66. bölüm

398 22 7
                                        

Merhaba sevgili okurlarım, bugün yayınlan bölümleri nasıl buldunuz? Yorumlarınızı ve voteleri bekliyorum. Finale çok yaklaştık. Son üç bölüm kaldı artık hikayemizin sonuna gelmeye. Bu zamana kadar yanımda olan, yorumlarıyla destek olan, hikayemi beğenerek okuyan herkese şimdiden çok teşekkür ediyorum. İyi okumalar. :)

Mehmet tahta çıktığında babası döneminde başlamış olan Avusturya seferleri devam etmekteydi. Osmanlı bu seferde Estergon kalesini kaybetti. Bir çok toprak elden çıktı. Bu durumdan iyice rahtsız olan sultan Mehmet divanı toplayıp " ceddimiz, devletimizin kurucusu Osman gazi hazretlerinden, büyük dedemiz Sultan Süleyman Han'a kadar bütün padişahlar askerin başında sefere çıkmıştır. Dedemiz Selim Han ile babamız Sultan Murat bu usulü bozdular. Biz dahi başlangıçta seferi paşalarımıza bırakmakla hataya düştük. Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek ister. Kararımız odur ki yakında sefere çıkacağız. Hazırlıkları tamamlayın küffara haddini bildirmek gerek." Demiştir.

Hünkarın ordunun başında sefere çıkma kararına memnun olanlar kadar olmayanlar da çoğunluktaydı. Safiye sultan da memnun olmayanlar arasındaydı.

Safiye- Aslanım, ne gerek var senin sefere çıkmana? Paşaların ne güne duruyor? Emret nereyi istiyorsan alıp getirsinler sana.

Mehmet- Valide, biz sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan2da bu kılıcı ne diye kuşandık? Kararımız karardır sefere çıkacağız. Taht uğruna devletimi feda etmem.

Safiye- Hissi kararlar vermeyesin hünkar oğlum. Kabul edelim ki Estergon kalesini kaybetmek bizi de ziyadesiyle üzdü lakin sen ordunun başında sefere gidersen devletin başında kim duracak. Rabbim korusun başına bir iş gelse nice olur halimiz?

Tam bu sırada Mehmet Han'ın ilk şehzadesi söze karışır.

Mahmut- Bir şey olmaz valide sultanım, hünkar babam gibi yiğit, cengaver bir padişahın karşısına kim çıkacak ki ona zarar versin. Hünkarımız en doğru kararı verdi. Ordunuzun başında olun ki halk padişahının devleti için neler yapabileceğini anlasın.

Mehmet Han oğlunu gözüyle onaylar ve validesine dönerek "evladımız doğru söyler gayrı orduyu yalnız bırakıp devlete küstürdüğümüz yeter. Korkularınızı anlıyorum validem lakin kaderimizde ölmek yazılıysa bundan kaçamayız. Devletin başına gelecekleri de düşünmeyin siz Rabbim uzun ömürler versin aslan gibi şehzadelerim var benim. Devletimi de sizi de korurlar evvel Allah.

Safiye- Lakin Mehmet'im...

Mehmet- Çekilebilirsiniz validem.

Safiye hünkarı kararından caydırmayı başaramaz ve istemeyerek de olsa has odadan ayrılır. Arkasından çıkan şehzade Mahmut'u görünce yanına gider.

Safiye- Ne yaptığını sanıyorsun sen?

Mahmut- Ne yapmışım?

Safiye- Aklından geçenleri biliyorum Mahmut efendi. Aklın sıra hünkar oğlumuzu küffarın kucağına atıp tahta çıkmayı hayal edersin amma daha çok beklersin. Ben hayatta olduğum müddetçe o tahta oturamayacaksın.

Mahmut- Siz aklınızı kaçırmışsınız. Rabbim şahidim olsun ki böyle bir düşüncem yok. Evet, her şehzade gibi bende tahtı istiyorum lakin babam eceli ile ölmeden taht hayal etmem.

Safiye- Etme de zaten. Senin olmayacak bir şeyin hayalini boşuna kurma. Ne sen ne de validen Halime emellerinize ulaşamayacaksınız.

Mahmut- Yeter artık, haddinizi bilin karşınızda emir verdiğiniz cariyeleriniz yok. Ben bir şehzadeyim, Al-i Osman'ım. Peki ya siz kimsiniz? Sadece bir köle. İstediğiniz kadar valide sultan olun, istediğiniz kadar adamı rüşvetlerle satın alın, bu gerçek değişmez. Siz kabul etseniz de etmeseniz de ben bir gün o tahta çıkacağım. Devlet nasıl yönetilirmiş, adalet nasıl sağlanırmış tüm cihana göstereceğim. Atam Mehmet Han (Fatih) gibi, Selim Han (Yavuz) gibi, Süleyman han gibi bende bu devleti yeniden herkesin önünde tir tir titrediği bir imparatorluk yapacağım. Küffara korku, halkına sevgi saçan bir imparatorluk, sizin olmadığınız bir imparatorluk, Hürrem sultandan bu yana süre gelen kadınlar saltanatının olmadığı, padişahların perde arkasındaki kadınlar tarafından yönetilmediği bir imparatorluk kuracağım. Diyerek hızla Safiye valide sultanın yanından ayrılır.

Safiye içinden- Tüm bunları yapabilmen için padişah olman lazım Mahmut ve sen asla olamayacaksın. Nurbanu validemizden bu yana bu kadar dişli bir düşmanım olmamıştı. Şehzade Mahmut, artık yüzde yüz eminim ki senin tahta çıkman demek benim yağlı urganı boynuma takmam demek. İşte tam da bu yüzden benden önce sen takacaksın o urganı boynuna. Bu da Safiye'nin yeminidir.

Sarayda İki VenedikliBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin