Safiye Süleymaniye'den döndüğünde odada kendini bir süprizin daha beklemekte olduğunu görür.
Safiye- Ne oluyor burada? Siz de kimsiniz? Ne hakla eşyalarıma dokunursunuz? Diyerek odasındaki cariyelere çıkışır.
Cariye- Bizi valide sultanımız gönderdi. Şehzademiz ve sizin için gerekli olan eşyaları tespit etmemiz için.
Safiye- Durduk yere nerden icap etmiş bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak?
Cariye- Sancakta lazım olacak olan eşyalar sultanım. Hünkarımız ve valide sultanımız sancağa gitmenizi münasip gördüler. siz de şehzademizle beraber gideceksiniz.
Safiye- Olmaz öyle şey şehzadem daha küçük. Sancağa çıkma yaşı gelmemiş bir şehzade nasıl sancağa çıkacak?
Cariye- Biz de emir kuluyuz sultanım. Bize söylenenleri yapmakla görevliyiz.
Safiye- Madem öyle şimdi de size söyleneni yapın ve çıkın bu odadan. Hemen, hemen şimdi defolun buradan diyerek cariyeleri odadan atar ve kapıyı da kilitler. Ardından kapının önüne yığıla kalır. karşısında bir çift ayağın kendine doğru gelmekte olduğunu farkeder. kafasını kaldırıp baktığında ise şehzadesi mehmet'in üzgün bir şekilde kendisine baktığını görür. şehzadesini kendine çeker ve sımsıkı sarılır. korkma aslanım seni hiçbir yere götüremezler. korkma diyerek evladını teselli etmeye çalışır.
Ardından Mehmet kendisini annesinden biraz uzaklaştırır ve annesinin gözlerinin içine bakarak " biz ne yaptık anne? Biz babama ve büyük valideme ne yaptık? Ne günah yaptık da bizden bu kadar nefret ediyorlar."
Safiye- Olur mu hiç aslanım biz bir şey yapmdık. Onlar da bizden nefret etmiyorlar. Hele baban senin için dünyayı durdurur yiğidim. Bu günlerimiz de geçecek yine eski mutlu günlerimize kavuşacağız üzülme sen.
Mehmet- Yalan söylüyorsun. Biliyorum ben valide sultan bizi burada istemiyor. Bizi düşman olarak görüyor. Şimdi kardeşim Selim de oldu ya bizden daha çok nefret etti değil mi? Oysa Manisa sarayında ne kadar mutluyduk. Sen, ben, babam ve Ayşe. Çok ama çok mutlu bir aileydik biz. Herkes bizim mutlu ailemizi konuşurdu. Şimdi ise bize acıyorlar.
Safiye- Mehmet'im, benim yiğit şehzadem annen daima senin yanında. Sana söz veriyorum eskisinden çok daha mutlu olacağız.
Mehmet- Biliyor musun geçen gün cariyeler konuşurlarken ne duydum. Şey dediler...
Safiye- Ne dediler?
Mehmet- Bir zamanlar sultan Süleyman ve Mahidevran sultan da Manisa'da iken çok mutlularmış. Birbirlerini çok seviyorlarmış. Sonra, sonra şehzade tahta çıkmış ve Hürrem sultan diye biriyle tanışmış. Hürrem sultan Mahidevran'ı ezip geçmiş. Şehzadesini de boğdurmuş. Dediler ki benim sonumda şehzade Mustafa gibi...
Safiye- Sus Mehmet. Sakın devamını söyleme. Öyle birşey olmayacak aslanım, olmayacak. Yiğidim benim, annen senin uğruna ölür de sana kıydırmaz. Saçının tek bir teline dahi zarar vermeye kalkan olsun bu her kim olursa olsun canını kendi ellerimle alırım. Unut bütün duyduklarını. Zira ne sen Mustafa'sın ne de ben Mahidevran'ım. Her ne kadar onlarla kaderlerimizin başı benziyor olsa da sonu asla aynı olmayacak. Tamam mı mehmet?
Mehmet başıyla validesini onaylar ve yanından ayrılır.
Nihal- Neler konuşuyor bu hatunlar böyle şehzademizin yanında tövbe tövbe canları çıkasıcalar.
Safiye- Nurbanu sultanın niyeti belli oldu Nihal. Bana ve şehzademe Mahidevran sultan ve şehzadesinin kaderini reva görüruyor. Tarihte yaşananlar tekrar yaşansın istiyor. Lakin ben buna izin vermem. Madem validemiz kan dökülsün istiyor o halde dökülecek ama bu kanım benim kanım olmayacak. Gayrı bu saray ikimize dar gelir ya o ya ben.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarayda İki Venedikli
Fiction HistoriqueÖlümün kıyısında yaşanan hayatlar, harem cehenneminden cennete uzanan bir yol, kendi destanını yaratan, Osmanlı'ya kader katan aykırı bir kadın, güzeller güzeli Cecilia Baffo... Ve ona meydan okuyan, Osmanlı'ya diz çöktüren İtalyan güzel So...
