önce yemekler daha sonra temizlik malzemesi sipariş ettim. Yemek yemek istemesem de hayatta kalmam lazımdı o yüzden önüme geleni yemiş olabilirdim. Akşam ezanı okunduktan sonra uzunca bir temizliğe başladım. Ben ve temizlik bitince kanepeye yığılıp kaldım.   

Temizlik yapmak bir süreliğine duyduklarımı unutmamı sağladı.  Gözüme ters gözüken orkide canımı sıktı, Baranı hatırladım. Orkideyi alıp incelemeye başladım neden bana bu bitkiyi vermişti? Daha sonra orkideye bakışmalarımdan aklıma bir şey geldi bana bunu verdi çünkü bütün çiçeklerin anlamlarını bildiğimi biliyordu. Bu çiçeğin anlamı ise "Benim dünyamda açan ilk çiçeksin" demekti.

Kendi DünyamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin