Merhaba, hikayemi bazen çok geç gelmesine rağmen sabırla bekleyip okuyan, oyları ve yorumlarıyla benim yanımda olan herkese çok ama çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra da aynı ilgiyi sizlerden bekliyorum şimdiden sağolun. İyi okumalar. :)
Nurbanu sultan hünkarın aklına girdiğinden emindi. Zira evladını çok iyi tanıyordu. Sıra sultan Murat Han'ın vereceği cevaba gelmişti. Murat han tam cevabını verecekken Safiye sultanın terasına çıkan şehzade Mehmet'i gördü. Hemen ardında Safiye sultan ve kızı Ayşe sultan da çıktılar. Hep beraber sofraya oturdular, yemeklerini yeyip gülerek sohbet ediyorlardı. O kadar mutlu, birbirine sevgiyle bakan bir aile tablosu vardı ki hünkarın karşısında bu aileye gözlerini kapatıp zevk deryasına dalalı öyle uzun zaman olmuştu ki bir anda aklına Manisa'daki huzur dolu günleri geldi.
Safiye sultanın Manisa'da iken söylediği sözleri düşündü. "Tahta çıkınca zinhar değişmeyesin Murat. Beni de evlatlarımızı da unutmayasın. Herkes bizim aşkımızı sultan Süleyman Han ile Mahidevran sultanın aşkına benzetiyor. Onlarda bu sancakta çok ama çok mutlu zamanlar yaşamış. Şehzadeleri, biricik Mustafa'ları olmuş. Mutluluklarına mutluluk katılmış. Lakin yıllar geçip şehzade Süleyman tahta çıkıp hünkar olunca Hürrem sultanla tanışmış. Mahidevranı da şehzadesini de unutmuş. Biz öyle olmayalım Murat. Söz ver bana, aşkımıza kıymayacağına, benden başkasıyla olmayacağına söz ver."
O gün söz vermişti Safiye'sine, ona son nefesine kadar sadık kalacağına söz vermişti. Oysa şimdi mevsimler geçmiş o sözden geriye eser kalmamıştı. Hünkar yıllar sonra ilk kez kalbinin sızladığını hissetti. Ve dudaklarından şu sözler döküldü.
"Bu devletin padişahı benim validem siz değil. Ben Osmanoğlu Murat, derim ki şehzadem Mehmet'in sancak vakti değildir. Vakit geldiğinde elbet en uygun sancağı seçeriz. Bu Kütahya, Manisa hiç fark etmez evladımızı göndeririz. Amma şimdi değil. Son sözümüz budur validem daha kelam etmeyesin ve huzurumuzdan çekilesin."
Nurbanu şoktaydı. Oğlunun bu sözleri karşısında tek söz söyleyemedi. Sadece içinden bu benim yarattığım cariye düşkünü Murat mı? Olamaz, olamaz. Bana, validesi Nurbanu sultana karşı gelmiş olamaz diyerek ayrıldı odadan.
***
Odasına geldiğinde sinirle bir o yana bir bu yana dönen Nurbanu sultanı gören Gazanfer daha fazla dayanamayarak neler olduğunu sual etti.
Nurbanu- Aslanım dedik aslan bize kükredi.
Gazanfer- Nasıl yani sultanım?
Nurbanu sinirle - Sultan Murat Han hazretleri için şimdi sancak vakti değilmiş. Vakti gelince şehzadelerini bizzat kendi elleriyle göndereceklermiş. Son sözleri buymuş padişahımızın.
Gazanfer- İnanılmaz bir şey bu sultanım. Hünkarımız sizin sözünüzden zinhar çıkmaz, bir dediğinizi iki etmezdi. Ne oldu ki bir anda?
Nurbanu- Safiye'yi gördü terasta fikri değişti. Validesinin sözünü hiçe saydı. Anlayamıyorum bir türlü yıllar geçti, onca mevzu meydana geldi, hünkarın koynuna nice cariye girip çıktı yine de Safiye'nin izi kaybolmadı. Yüzlercesi Gazanfer yüzlercesi girdi o yatağa. Ulaşmadığım diyar, getirtmediğim güzel kalmadı memlekette lakin aslanımın kalbinde bir yer hala o yılana ait. Nasıl olur bu? Nasıl?
Gazanfer- Yatağına yüzlercesini soksak da gönlüne bir tanesini bile sokamamışız belli ki.
Nurbanu- neyse, şehzade sancağa gitmiyorsa biz de sancaktaki belaları buraya getiririz. Önüme ne kadar engel çıkarsa çıksın yolumdan dönmeyeceğim. safiye'den de şehzadesinden de muhakkak kurtulacağım. Önce Safiye'yi saraydan uzaklaştırmak lazım o buradayken şehzadeye yaklaşmak mümkün değil.
Gazanfer- Ölse ayrılmaz saraydan. Hünkarımızın aşkı da yeniden alevlendiğine göre Safiye sultanı dibinden ayırmaz.
Nurbanu- Ne aşkı ne alevi Gazanfer, ben o aşkı en harlandığı dönemlerde küle çevirmişim şimdi ortaya çıkan ufacık kıvılcımları mı söndüremeyeceğim?
Gerçekten de Murat Han'ın yüreğinde küllenen aşk yeniden alevlenmeye başlamıştı. Ama bu aşk Nurbanu sultanın dökeceği suyun altında sönmeye mahkum bir aşktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarayda İki Venedikli
Ficción HistóricaÖlümün kıyısında yaşanan hayatlar, harem cehenneminden cennete uzanan bir yol, kendi destanını yaratan, Osmanlı'ya kader katan aykırı bir kadın, güzeller güzeli Cecilia Baffo... Ve ona meydan okuyan, Osmanlı'ya diz çöktüren İtalyan güzel So...
