61. bölüm

320 20 0
                                        


Yorumları alalım. Bölümü nasıl buldunuz?

"Kaderin oyunları daha bitmedi Sophia doğduğumuz toprakların kokusunu alıyorum. Biri daha gelecek bu hareme o toprakların kokusunu, asaletini, hırçınlığını taşıyan biri daha. Yıldızlar, gök fısıldıyor, bu senin son savaşın olacak. Ölüme yürüyecek olduğun son savaş."

Bu sözler Nurbanu sultanın. son sözleri oldu. Valide sultan hakkın rahmetine kavuştu. Böylece iki Baffo kızının amansız mücadelesi son buldu. Savaş bitmişti ve kazanan Safiye sultandı.

Haremin yönetimi silsile-i meratib gereği Safiye haseki sultana geçti. Gazanfer ağa saraydan sürüldü. Canfeda kalfanınsa sıradan bir kalfa olarak sarayda kalmasına izin verildi. Bülbül Ağa baş harem ağası oldu. Nihal hatunsa kalfa.

***

Bir kaç gün sonra Canfeda kalfa elinde bir kutu ile yeni harem yöneticisinin odasına geldi.

Nihal- Canfeda kalfa gelmiş sultanım sizi görmek istiyor.

Safiye- Gelsin.

Biraz sonra Canfeda kalfa içeri girer.

Canfeda Kalfa- Sultanım.

Safiye- Hayırdır Canfeda neden geldin odama? Yoksa bana mı biat edeceksin bundan sonra?

Canfeda- Nurbanu sultanımızın ölmeden evvel vasiyet ettiği kutuyu getirdim sultanım. Size vermemi istemişlerdi.

Safiye- Ver bakalım validemiz gider ayak ne göndermiş bize görelim.

Safiye kutuyu alır. Açtığında içinde bir yüzük olduğunu görür, zümrüt yüzük. Bir de mektup vardır. Safiye mektubu açıp okumaya başlar.

- Safiye, Venedikli küçük kuzenim iken bir anda ezeli düşmanım olan safiye, bu savaşın sen ya da ben yok olmadan bitmesinin imkanı yoktu. Bana gelip el uzattığında, yeter artık bitsin bu aptalca mücadele tutun elimi ve iki Baffo yan yana yürüyelim dediğinde öyle çok istedim ki seni kendime çekip sımsıkı sarılmayı, bitsin güzel kuzenim affet beni demeyi. Lakin olmadı, olamadı. Bir hikaye var Türkler'de; bir adam ve bir yılan varmış, adam yılana her gün süt verir yılanda ona yuvasından bir tane altın çıkarıp adama verirmiş. Yılan ve adam çok iyi iki dost olmuş. Sonra bir gün adamın bir işi çıkmış adam oğluna şu deliğe süt koy sonra bekle bir tane altın gelecek demiş. Dediği gibi de olmuş yılan yine sütü içtikten sonra bir altın vermiş. Bu böyle bir kaç zaman devam etmiş sonunda oğlan tek altına kanaat etmemiş yılanı öldürüp yuvadaki tüm altınlara sahip olmak istemiş. Yılanı öldürmeye kalmış lakin başarılı olamayıp kuyruğunu koparmış. Yılan da o kuyruk acısıyla oğlanı sokup öldürmüş. Baba eve bir gelmiş ki oğlu yerde cansız yatıyor. Yılana öfke ile dolmuş neden yaptın bunu oğluma diye sinirlenmiş. Daha sonra tüm gerçeği öğrenmiş. Oğlunun bu haline kendi açgözlülüğünün sebep olduğunu anlamış ve yılana eskisi gibi dost olalım demiş. Yılan da ona sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra biz seninle bir daha asla dost olamayız demiş.

İşte bizim hikayemizde böyleydi Safiye, sana yaşattığım onca acı varken, bana olan öfken böylesine büyükken biz dost olamazdık. Olsak da ilerde mutlaka birimizin canı yine yanardı.

Sultan olmak ne demek, güç ne demek yakında sende anlayacaksın. Hırsların Safiye, öyle bir noktaya gelecek ki geri adım atamayacaksın. Durman gereken yeri bildiğin halde durmayacak, sonuna kadar bedeli her ne olursa olsun gideceksin tıpkı benim gibi. İşte beni ancak o zaman anlayacaksın. Sana el uzatıldığında o eli kırmak zorunda olduğunu vakti gelince anlayacaksın. Çünkü iktidar yalnızlıktır gölge kabul etmez Safiye, zaafa, merhamete, yer yoktur bu haremde. Zayıfsan yoksun. Kanun belli ya ölecek ya da öldüreceksin. İşte tam bu yüzden affettim seni, şayet üzerinde hakkım varsa helal ettim.

Valide-i Atik Nurbanu Sultan Hazretleri.


Nurbanu sultandan ölesiye nefret etse de artık onun hayatta olmadığı düşüncesi Safiye'nin yüreğini acıtmıştı. Kabul etmiyordu kalbi. "ona nasıl üzülebilirsin? Sen istemedin mi ölmesini? Sen vermedin mi ona zehri?" diyordu içi lakin aklı kalbine karşı çıkıyordu. Nefret etsen de ondan kurtulmak için onca günah işlesen de Nurbanu sultan sana çok şey öğretti. En başta da bu sarayda sultan olmanın ne demek olduğunu. Yok olmamak için yok etmek gerektiğini o öğretmişti. Safiye sultanın kalbi ne kadar inkar etse de Sophia Baffo denen Venedikli küçük kızı büyüten, onu kendi elleriyle seçip şehzadesine sunan, ona haremin kurallarını öğreten ve dahi en önemlisi ona bu gücün, kudretin, saltanatın kapılarını açan, onu Safiye sultan yapan Nurbanu valide sultandı.


Safiye içinden- Bana tarifi olmayan acılar yaşattın, tertemiz kalbimi kararttın, ruhumu yok ettin, her neye tutunuyorsam elimden aldın. Önce aşkımı, sonra mutluluğumu çaldın, şehzademin, biricik evladımın canını istedin. Sen bu sonu hak ettin Nurbanu sultan, çoktan hak ettin. Ben seni affedemem, asla hakkımı helal etmem. Lakin, eğer beni şimdi gittiğin yerden duyuyorsan bil isterim. Beni sen seçtin, o pis korsanların elinden, avrat pazarından sen kurtardın. Sen olmasaydın ben bu sarayın kapısından dahi geçemezdim. Bunun için, belki de sadece bunun için teşekkür ederim Cecilia. 

Sarayda İki VenedikliBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin