Ruhsar hatun has adoya geldiğinde Murat'ın arkası dönük bir şekilde kendisini beklemekete olduğunu görür. Küçük adımlarla hünkara yaklaşır ve eteğini öper. Ardından hünkarın onu çenesinden tutarak kaldırmasını beklemeye başlar. Murat bir an içinden " yıkıl karşımdan hatun defol git ben Safiye'mi istiyorum diye geçirse de beynine hücum eden Nurbanu sultanın sözleri yüzünden bu düşüncesini karşısındakine söyleyemez. Kızı çenesinden tutarak kaldırır ve adını sorar. Hatun yumuşak bir sesle "Ruhsar hünkarım" der. Murat kızı yatağın ucuna götürüp oturtur ve sorularına devam eder. "Acaba bütün gece sorular sorsam kurtulabilir miyim bu kızdan" diye düşünmekten de kendini alamaz.
Murat "nerden geldin hatun? Nicedir bu haremdesin? dediğinde hatun yine aynı yumuşak ama bir o kadar da iç gıdıklayan ses tonuyla Macar'ım sultanım, buraya bir kaç ay önce Macaristan'dan geldim. Sizin için, sizin olmak için. Aşkta, dostlukta, acı da her ama her anınızda sizin yanınızda olmak için geldim." Murat, kızın o derin, insanı içine çeken bakışlarından ve sözlerinden etkilenmemek için ne kadar kendini tutsa da daha fazla dayanaz ve "tek bir gece nasıl olsa" diye düşünürken kendini kızın ince duduklarında bulur. Böylece Nurbanu Safiye'ye karşı bir zafer daha kazanmış olur.
Sabah olduğunda Nurbanu odasında dört dönmeye başlamıştır bile. Acaba Murat kızı kabul etti mi? Diye odada dönüp durmaktayken içeri Gazanfer ağa girince Nurbanu'nun heyecanı daha da artar. Ya oğlu onu dinlemeyip kızı geri gönderdiyse? Nurbanu Gazanfer'in gözlerinin içine "ne oldu gece?" tarzında sorgu dolu bakışlarla bakarken Gazanfer " müjdeler olsun valide sultanım. Hünkarımız dün gece hatunu huzuna kabul etmiş." Bu cevabı duyan Nurbanu adeta içinde sevinç çığlıkları atmaktadır. Nurbanu bu sözlerle bile havalara uçmuşken Gazanfer sultanını daha da murtlu etmek istercesine sözlerine devam eder. " Sadece kabul etmekle kalmamış, kızı bütün gece odadan bırakmamış. Bu gece için de kıza mendil vermiş. " Nurbanu büyük bir kahkaha patlattıktan sonra " bak sen hünkara. Ben oğlumu tanırım zor olan koynuna hatunu sokmaktır. Sonrası kendilinden gelir. Gelmiş de zaten. Bir kahkaha daha patlatır.
Nurbanu mutluluktan havalara uçarken odaya giren bir cariyenin sözleri mutluluğunu kursağında bırakır. " Validem, Safiye sultan geldiler." Nurbanu'nun aydınlık yüzü bir anda kararır ve " nasıl gelmiş? Ne zaman?" Dediğinde cariye "az evvel valide sultanım. Şimdi hasbahçe de olmaları lazım. Hünkarımız da karşılama için hasbahçeye indiler." Nurbanu " Allah kahretsin diye söylenirken Gazanfer ağa " Bu kötü oldu işte tam da hünkar onu unutmaya başlamışken."
***
Arabalar bir bir saraya girmeye başlar. Safiye arabadan dışarı adımını atmadan önce kafasını dışarı çıkarır ve tam karşısında biricik aşkı, sebeb-i varlığı sultan Murat kollarını açmış ona bakmaktadır. Safiye sevdiği adamı o şeklide görünce gözlerinden bir damla yaş düşer. Ardından arabadan hızla iner ve hünkarının kollarına doğru koşar ve aşkına sımsıkı sarılır. Murat "Safiye'm, benim parlayan güneşim" diyerek kokusunu içine çeker. O an Safiye için tüm düşünceler yok olmuş, adeta hayat durmuştur. Biraz sonra Murat geri çekilir ve Safiye'sinin özlem dolu gözlerine bakar. Ardından ellerinden tutar ve hareme doğru yol alırlar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarayda İki Venedikli
Historical FictionÖlümün kıyısında yaşanan hayatlar, harem cehenneminden cennete uzanan bir yol, kendi destanını yaratan, Osmanlı'ya kader katan aykırı bir kadın, güzeller güzeli Cecilia Baffo... Ve ona meydan okuyan, Osmanlı'ya diz çöktüren İtalyan güzel So...
