Günler geçer. Tüm hazırlıklar tamamlanır. Artık yapacak tek bir şey kalmıştır o da nikah gününü beklemek. Gün yaklaştıkça Nurbanu sultan daha da öfkelenmeye başlar. Çünkü ne yapmaya çalışırsa çalışsın başarılı olamıyordu. En sonunda Nurbanu sultanın cariyelerden ve yardımcılarından beklediği çareyi kader ona kendi elleriyle altın tepside sundu. Hünkarın herkesten gizlemeye çalıştığı hastalığı validesi Nurbanu sultanın kulağına kadar geldi.
Nurbanu- Ne dersin sen Gazanfer duyduklarım doğru mu?
Gazanfer- Evet sultanım. Nice zamandır hünkarımızın odasına gizli gizli hekimler gelir gidermiş. Belli ki bu yüzden gönderdiğimiz afetlerin hiçbirini kabul etmiyordu.
Canfeda- Vay başımıza gelenler desene hünkar hatunların işini göremez oldu.
Gazanfer- Tövbe tövbe ağzından çıkanı kulağın duysun kalfa denir mi öyle hem de valide sultanımızın huzurunda.
Nurbanu- Canfeda doğru der Gazanfer. Aslanım bundan gayrı iş göremez olmuştur. Lakin yine de hala Safiye'nin işini görebilir.
Gazanfer bu söz karşısında şakına döndü ve anlayamadım sultanım diyerek Nurbanu sultanı cevapladı.
Nurbanu- Allahıma o kadar çok dua ettim ki sonunda dualarımı kabul eyledi. Bu hastalık haberini herkese yaymalıyız. Herkes hünkarın iktidarsızlığından haberdar olmalı. Tabi anlatırken biraz abartsak bir şey olmaz değil mi? Mesela diyeceksiniz ki gücünün sınırı olmayan hünkarımız efendimiz hazretlerini bir cadı mahvetti. Kendisine kul köle olsun diye hünkara büyü üstüne büyü yaptı. Hünkarımız hazretleri güçten kesildi. Bu hastalığın tek sorumlusu vardır o da Safiye denen büyücüdür.
Gazanfer- Hay aklınızla bin yaşayın sultanım. Siz hiç meraklanmayın bu büyü hikayesini tüm ahali-i osman öğrenecek.
Nurbanu sultan dediğini yapar. Ülkenin dört bir yanı Safiye'nin cadılığını, büyülerini konuşmaya başlar. Bu konuşmaları işiten sultan Murat ilk başta inanmak istemez. Benim Safiye'm bana bunu yapmaz diye kendini avutmaya çalışır lakin derdine hiçbir hekimin derman olamaması, validesi Nurbanu'nun sürekli olarak kulağına fısıldadığı yayanlar hünkarı inandırır.Söylentilerin etkisinde kalan Murat en sonunda Safiye'yi odasına çağırtır.
Murat-Yazık, çok yazık. Ben senin için neler düşüneyim, ne hayaller kurayım sen benim arkamdan neler yap.
Safiye- Demek dedikodalardan haberiniz var.
Murat- Yoo nerden olsun. Bir de demek haberiniz var diyor ya. Duymayan kaldı mı diye bir sor istersen. Zira cümle alem bu soruyor bir birine.
Safiye- Size ne söylediler, sizi neye inandırdılar bilmiyorum ama hepsi yalan. Ben cadı değilim Murat. İnan bana benim bir günahım yok.
Murat- Yeter Safiye. Buraya yalanlarını duymak için çağrırmadım seni. Nikah mikah yok bunu söylemeye çağırdım. Sana değil nikah kıymak yüzünü görmeye tahammülüm yok artık. Ayrıca sen de çok iyi bilirsin ki böyle büyük bir suçun tek bir cezası vardır o da idam. Lakin ben yine insaflı davramdım evlatlarımın yüzü suyu hürmetine seni affettim. Bundan gayrı hasodanın yakınından dahi geçmeyeceksin. Aksi halde olacaklardan ben sorumlu olmam. Şimdi yıkıl karşımdan.
Safiye kendine bu sözleri duyacak ne yaptım ben rabbim derken dizlerinin üstüne çöker ve gözlerinden damlalar düşerek "hayır Murat, yalvarırım inanma onlara yalan hepsi ben sana bir şey yapmadım, yapmam. Kıyamam ki ben sana. Ne olur sevgilim kıyma bize, kıyma sevgimize. Ne olur, ne olur yapma"der.
Murat Safiye'nin sözleri ve gözyaşları karşısında kalbinden ılık ılık birşey aktığını hisseder. Sanki vücudunu bir ateş kaplamaktadır. Sonra Safiye'nin ağlamaktan kızaran gözlerini içine bakar tutup kollarından kaldırmak ve tamam güneşim sana inanıyorum diyerek sımsıkı sarılmak ister lakin hemen validesinin sözleri aklına gelir. Şiddetle " yeter, sabrımı daha fazla zorlamadan çık." der. Kalbinin tam tersini söylemek istemesine rahmen.
Safiye gözlerinden yaşlar istemsizce süzülmeye devam ederken zar zor ayağa kalkar ve has odadan çıkar. Kapılar yüzüne kapanırken son kez hünkarına bakar ve " bir gün günahsız olduğumu anlayacaksın lakin o gün çok geç olacak".
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarayda İki Venedikli
Historical FictionÖlümün kıyısında yaşanan hayatlar, harem cehenneminden cennete uzanan bir yol, kendi destanını yaratan, Osmanlı'ya kader katan aykırı bir kadın, güzeller güzeli Cecilia Baffo... Ve ona meydan okuyan, Osmanlı'ya diz çöktüren İtalyan güzel So...
